Bir karar alınıyor. Şehir tepki veriyor. Sonra süreç bir anda “takibe alındı” çizgisine çekiliyor. Ve o çizgi, zamanla bir sis perdesine dönüşüyor.

Eskişehir’de eski devlet hastanesi alanı 17 Mart 2026’da özelleştirildi.

Cümle bu kadar net. Ama sürecin kendisi hiç net olmadı…

“Biz de Resmi Gazete’den öğrendik” denildi. Bu ifade zaten başlı başına bir şey anlatıyordu: Şehrin haberi, kararın gerisinden gelmişti. Tepkiler büyüdü, görüşmeler yapıldı, Ankara’ya gidildi, dönüldü. Herkes bir şey söyledi. Ama hiçbir şey değişmedi.

Sonuç basit: Alan özelleştirildi. Karar kaldı. Eskişehir bir kez daha sonradan öğrenen şehir oldu.

24 Nisan 2026…

Bu kez liste daha uzundu: Hava Hastanesi, Sivrihisar’daki alan, Mihalıççık…

Yine açıklamalar. Yine ziyaretler. Yine “geri dönülüyor” havası.

Hatta iş daha da ileri gitti. “Önümüzdeki günlerde Resmi Gazete’de geri çekilme yayımlanacak” denildi. Kulağa net geliyordu. Kesin gibiydi. Sanki olmuş bitmiş gibi anlatıldı.

Ama ortada Resmi Gazete yok.

Yoksa geri çekilme yok.

Arada kalan tek şey beklenti.

Bir de soru:

Eğer gerçekten geri adım atıldıysa, bunun yazısı nerede?

Özelleştirme İdaresi’nin Valiliğe göndereceği söylenen “satılamaz” yazısı nerede?

Gönderildi mi, gönderilmedi mi?

Bilen yok.

**

İşin en rahatsız edici tarafı da burada başlıyor.

Bir karar alınıyor. Şehir tepki veriyor. Sonra süreç bir anda “takibe alındı” çizgisine çekiliyor. Ve o çizgi, zamanla bir sis perdesine dönüşüyor.

Sis dağılıyor mu?

Hayır.

Sadece konu gündemden düşüyor.

Eskişehir’de tekrar eden bir döngü var: Büyük tepki, yoğun gündem, ardından sessizlik.

Sessizlikten sonra ise genellikle tek bir şey kalıyor: Gerçekleşmiş karar.

Şunu açık söylemek gerekiyor:

Eskişehir’in en büyük sorunu artık sadece alınan kararlar değil. O kararların nasıl alındığı, nasıl geri alındığı söylenip ama geri alınmadığı, ya da hiç netleşmediği meseleler.

Bir şehirde en tehlikeli şey karardan çok belirsizliktir. Çünkü belirsizlik, tepkiyi de tüketir. İnsanlar bir süre konuşur, sonra yorulur. Sonra “herhalde oldu bir şeyler” deyip bırakır.

Ve tam da o noktada dosya kapanmaz.

Sadece sahneden çekilir.

Bugün ortada çok basit ama cevaplanmamış sorular var:

Bu alanlar gerçekten özelleştirme kapsamından çıkarıldı mı?

Yoksa sadece ertelenen bir satış ihtimali mi konuşuluyor?

Eğer çıkarıldıysa, neden yazı yok?

Eğer çıkarılmadıysa, neden “çıkarıldı” gibi konuşuluyor?

Bu kadar basit soruların bu kadar uzun süre cevapsız kalması normal değil.

Ve bu normalleşme hali, en çok Eskişehir’e zarar veriyor.

Eskişehir’in bir refleksi var: İlk anda güçlü tepki.

Ama ikinci bir refleks eksik: Takip.

Asıl kayıp orada başlıyor zaten.

Çünkü ilk alev kolay yakılıyor. Zor olan o alevi korumak. Ve daha zor olanı: Sonuca kadar götürmek.

Aksi halde olan şey şu:

Konu konuşulur.

Gündem olur.

Sonra unutulur.

Suskunluk ise en büyük kabule dönüşür…