Sayın Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz’ın bu konuda adım atacağına inanıyorum. Çünkü her geçen gün büyüyen bu sorun, şehrin sosyal dokusunu zedeliyor.

Eskişehir bir dönem dilenciliği ciddi biçimde geriletmişti. Eski Vali Hüseyin Aksoy’un yürüttüğü kararlı çalışmalar sayesinde sokaklardan çocuklar çekilmiş, ailelere teslim edilmiş, bazıları okula kazandırılmış, bazıları sağlık taramasından geçirilmişti. Dilencilerin büyük bölümünün şehir dışından geldiği resmi verilerle ortaya konmuştu.

Yani mesele kısmen çözülmüştü. Demek ki olabiliyormuş…

Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda.

Çamlıca Ulusal Egemenlik Bulvarı’ndaki ışıklara bakın. Hava kaç derece olursa olsun, araçların arasında dolaşan insanlar var. Para isteyenler, mendil satanlar, cam silmeye çalışanlar… Ama en acısı kucağında henüz 1 yaşını doldurmamış, beze sarılmış bir bebekle dilenen anneler. Yanlarında 8-11 yaşlarında çocuklar. Ayakta terlik, üstte ince bir hırka. Soğuk umurunda değil kimsenin.

Bu manzara bir yoksulluk hikayesi değil. Bu, organize edilmiş bir çaresizlik.

Her dilenci gördüğümde aynı soru aklıma geliyor:

Elleri, ayakları tutan insanlar neden çalışmak yerine dileniyor?

Bir gün sordum. Mendil aldığım kişi açık açık söyledi:

“Kimse işe almıyor. Günlük kazancım, çalışsam alacağım paradan fazla.”

Mesele burada başlıyor…

Bugün birçok işyeri asgari ücretle çalıştırıyor. Demek ki sokakta dilenerek elde edilen günlük kazanç, asgari ücretin günlük karşılığından daha cazip hale gelmiş. Bu gerçek, dilenciliğin neden arttığını net biçimde açıklıyor. Bu olay ekonomik tercih haline gelmiş durumda.

**

Bir de kafelerde dolaşan çocuklar var.

Adalar’da sıkça gördüğüm bir tablo: Kaldırım kenarına çökmüş bir kadın. Çocuklarına göz işaretiyle yön veriyor. “Şuna git, buna git.”

5-10 yaşındaki çocuklar masaları, etrafta gezen insanları dolaşıyor. Vazgeçmiyorlar. Israr ediyorlar. Bir şey alana kadar başınızdan ayrılmıyorlar.

Anne merhametsiz belki de çaresiz. Ama çocuk tamamen çaresiz.

Bu çocuklar oyun çağında. Eğitim çağında. Hayatın en masum dönemindeler. Ama onlar bugün şehrin vitrininde, duygu sömürüsünün aparatı olarak kullanılıyor.

Bu bir vicdan meselesi değildir sadece. Bu, kamu düzeni meselesidir. Aynı kişiler, aynı noktalar, aynı senaryo.

Eskişehir’de dilendiricilik yeniden tırmanışta. Bunu görmemek mümkün değil. Hüseyin Aksoy döneminde düşüşte olan bu tablo, bugün yeniden yükseliyor.

Sayın Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz’ın bu konuda adım atacağına inanıyorum. Çünkü her geçen gün büyüyen bu sorun, şehrin sosyal dokusunu zedeliyor. Duygu sömürüsüyle geçinen yapıların önüne geçmek, Eskişehir’e yapılacak en büyük hizmetlerden biridir.

Kimse yürüdüğü sokakta dilendirilen çocuk görmek istemez. Kimse trafikte kucağında bebekle para isteyen kadınları görmek istemez. Bu şehir ise buna mahkum değil.

Sayın Valim…

Dilendiricilik artıyor. Bilginiz dahilinde olsun.