Ülke ekonomisi berbat bir durumda.
Vatandaş bırakın et, kıyma, peynir almayı yediği ekmek sayısından bile tasarruf ediyor.

Üzerine bir ceket alamayan, yıllardır aynı ayakkabıyı giyen, telefonum bozulacak diye ödü kopanlar var.

Kendimiz geçinemiyoruz, çocuğa nasıl bakarız diye çocuk yapmaktan vazgeçenler var.

Hasta olduğu halde hastaneye gitmeyen, yazılacak ilaçların farkını ödemekten imtina edenler var.

Belki sizin çevrenizde, etrafınızda görmüyorsunuz ama bu insanlardan fazlaca var.

Ülkede adalet sistemi de pek iç açıcı değil…
Katiller, uyuşturucu tacirleri, büyük hırsızları geçtim ülkenin bütünlüğüne kast etmiş teröristler bile affedilip sokağa salınıyor. Siyasi mekanizma baskısıyla vicdanları tatmin etmeyen aksine kanırtan yargı kararları ile yüreğimizi fil çökmüş gibi mutsuz yaşıyoruz.

Eğitim zaten içler acısı zira ücretsiz dediğimiz, anayasaya göre asla para alınmaması gereken devlet okullarının bağış parası bile borsa gibi yükselen ve aleni yapılan bir durumda.

Sağlık lüks binalarda ama randevu bulabilir, buldun diyelim 3 ay içinde bir mr ya da ultrason randevusu alabilirsen şükrettirecek aşamada.

Sanayi, Ticaret ve Tarım politikasına değinmiyorum bile…
Ya da afetlere hazırlık, kentsel dönüşüm gibi hayati konularda ağzımı açmak istemiyorum.

Bırakın vasatı, vasatın yakınında bile olmayan bir kötü yönetimin içindeyiz…

Ancak ilginç bir durum var.

Tüm bunları uzun süredir yaşamamıza rağmen iktidar partisi olan Ak Parti yarın seçim olsa yine favori, yine favori…

Neden?

Şartlar, koşullar, yönetim zaafiyeti bile bu kadar ortadayken neden iktidar değişme olasılığı hep aynı çıtada kalıyor? Eşyanın tabiatına ters değil mi bu?

Neden sorusunun cevabı aslında gözümüzün önünde!

Çünkü CHP ne zaman iktidar şansı ayağına gelse bir çuval inciri berbat edecek bir savurganlık içinde yol alıyor.

Arkasına Atatürk fotoğrafı koyuyor ama içinde, kalbinde Atatürk’ün izi yok…
Ak Parti’ye antidemokratik diyor ama antidemokrasinin, dikdatörlüğün kralını kendi gücü nispetinde küçücük belediyelerde bile yapıyor.
Biz PKK, Öcalan ve HDP yüzünden Ak Parti, MHP’ye demedik laf bırakmıyoruz CHP utanmadan aynı komisyon masasına oturuyor.

Biz liyakat, adalet, demokrasi yok edildi, biat kültürü normalleşti diye Ak Parti'ye sallıyoruz ama CHP demokrasiyi aynı listeye destek vermeyene topyekün saldırıyla linç etmeye kalkıyor.

Gençleri ayrıştıran kısımda var, şaibeli veya şüpheli işlerin içinde var, içindeki halk kelimesinin temsilini bile kendi etrafında olanların oluşturduğu halk meclisleri ile doldurmaya çalışan samimiyetsizlikle yürüyor.

Düşünce özgürlüğü, eleştiri, gazetecilerin tutuklanması ile ilgili yorumlara girersem sayfa yetmez. Çünkü hain olman, düşman olman için mesela başkan dalkavuk ekibinden 2 kişinin gazı yeterli…

Fazlası var ama bunları not düşmek kafi…

İşte bunları değiştirmediği, zor zaman, bir olmalıyız diye söze başlayıp, birbirini yediği sürece CHP iktidar olamaz.

Dünyanın en büyük adalet yürüyüşünü yapan Kılıçdaroğlu’nun bile koltuk sevdası ile düştüğü konuma bakarsak aslında koltuk hırsı ya da gücün yanında konum alma sevdası ile partilileri dışlayan karakterler yarın o sistemde kendilerinin de kapı önüne konacağını neden ise hiç aklına getirmiyor. Kraldan çok kralcılığı mesleğe dönüştürüyor.

Yapmayın…

Cumhuriyet diyen, Atatürk diyerek bu partiye gönül vermişleri incitmeyin…
Gençleri aynı parti içinde ayrıştırıp, yıllardır parti mücadelesi vermiş isimleri kırmayın.
Adaletsizliğe isyan edenlere adaletle,
Liyakatsızlığa isyan edenlere liyakatla,
Yolsuzluğa isyan edenlere şeffaflıkla,
Koltuk hırsına isyan edenlere gençlerin önüne açarak,
Solculardan korkanlara kucaklaşarak,

Eleştirenlere de o eleştirilerden ders çıkararak karşılık verin ki Ümit yeşersin…

Şunu bilelim isterim …

Hedef hangi iktidar?

Şehirde, ilçede iktidar olmak mı?
Partiyi ülkede iktidara getirmek mi?

Cevap ise tüm parti sorumlularında…