Bugün bir yerde en küçük hata olduğunda özür diliyor ve biri görevinden ayrılıyorsa, buna bile tahammül edemeyenlerin geçmişine bakmak gerekiyor.

ESKİ’de yapılan hatalar konuşulurken tartıyı çıkardım, bir de ölçüm yaptım.

Ölçümün sonucunda şunu gördüm: AK Parti’nin özür dilemekten uzak durduğu bir tablo var. Nasıl mı?

Bugünlerde ESKİ’nin yaptığı hata sonrası, kurum resmi sosyal medya hesabından özür diledi. Oğuzhan Özen görevinden ayrıldı.

Ama aynı hataların benzerleri, daha büyüğü ya da daha ağır sonuç doğuranları olduğunda AK Parti cephesinde ne gördük?

Bir özür mü? Yok.

Bir istifa mı? O da yok.

Sadece sessizlik.

Şimdi soruyorum…

Hunharca yüklenenler, “hesap sorulsun” diyenler bugüne kadar hangi olaydan sonra özür diledi?

Hangi olaydan sonra “biz hatalıyız” deyip koltuğu bıraktı?

Düşünün. Uzun uzun düşünün…

Mesela ben özür dilenmeyen ya da istifa edilmeyen bir kaç durum hatırlıyorum.

Mesela Seyitgazi’de çıkan orman yangını…

10 canın gittiği bir olaydan sonra istifa duydunuz mu? Hayır.

Bir özür? O da yok.

Koltuktaki yerinde durdu, hem de hiçbir şey olmamış gibi.

Alpu, Mihalgazi, Seyitgazi yolları…

Yıllar içinde yüzlerce can kaybı. Kazalar, acılar, yarım kalan hayatlar.

Çözüm var mıydı? Yıllarca yoktu.

Özür var mıydı? Yok.

İstifa sesi geldi mi? Yine yok.

Çevre yolu meselesi…

Binlerce kaza, kaybedilen hayatlar, dağılan aileler.

Ne bir özür, ne bir sorumluluk alma.

Sadece alışılmış bir devamlılık.

Çifteler Sakaryabaşı meselesi…

“Yapıldı” denilen işler, tartışmalar, suçlamalar…

Sonuç? Susuz kalan bir Sakaryabaşı.

Yine aynı tablo: Özür yok, istifa yok.

Eski Devlet Hastanesi konusu…

Bir gece ansızın özelleştirme kararı.

Sonra açıklamalar: “Sağlık tesisi yapılacaktı ama…”

İyi de o söz ne oldu?

“Özür dileriz” denildi mi?

“Biz bunu vaat etmiştik ama yapamadık, özür dileriz” denildi mi?

Hayır.

Yine aynı refleks: geçiştirme.

Bugün bir yerde en küçük hata olduğunda özür diliyor ve biri görevinden ayrılıyorsa, buna bile tahammül edemeyenlerin geçmişine bakmak gerekiyor.

Özür dilemek kolay iş değildir.

Herkes çıkıp da kolay kolay özür diyemez.

Ama can kaybı varsa, büyük mağduriyet varsa, orada istifa da, özür de bir erdemliktir.

Vatandaşa karşı “hata yaptık, telafi edeceğiz” demek bir zayıflık değil, tam aksine sorumluluk almaktır.

Ve o sorumluluğu alan, toplumun gözünde küçülmez; büyür.

Bir sokak röportajında söylenen bir cümle vardı, aklımda kaldı:

“Edebiyle gitsin.”

Aslında bütün tartışmanın özeti bu.

Velhasıl kelam…

Özür dilemek, vatandaşı mağdur ettikten sonra yapılacak en basit ama en ağır adımdır.

Sonra icraat gelir, telafi gelir, çözüm gelir.

Ama önce sorumluluk gelir.

Bazen en büyük icraat, açılan yaranın kanamasını durdurmakla, özür dilemekle başlar.