Hatta bugün şehir siyasetinde ciddi bir sancıya dönüşen bu geçiş sürecinin ilk adımını atan ve bu nedenle diğer başkanları ve partilileri zor durumda bırakan yine Kazım Kurt değil miydi?
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, şehir siyasetinde en çok açıklama yapan isimlerden biri. Neredeyse her hafta bir açıklamasına, bir televizyon programına ya da gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlara tanıklık ediyoruz.
Demem o ki; bu konuda tecrübeli, sözünü sakınmadan söyleyen ve genellikle de az hata yapan iyi bir hatip.
Ancak geçtiğimiz günlerde Çerçeve Yasa konusunda gazeteci Tarkan Demir’e yaptığı açıklamayı okuyunca açıkçası biraz şaşırdım. “Kazım Kurt sezona formsuz başladı ve kendi söyledikleriyle çelişti” diye düşündüm.
Neden mi?
Hemen açıklayayım.
Malumunuz, Çerçeve Yasa konusunda Yeni Parti’de Genel Başkan Özgür Özel’in “evet” oyuna rağmen partinin çoğunluğu “hayır” oyu verdi. Oylama süreci, bir anlamda parti içi demokrasinin görece bir örneği oldu.
Hatta vekillerin çoğunluğunun “hayır” demesi, Yeni Parti henüz ilk adımlarını attığı dönemde yaşanabilecek toplumsal baskının bir nebze olsun önüne geçti.
Bu “hayır” sürecinin öncülerinden biri de Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan’dı.
Partide “evet” oyu vereceğini açıklayan diğer vekillere karşı Arslan’ın “hayır” çıkışı, adeta bir çoban ateşi oldu. Böylece süreç, diğer partilerde olduğu gibi kurumsal bir “indir-kaldır” oylamasından ziyade milletvekillerinin özgür iradesine bırakıldı.
Yani vekillerin temsili, parti talimatları karşısında önemsiz bir hâle gelmedi.
İşte tam bu noktada Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un bazı değerlendirmeleri oldu.
Kurt, İbrahim Arslan için özetle şunları söyledi:
“İbrahim Arslan erken davrandı. Grup kararı olmadan ‘hayır’ oyu kullanacağını belirterek parti disiplinine uymadı. Bu tutumu nedeniyle diğer arkadaşlarımız zor durumda kaldı.”
İnanın, bu açıklamayı birkaç kez okudum.
“Acaba Kazım Başkan gerçekten bunları mı söyledi, yoksa ben mi yanlış anladım?” diye düşündüm.
Çünkü ortada bana göre ciddi bir çelişki var.
Birincisi: Yeni Parti’nin bu konuda grup kararı almayacağı zaten biliniyordu. Hatta iddia ediyorum; İbrahim Arslan sosyal medyada “hayır” oyu vereceğini açıkça ilan etmeseydi, Yeni Parti belki de bu konuda bir grup toplantısı dahi yapmayacaktı.
İkincisi: İbrahim Arslan’ın “hayır” oyu vereceğini önceden açıklaması “disiplinsizlik” olarak değerlendiriliyorsa, kendisinden çok daha önce “evet” oyu vereceğini açıklayanlar neden aynı şekilde değerlendirilmedi?
Ancak asıl dikkat çekici olan bunların da ötesinde…
Ortada bir söylem-eylem çelişkisi olduğunu düşünüyorum.
Başkan Kurt, milletvekili Arslan’ın “erken davrandığını” ve diğer partilileri zor durumda bıraktığını söyleyerek bu tutumu eleştiriyor.
Belki aynı sözleri başka bir isim söylese üzerinde bu kadar durulmayabilir.
Ama bunu Kazım Kurt söyleyince insan ister istemez geçmişe dönüp bakıyor.
Zira CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçiş sürecini hepimiz yakından takip ettik.
Tüm belediye başkanları “ortak hareket edeceğiz” diye karar almışken…
“Ben meclis üyelerimle görüşeyim, değerlendirelim” denmişken…
Genel Başkan Özgür Özel’in, aktif görevde bulunanların beklemesini, kurultay delegelerinin ise bir süre daha görevlerinin başında kalmasını istediği yönündeki iddialar yalanlanmışken…
Erken davranarak istifa kararını açıklayan Kazım Kurt değil miydi?
Hatta bugün şehir siyasetinde ciddi bir sancıya dönüşen bu geçiş sürecinin ilk adımını atan ve bu nedenle diğer başkanları ve partilileri zor durumda bırakan yine Kazım Kurt değil miydi?
Daha da önemlisi…
“Siyaset yapan insan cesur olmalı, korkmadan fikrini dile getirmeli, gerektiğinde risk almalı” görüşünü savunan da yine Kazım Kurt değil miydi?
Şimdi dönüp İbrahim Arslan’ın kendi siyasi iradesini ortaya koymasını “erken davranmak” ve “diğer arkadaşları zor durumda bırakmak” şeklinde değerlendirmek, bana göre üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişki.
Elbette farklı düşünenler olabilir.
Saygı duyarım.
Ama benim gördüğüm tablo bu yönde.
Söylenenler ortada, yapılanlar ortada.
Takdir elbette sizlerin…
Bu arada herkese iyi haftalar.
Gündem son günlerde o kadar hızlı değişiyor ki bugünkü yazıyı ancak yetiştirebildik.
Yarın ise Talat Yalaz hakkında gündeme gelen iddialar ve deprem bağışları konusuyla devam edeceğiz.