Sabahın erken saatlerinde koşuda ter döken, öğle arası masasından kalkıp merdiveni tercih eden ya da akşam üstü parkta yürüyen biri… Bunların hepsinin ortak bir sırrı var: Hareket etmenin bedelini değil, hareketsizliğin bedelini biliyorlar. ‘Harekette bereket vardır.’

Atalarımızın bu sözü sadece yiyecek aramak için yola düşenler için söylemedi. Bu söz, evrenin temel bir yasasının, dinamizmin canlılığı getirdiği gerçeğini açıkça belirtir. Köklerimizden gelen bu eski söz bugün de geçerli, belki de hiç bu kadar geçerli olmamıştı. Harekette bereket var; sağlıkta, yaratıcılıkta, ilişkilerde, üretkenlikte. Ama bu bereket kapıya gelmiyor, ayağa kalkıp onu karşılamak gerekiyor.

Araştırmalar günde sekiz saatten fazla oturmanın düzenli egzersiz yapıyor olsanız bile ciddi sağlık riskleri taşıdığını ortaya koyuyor. Yani spor salonuna gitseniz bile geri kalan vakitte on dört saati hareketsiz geçirirseniz beden bunu unutmuyor, kayıt altına alıyor. Peki neden hareketsizliği seçiyoruz. Çünkü hareketsizliğin hissi anlaşılır değil. Bedeni yavaş yavaş, sessizce ve fark etmeden tüketiyor. Fark etmediğimiz için de aciliyetini kavrayamıyoruz.

Bereket ilk akla gelen anlamıyla sadece cüzdandaki artış değildir; verimdir, dayanıklılıktır, çoğalmadır ve sağlıkta sürekliliktir. Beden hareket etmek için tasarlanmış bir makinedir ve onu durdurmak paslanmasına ve çürümesine, nihayetinde onu erkenden tükenmeye terk etmektir. Durağan bir suyun yosun tutması gibi, hareket etmeyen bedende de kan dolaşımı yavaşlar, toksinler birikir, fasyal dokuda yapışmalar meydana gelir ve bu sebeple bedende ağrılar oluşmaya başlar. Oysa 5 dakika bile olsa kısa bir yürüyüş, bir esneme hareketi birden fazla dinamiği iyi yapmak için bir başlangıç olabilir. İşte o an bedende bereket başlar.

Peki bu bereket bedende kendini nasıl gösterir?

1. Dolaşım Sisteminde Bereket: Hareket ettiğiniz an, kalbiniz daha verimli kan pompalamaya başlar. Kan en uçtaki kılcal damarlara bile can taşır. Bu sayede hücrelere daha fazla oksijen ve besin gitmesi demektir. Yorgunluk hissinin yerini zindelik hissi alır.

2. Enerjide Bereket: Belki inanması güç ama enerji harcamak enerji doğurur. Egzersiz yapmak hücrelerinizin enerji fabrikaları mitokondrilerin verimini artırır. Kısacası devreye bağlı olmayan bir pil gibi kaynağın boşa tükenmesi yerine, hareket ettikçe kendini şarj eden dinamik bir sistem oluşur. Yaşlandıkça kaybettiğimizi sandığımız enerji aslında hareketsizliğin kurbanıdır, hareket ettiğimizde geri gelir. Yogada buna prana deriz: yaşam enerjisi. Ve prana, durduğunda değil aktığında büyür.

3. Zihinde Bereket: Hareket sadece kasları değil beyni de sular. Dolaşımın artmasıyla berraklaşan bir zihin sayesinde odaklanmanın artması, stres hormonlarının azalması ve yerini mutluluk hormonlarına bırakması sayesinde zihinsel bereket açığa çıkar.

4. Metabolizmada Bereket: Hareketsiz bedende sindirim yavaşlar, kan şekeri dengesizleşir. Hareket ise kasların şekeri doğrudan kullanmasını sağlar, insülin direncini kırar ve metabolizmayı ‘fazla mesai’ yapmaktan kurtarıp ‘normal veriminde’ çalıştırır. Düzenli hareket etmek, vücudun kendi kendini onaran sistemini aktive eder.

Harekette bereket vardır demek, spor salonlarında saatlerce perişan olmak demek değildir. Bereket süreklilikte ve niyet etmektedir. Hareket etmek bazen mevcut gündelik hayata hareketi serpiştirmek; asansör yerine merdiveni seçmek, masadan kalkıp kısa bir esnemektir bazen de seçtiğimiz bir bedensel pratiği (yoga, pilates, yüzme, koşu, yürüyüş, tenis vs.) her gün kısa uzun demeden gerçekleştirmektir. Bazı günler egzersiz için sadece 5 dakikanız olacak ama bu sizi yıldırmasın ve yolunuzdan dönmeyin, unutmayın bir sıfırdan fazladır, bazı günler 1 saat bazı günler 5 dakika olabilir, önemli olan sürekliliktir.

Bedeni paslanmaktan kurtarmak için küçük bir hareketle başlayın, göreceksiniz ki o küçük hareket hayatınızın her alanına yayılan kocaman bir berekete dönüşecek. Çünkü hayat duranların değil, yürüyenlerin yolunu açar.