Anadolu Üniversitesi, 2025-2026 akademik yılı mezunlarını verdi. Eskişehir Haber Ajansı (EHA) muhabiri Yusufhan Toraman, üniversitenin İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) Gazetecilik Bölümü'nden mezun olan öğrencilerle, bölümleri, fakülteleri ve üniversiteleri üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Yeni mezunlar, üniversitelerini teknik ve idari açıdan değerlendirdi. Ayrıca iş bulma kaygılarına dair fikirlerini de paylaştılar.

Eski adı "Basın ve Yayın" olan bölüm geçtiğimiz yıllarda "Gazetecilik" olarak değiştirilmişti. Bunun yanlış bir karar olduğunu değerlendirirken, bölümün pratik yönden eksikliklerine de parmak bastı.

Fakültenin teknik kapasitesi ve altyapısından memnun olduklarını dile getiren gençler, iş bulma, staj imkanları ve bölümün mezunları yönlendirme konusundaki yetersizliğini de eleştirdi.

"Entelektüel Olarak Yetersiz Kalıyoruz"

24 yaşındaki Selin Kaplan, bölümdeki pratik derslere vurgu yaptı. Kaplan, pratik ders sayısının fazla olmasından memnun olduğunu söyledi fakat bunun büyük bir yükle geldiğini bu sebeple entelektüel olarak fakültenin öğrencileri yeteri kadar geliştiremediğini ifade etti. Selin şunları söyledi:

"Bence fakültemi diğer üniversitelerden ayıran en önemli özelliklerinden biri, verdiği eğitimin daha çok sektöre yönelik olması. Teorik derslerden daha çok pratik dersler var. Hepimiz Gazetecilik Bölümü'nden mezun olduğumuzda en azından kamera kullanabiliyoruz, elimize mikrofon gelmiş oluyor, kamera karşısında yer alabiliyoruz. Bu anlamda iyi ve yeterli buluyorum. En büyük dezavantaj ise avantajın kendisi. Pratik ders yükü çok fazla. Teorik dersleri de pratik ders gibi işliyoruz. Bu ne kadar bizi sektöre hazırlıyor gibi görünse de bir gazeteciye entelektüel birikim sağlamıyor ki çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Biz bir Ankara Üniversitesi, Marmara Üniversitesi öğrencileri kadar politik, ekonomik bir bilgiye sahip olarak mezun olmuyoruz.. Okul bize bunu sağlamıyor. Sadece birkaç kuram dersiyle öğreniyoruz. Bu da bizi sadece mikrofon tutan, kamera karşısına, arkasına geçen figürler haline getiriyor. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri, bence entelektüel kalite olarak alt seviyede kalıyor."

Öğrenci Yeterince Bilgilendirilmiyor

Derslerin kredisi ve yaz okuluyla alakalı fikirlerini de ifade eden Kaplan, özellikle yaz okulu konusunda öğrencilerin zorlandığını şöyle açıkladı:

"Özellikle Gazetecilik Bölümü'nde oturmamış bir düzen var. Dersler değişiyor, kaldırılıyor, derslerin kredisi değişiyor ve bence bununla ilgili öğrenciye yeteri kadar bilgi verilmiyor. Bu yüzden öğrenciler zor durumda kalabiliyor. Bir başka konu da; biz diğer fakültelerdeki öğrenciler gibi rahatlıkla başka üniversitelerden yaz okulu dersleri alamıyoruz. Benim çevremde gördüğüm arkadaşlarım bunu yapabiliyor. İşleyişle alakalı bir takım sıkıntılar olduğunu düşünüyorum."

Okul İş Bulmaya Yardımcı Olmuyor

Türkiye'de en çok işsiz mezun veren bölümler arasında gazetecilik var. Selin Kaplan'da bölüme başladığı günden bu yana işsizlik kaygısı olduğunu ve mezun olduğunda bu kaygının ne kadar yerinde olduğunu farkettiğini söyleyerek şöyle kaydetti:

CHP Eskişehir’den 30 Ağustos Mesajı: Bağımsızlık ve Cumhuriyetimizi Savunacağız
CHP Eskişehir’den 30 Ağustos Mesajı: Bağımsızlık ve Cumhuriyetimizi Savunacağız
İçeriği Görüntüle

"İş bulma kaygım kesinlikle var. Türkiye'deki her genç gibi... Üstelik ben bölüme başladığımdan beri sektörde çalışıyorum. 4 yıl boyunca çalıştım. Gerek Eskişehir'de yerel basında gerek TRT ve Anadolu Ajansı gibi ulusal basında staj yaptım ve bana bu olanakların hiçbirini okul sağlamadı. Ben hepsini kendim buldum. Bir deneyim kazandım 4 yıl boyunca ama bu deneyim asla bana iş bulma anlamında yardımcı olmadı. Şu an yeni mezunum ve iş arıyorum. Bir sürü yere başvuruyorum, hiçbir yerden dönüş alamıyorum. Kaygımın doğru olduğunu farkettim."

Whatsapp Image 2025 07 07 At 12.27.16

"O Kadar Yanlış ve Saçma Bir Sistem Var Ki..."

Bir başka gazetecilik mezunu A.D. ise, sistemle alakalı farklı bir konuya parmak bastı. Ders seçim sistemini "saçma" olarak değerlendiren ve bu sistem yüzünden okullarının uzadığını söyleyen A.D., konuyla alakalı şu ifadeleri kullandı:

"Ben basın ve yayın girişliyim. Bölümümüz sonradan gazetecilik bölümü olarak değiştirildi. Benim bu fakültede en büyük avantaj olarak gördüğüm şey bizim neredeyse tüm basın organları için dersler almamız oldu; sinema, TV, dergi, gazete, blog vs. Bölüm ve fakülte ile alakalı karşılaştığım en büyük sorun ders seçim sistemi. O kadar saçma bir o kadar da yanlış bir sistemi var ki farklı üniversitelerde farklı bölümler okuyan arkadaşlarımın ders seçim sistemlerinden çok farklı. Olması gereken sistem dönem içi alınması gereken zorunlu derslerin öğrenci üzerine otomatik bir şekilde yüklenmesi öğrencinin sadece kendisini geliştirmek istediği yöne doğru olan seçmeli dersleri isteğine göre seçmesi. Zorunlu dersleri alttan aldığı dersle çakışan istisna öğrencilerinde dönem içi alması gereken zorunlu dersleri kendi isteğiyle bırakabilmesi. Ama bizim fakültede öyle bir sistem yok biz dönem için alınması gereken zorunlu dersleri bile alamıyoruz ve bu yüzden okulumuz uzuyor."

A.D., bölümün adının değişmesine ilişkin ise, "Bizim bölümümüz keşke basın ve yayın olarak kalsaydı daha çok insana hitap edebilirdi. Çünkü yelpaze daha genişti şu an sadece gazeteciliğe indirildi" dedi.

"İletişimin Mitleri ve Efsanelerini Duyarak Geldim"

Normalde mezun olması gereken fakat okulu uzayan A.Y. ise, İletişim Bilimleri Fakültesi'ne büyük beklentilerle geldiğini fakat fakültenin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Fakültenin teknik yeterliliği, kadrosu ve idari yapısı gibi birçok konu hakkında düşüncelerini paylaşan A.Y., bölümün adının değiştirilmesini de eleştirdi. Akademik kadronun pratik dersler konusunda yetersiz kaldığını da idda eden A.Y., şöyle konuştu:

"Aslında fakültemi ve bölümümü seviyorum. Buraya gelmeden önce Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nin efsaneleri ve mitlerini duyarak geldim. Herkes ne kadar köklü, Türkiye'ye yön veren iletişimcilerin yetiştiği bir fakülte olduğundan bahsediyordu. Geldiğimde karşılaştığım manzara ise bundan çok uzaktı. Bölümdeki teknik yeterlilikler her ne kadar iyi olsa da, kadro ve idari açıdan çok sorunları olduğunu düşünüyorum. Evet fakültede teknik imkan inanılmaz. Stüdyolar, ekipmanlar, bilgisayar odaları, kütüphanesi... Fakat akademik kadrosu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Okuduğum bölüm Basın ve Yayın. Daha doğrusu öyleydi. Gazetecilik olarak değiştirilip nitelik kaybedene kadar. Bölüm gereği pratik ders yükü fazla. Okurken çalışmak, proje teslimleri çoğunlukla mesleğe yönelik olmalı. Aslında derslerin işleyişi de bu yönde ama akademik kadronun pratik yetersizliği fazlaca hissediliyor. İletişim Bilimleri Fakültesi'nde hoca olan birinin, doğru ve etkin iletişim kurabilmesini beklerim. Hocalarımızın bir kısmı bundan maalesef çok uzak. Pratik yetersizlikleri ise ödev teslimlerinde adeta zulüme dönüşüyor. Örnek vermek gerekirse, sizden röportaj yaptığınız bir ödev bekleniyor. Siz de bunu hakkıyla yapıp teslim ediyorsunuz. Bunu değerlendiren akademisyen, hayatında ya hiç mesleki tecrübe edinmemiş sadece akademide kalmış ya sadece öğrencilik zamanında staj yapmış ya da çok eskiden çalıştığı için çağı ve zamanı yakalayamamış."

"Gözde Öğrenci Değilseniz Not Alamazsınız"

A.Y., bölüme dair çarpıcı bir açıklamada bulunarak, öğrencilerin kayırıldığını ve kayırılmayan öğrencilerin düşük not aldığını şu sözlerle anlattı:

"Öte yandan öğrenci kayırma olayı da var. Gözde öğrenci değilseniz dünyanın en nitelikli ödevini de yapsanız asla hocanın sevdiği öğrenci kadar not alamazsınız. Ha bölümde yüksek not almak önemli mi hayır. Yine de saatlerce emek verdiğiniz bir iş değerini alamadığında moral kaybı yaşıyorsunuz. Bu fakülte ve bölümün amacı da sektöre etiğe uyacak, gerçek gazeteciliği uygulayacak, idealist gazeteciler yetiştirmek. Sizin daha öğrencilik yıllarınızda sürekli sürekli hevesiniz kırılırsa sektöre ve mesleğe olan inancınız ne olur?"

Güvenlik Öğrencileri Kaydetti, Dekan Sessiz Kaldı

Üniversitede rektör ve dekanın öğrencilerle iletişiminin eksikliğine de vurgu yapan A.Y., akademik boykot zamanına ilişkin bir iddiada da bundu:

"Bir başka konu da yönetim. Bir fakülte öğrencisine bu kadar düşman olmamalı diye düşünüyorum. Belki düşman demek doğru olmaz fakat öğrencisini koruduğu ya da savunduğu da söylenemez. Yine bir örnek vermek gerekirse, eylem zamanı üniversitede akademik boykotu başlatan ilk fakülteyiz. Boykot zamanı üniversitenin güvenliği fakülteye girdi, dersliklerin önünde pozisyon alarak hangi hoca ders veriyor, hangi öğrenci derse giriyor, girmiyoru denetlemek amacıyla cep telefonlarıyla kayıt aldı. Aynı zamanda bahçede oturan öğrencileri ve akademisyenleri de kayıt altına aldılar ve fakültemizin dekanı konuyla alakalı tek bir şey söylemedi. Öğrenci dekan, öğrenci rektör ilişkisinin bu kadar zayıf olması üzücü. Şu an ki rektörümüz iletişim mezunu üstelik."

"Fakültenin Öğrencisini Ezdirmesi İçler Acısı"

A.Y., son olarak iş bulmaya dair kaygılarını da paylaştı. Okulun bu konuda hiç yardımcı olmadığını ifade ederek şunları dedi:

"Fakültenin, öğrencilere mezun olduktan sonra iş bulma konusunda da çok yardımcı olduğunu düşünmüyorum. Bölüme başladığımdan beri bir yandan çalışıyorum. Özellikle yerel basında öğrenci işçiyseniz şartlar çok kötü. İyi kötü bir şeyler öğrenirim diye girdiğiniz yerlerde adeta köle muamelesi görüyorsunuz. İşin en kötü yanı buna katlanmak zorunda hissediyorsunuz. Çünkü iş bulmak gerçekten çok zor. Olabildiğince kendimi geliştireyim ve mezun olduğumda iyi kötü bir işim olsun diye yerel basında sürünmek zorundasınız. Bazı yerel medya şirketlerinin berbatlığını bütün şehir bilmesine rağmen sözde nitelikli gazeteci veya iletişimci yetiştiren bir fakültenin anlam alamaması ve öğrencisini ezdirmesi içler acısı."

Muhabir: Yusufhan Toraman