Sağlık hizmetlerinde yaşanan yoğunluk ortadayken, yeni bir sağlık tesisinin gerekliliğinin görmezden gelinmesi, bu alanın uzun yıllar daha atıl kalacağı anlamına geliyor. Son söz mü? Geçmiş olsun.

Eskişehir’de 1971 yılında hizmete giren, 200 yatak kapasiteli eski Devlet Hastanesi, 2018 yılında Eskişehir Şehir Hastanesi’ne taşınmasının ardından yıkıldı.

Bugün herkesin dilinde aynı konu var…

Kimi 750 yataklı yeni bir hastane yapılacağını söyledi, kimi mutlaka yeni bir hastane gerektiğini savundu, kimi ise 600 yataklı bir tesis talep etti.

Geçmişe müdahale etmek mümkün değil. Ancak geçmişten ders çıkarmak, bugünü anlamak açısından son derece önemli.

Peki ne oldu, biliyor musunuz?

Şehir hastaneleri “müjde” olarak duyurulmadan önce birçok şehirde mevcut sağlık kurumları ya kapatıldı, ya yıkıldı ya da farklı amaçlarla kullanıma açıldı. Ankara, Mersin, Adana, Yozgat, Eskişehir, Elazığ, Isparta, Bursa, Çorum… Bunlar yalnızca benim tespit edebildiklerim...

Eskişehir’de eski devlet hastanesi kapatıldı. Ardından şehir hastanesi açıldı. O dönem büyük bir “müjde” olarak sunulan bu projelerin altında ise zamanla ortaya çıkan ciddi sorunlar olduğu görüldü.

Şehir hastaneleri, Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle inşa edildi. Bu modelde devlet, şirketlere bedelsiz Hazine arazisi tahsis edildi. Eskişehir Şehir Hastanesi de bu kapsamda bir şirkete verildi.

Ancak asıl dikkat çeken nokta şu: Devlet, kendi arazisi üzerinde yapılan bu hastaneler için ilgili şirkete 25 yıl boyunca kira ödüyor.

Üstelik bu kira bedelleri kamuoyuna açık değil. “Gizli bir sır” niteliğinde…

“Kira” denildiğinde akla mütevazı rakamlar gelmesin. Aksine, oldukça yüksek tutarlardan söz ediliyor.

Bugün itibariyle KÖİ modeliyle yapılmış 13 şehir hastanesi bulunuyor. Bu hastaneler için yalnızca bir yıl içinde ayrılan bütçenin büyüklüğü tabloyu net şekilde ortaya koyuyor: Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığı bütçesinde şehir hastaneleri için ayrılan ödenek 104,6 milyar TL idi. Ama bu bütçenin çok üstünde bir rakam harcandı.

Bu bütçe nereden geliyor?

Vatandaştan. Hepimizden.

Peki tüm bunlar yaşanırken muhalefet neredeydi?

Şehir hastanelerine ilişkin kritik düzenlemelerin kabul edildiği dönemde muhalefet, hükümeti protesto etmek amacıyla TBMM oturumlarına katılmadı.

O oturumlarda dönemin AK Parti Eskişehir Milletvekili Fahri Keskin de yer alıyordu. Tartışmalar sırasında AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, “CHP ile anlaşılabilir. Hiçbirinizin vicdanı rahat değil” dediğinde, Keskin’in yanıtı dikkat çekiciydi: “Burada olsalardı onlar da konuşabilirdi.”

AK Parti Malatya Milletvekili’nin, muhalefet olmadan yapılan oylamadan duyulan rahatsızlığı dile getirmesine karşın, Keskin “Ben rahatsız değilim” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak, bugün Eskişehir dahil 22 ilde kamu taşınmazlarının özelleştirilmesi, sağlık alanlarının işlev değiştirmesi ya da ortadan kalkması süreci o gün alınan kararlarla başladı.

Şehir hastanesi yapıldı.

Ama eski devlet hastanesi kaybedildi.

***

Yıllar önce eski devlet hastanesinin bulunduğu alan, kamuoyunun bilgisi dışında özelleştirme sürecine konu oldu. Tepkiler büyüyünce tartışmalar alevlendi. AK Parti’nin geçmişte verdiği sözler yeniden gündeme geldi.

AK Parti Eskişehir İl Başkanı ile yaptığım görüşmede, söz konusu alanın Eskişehir için önemli olduğu ve buraya yeniden bir sağlık tesisi yapılacağı ifade edildi. Ancak aynı açıklamalarda bu yatırımın acil olmadığı da özellikle vurgulandı.

Oysa kamuoyuna verilen mesaj farklı algılandı.

“Sağlık tesisi yapılacak” söylemi, bir müjde olarak sunuldu. Bakan ziyaretleri ve verilen fotoğraflar beklentiyi artırdı.

Ancak Eskişehir’in sağlık tesisinde bir aciliyeti olmadığı vurgulanarak, tesis yapımı çok çok sonraya bırakılacağı söylendi.

2018 yılında şehir hastanesi açıldığında Eskişehir’in nüfusu 871 bin 187 idi. Bugün ise 1 milyona yaklaşmış durumda.

Dahası, bu hastaneler yalnızca Eskişehirlilere hizmet vermiyor. Çevre illerden de yoğun hasta sevki yapılıyor.

Bugün randevu almak için saatlerce bekleniyor. En yakın randevu günler, hatta haftalar sonrasına veriliyor. Acil servislerde ciddi yoğunluk yaşanıyor.

Böyle bir tabloda “yeni sağlık tesisinin aciliyeti yok” demek, gerçeklikten uzak bir yaklaşım olur.

Eski devlet hastanesini kaybettik.

Sağlık hizmetlerinde yaşanan yoğunluk ortadayken, yeni bir sağlık tesisinin gerekliliğinin görmezden gelinmesi, bu alanın uzun yıllar daha atıl kalacağı anlamına geliyor.

Son söz mü?

Geçmiş olsun.