Vakıf ile ‘bakanlık içinde bakanlık yapılanması’ denebilecek bir holding yapılanması oluşturulacağına dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP iktidara gelirken kamu vakıflarını, fonlarını kapatma sözüyle geldi.
Şimdi tekrar vakıf kurma arayışındalar. Neden? Çünkü rantın paylaşımı söz konusu! Kurulacak vakfa vize aracılık hizmeti yetkisi veriliyor! Vize havuzuna akan milyarlarca liralık rantı biraz da biz yiyelim diyorlar. Amaçları Dışişleri teşkilatını güçlendirme değil! Amaç vize kasasındaki milyarların paylaşımı! Rant için 500 yıllık diplomasi geleneğini, Dışişleri Bakanlığı’nı yok edecekler. Sayıştay denetiminden muaf, Dışişleri Bakanlığı’nın yetkilerini ‘Dışişlerini Güçlendirme Teşkilatı Vakfı’ adı altında paralel bir yapıya devredecek kanun teklifini CHP olarak kabul etmiyoruz.” dedi.

"Bakanlık Yetkilileri Vakfa Verilecek"

Sayıştay denetiminden muaf, geniş yetkilerle donatılan ve muhalefetin Dışişleri Bakanlığı'na bir tür ‘paralel yapı’ oluşturacağı gerekçesiyle karşı çıktığı Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın kurulmasına ilişkin kanun teklifi itirazlara rağmen TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. AKP ve MHP oylarıyla kabul edilen teklif, Dışişleri Bakanlığı teşkilatını güçlendirme ve personel yetiştirme gerekçesiyle Meclis’e getirilirken, kanun ile kurulacak Vakfa taşınmaz alıp satma, şirket kurup işletme ve işlettirme gibi yetkiler tanınmasına muhalefet karşı çıktı.

"Bir Holding Kuruluyor"

“ ‘Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’ adı altında âdeta ‘Bakanlık içinde bakanlık’ denilecek bir holding yapılanmasıyla karşı karşıyayız” diyen TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Cumhuriyet Halk Partisi
olarak teklife karşı çıkma gerekçelerini şöyle sıraladı:


“Teklifin gerekçesinde ‘Teşkilatın, Bakanlık teşkilatının güçlendirilmesi, personelin temsil kabiliyeti, donanımlı yetiştirilmesinin desteklenmesi’ diyor. Ama içeriğe baktığınızda bununla ilgisi yok. ‘Taşınır taşınmaz mal almak, kiralamak, araç almak, kiralamak, Bakanlığa tahsis etmek, inşa etmek’ yetkileri Vakfa verilecek. Bunların Dışişleri teşkilatını güçlendirmeyle alakası yok. Bakanlığın kendisi isterse inşaat yapar, araç alabilir ama bunun için Bakanlığa ayrıca kamu kaynağı kullandırılmasına gerek yok. Bitmiyor. Vakfa gelir elde edici faaliyet izni de veriliyor. Yurt içinde, yurt dışında taşınır taşınmaz mal almak, satmak, kiralamak; iç borçlanma senetleri, varlık kiralama, şirketin kira sertifikaları, tahviller, hisse senetleri vesaire. Bunların da yine Dışişlerinin faaliyetlerini güçlendirmekle, personelin donanımını geliştirmekle hiçbir
alakası yok. Açıkça bir ticari işletme, hatta işletmeler zinciri bir holding kuruluyor.”

"Vergi Muafiyeti, Üniversite Kurma Yetkisi"

Kurulacak vakfa birçok alanda vergi muafiyeti verilmesine de karşı çıktıklarını söyleyen Çakırözer, “Dışişleri Bakanlığıyla yetki paylaşımı yaparak maddi finansal işler yapacak bir vakfın kâh emlakçı, kâh spekülatör, kâh yatırımcı olacağı bir durum dünyanın hiçbir yerinde yok! Ama bizde var.” dedi.


Çakırözer, vakfa yükseköğretim kurumları kurma yetkisi verilmesine de, “Vakfa yükseköğretim kurumları kurma yetkisi de veriliyor. Aslında kendi akademisi var Bakanlığın ama ‘Bir de yeni üniversite kuralım, lisansüstü program kuralım.’
ODTÜ'de, Boğaziçi'nde, diğer üniversitelerde istibdat rejimi kuran iktidar şimdi ‘Nitelikli eğitim için akademi kuracağız’ diyor inanacaksak eğer.” diye eleştirdi.

"Sayıştay Denetimi Olmayacak"

Meclis’ten geçen teklifte en sakıncalı hususlardan birinin Bakanlık imkânları ve kaynakları kullanılarak vakfa yaratılan gelirlerden yapılan harcamalar için denetim mekanizması kurulmaması olduğuna dikkat çeken Çakırözer, şunları söyledi:

Çakırözer: "Anadolu'da Gazeteler Kararıyor Televizyonlar Eriyor" Çakırözer: "Anadolu'da Gazeteler Kararıyor Televizyonlar Eriyor"


“Sayıştay devre dışı, Bakanlığın kendi denetimi devre dışı. Denetçi var mı? Var, evet, kim seçiyor? Bakanın başında olduğu mütevelli heyet seçiyor. Kimi denetleyecek bu denetçiler? Mütevelli heyeti denetleyecek! İnanırsanız, hesap verebilirlik konusunda en ufak bir kaygısı yok. Hesap verebilir konumda olmayacak vakfa bağış yapılmasının önü açılıyor. Kim, hangi amaçla bağışta bulunacak? İktidarla işleri çözmek için iş insanlarının olağanüstü bağışlar yapmak için sıraya girmesi nasıl
engellenecek belli değil. Tüm bu ticari faaliyetlerde alınan bağışlarda vakfın kurduğu ya da ortak olduğu iştiraklerde bir suç işlenmesi durumunda vakfın başındaki kişi olarak Dışişleri Bakanı’nın ismi hep ön planda olacak.”

"Amaç Havuzdaki Milyarları Paylaşmak"

Çakırözer, vakfa verilecek vize aracılık hizmeti yetkisine dikkat çekerken, AKP’nin amacının Dışişleri teşkilatını güçlendirmek değil, vize aracılık hizmetleri için oluşan rantın paylaşımı olduğunu söyledi.


Çakırözer şöyle konuştu:


“Bu teklifle vakfa vize aracılık hizmet yetkisi veriliyor. Türkiye'ye gelen milyonlarca yabancı turistin ve göçmenin vize işlemlerinde hâlihazırda 58 ülkede 12 arac şirketten hizmet alınıyor. Kim belirledi bu şirketleri? İktidar partisi belirledi. Nasıl
belirledi? İhalesiz belirledi. Bana yakın, sana yakın, ona yakın. Geçen yılın parasıyla 5,5 milyar lira, şimdi 10 milyar liraya yakın bir para var. Bunu biz ne yapacağız meselesi. Aynı iktidar kendi belirlediği şirketleri şimdi onlar yemesin biraz da bir vakıf kılıfı altında biz yiyelim diye böyle bir mekanizma kuruyor. Peki, komisyonda bizler söyledik, diğer arkadaşlar söylediler. Bunun daha kamucu olanı, daha hesap verilebilir olanı, daha dürüst, daha namuslu olanı yok mu? Var. Vize vermek kamusal bir hizmet. O zaman vize verme işlemlerini bizim kendi memurlarımız versin. Para bütçenin parası. Siz bütçenin parası değilmiş gibi harcayacaksınız. Yani teklifin altında imzası olan AKP milletvekillerinin ya da onların önüne bu metni koyan iradenin öncelikli meselesi: ‘Bu vize havuzuna akan milyarlarca liralık rantı biraz da biz yiyelim’ meselesi.”

CHP’li Çakırözer: “Keyfi rant için 500 Yıllık Diplomasi Geleneğini Yok Edecekler!"

AKP’nin kamu vakıflarını kapatma sözüyle iktidara geldiğini de hatırlatan Çakırözer, “Şimdi, 22 yıl sonra bu keyfî rant düzeni için 500 yıllık diplomasi geleneğimizin yuvası Dışişleri Bakanlığı’nı dahi alet edecek noktaya gelmeleri AKP’nin dönüşümünü göstermesi açısından ibret vericidir. Özetle, plansız, programsız, soru işaretleriyle dolu, bakanlığı görev ve yetkilerinden yararlanarak gelir üretip bunun nasıl harcanacağı konusunda hesap vermek niyetinde olmayan bir yapıyla karşı karşıyayız. Omuzunda büyük sorumluluk bulunan bir Dışişleri Bakanına bunca ticaret faaliyetin olduğu vakfın başkanlığını yüklemek ve bir tacir gibi davranmasını beklemek bakan için, bakanlık için, Türkiye için doğru değildir. Eğer amaç gerçekten dışişlerini güçlendirmekse ‘makbul partizan memur arayışı’ yerine hariciyemizin devlet geleneğinden kopmayan meslek mensubu kadrolarının önünü açarsak o zaman dışişleri teşkilatında arzu ettiğimiz gelişme ve güçlenmenin önünü gerçekten açmış oluruz!” diye konuştu.

Editör: Buğrahan Doğangil