Ülke genelinde AK Parti’ye kızdığı halde “CHP iktidar olmasın” düşüncesiyle gidip Erdoğan’a oy veren seçmenler varsa, bunun tersini Eskişehir’de görmek de mümkün.
Ülke olağanüstü bir süreçten geçiyor. Siyasi gündemin merkezinde ise, Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi Eskişehir’de de CHP var.
Günlerdir şehirde aynı sorular soruluyor:
Kim kimi destekliyor?
Kim sessiz?
Kim taraf değiştirecek?
Kim kalacak, kim gidecek?
Belli ki bu tartışmalar daha uzun süre devam edecek.
Peki herkes CHP’yi konuşurken, AK Parti cephesinde ne oluyor?
CHP hem yerelde hem genelde böylesine sancılı bir süreçten geçerken, AK Parti beklenen siyasi çıkışı yapabiliyor mu?
Daha da önemlisi, Eskişehir’de bir sonraki seçime ilişkin güçlü bir alternatif görüntüsü verebiliyor mu?
Elbette milletvekilleri arasında bireysel olarak öne çıkan, daha görünür olan, daha çok çalışan isimler vardır. Kimi yaptığı açıklamalarla, kimi sahadaki çalışmalarıyla gündem oluşturuyordur.
Benim kastettiğim bu değil.
Ben partinin bütün olarak ortaya koyduğu tabloyu sorguluyorum.
Şöyle düşünün…
Bugün sokakta küçük bir kamuoyu araştırması yapılsa…
Ya da bu pazar seçim olsa…
Gerçekten Eskişehir’de dengeler değişir mi?
Hatta biraz daha ileri gidelim.
Bugün mevcut belediye başkanları CHP yerine başka bir partiden aday olsa bile sonuç kökten değişir mi?
Kesin konuşmak elbette mümkün değil.
Ancak bana göre bazı bölgelerde oy oranları değişse bile başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ortaya çıkacak genel tabloyu değiştirecek bir sonuç görmek hâlâ zor.
Bu bir temenni değil.
Sadece bir gözlem.
Çünkü Eskişehir’de yıllardır yapılan siyasi analizlerin önemli bir kısmı yanlış yerden başlıyor.
Birçok kişi seçim sonuçlarını hizmet memnuniyeti üzerinden okumaya çalışıyor.
Oysa Eskişehir’de seçmen davranışı uzun zamandır yalnızca hizmet performansı ile açıklanabilecek bir noktada değil.
Evet…
Şehirde aksayan işler var.
Trafikten şikâyet eden var.
Altyapıdan şikâyet eden var.
Belediyelerin bazı hizmetlerini yetersiz bulan da çok.
Ben de yıllardır bunları yazıyor, konuşuyorum.
Ancak ilginç olan şu:
Bu eleştiriler sandıkta karşılığını bulmuyor.
Çünkü Eskişehir seçmeni, desteklediği isimlere kızsa da, eleştirse de, hatta zaman zaman yerden yere vursa da sandık başına geldiğinde tercihlerini çoğu zaman hizmet değerlendirmesi üzerinden değil, siyasi refleksleri üzerinden yapıyor.
Yerel seçimlerde özellikle bu refleksin merkezinde de AK Parti karşıtlığı bulunuyor.
Ülke genelinde AK Parti’ye kızdığı halde “CHP iktidar olmasın” düşüncesiyle gidip Erdoğan’a oy veren seçmenler varsa, bunun tersini Eskişehir’de görmek de mümkün.
İşte bu nedenle CHP’nin yaşadığı her kriz, AK Parti için otomatik bir fırsata dönüşmüyor.
Çünkü seçmen yalnızca karşı tarafın hata yapmasına bakarak karar vermiyor.
Kendisini ikna edecek yeni bir hikâye, yeni bir dil ve yeni bir siyasi ilişki görmek istiyor.
Peki AK Parti bunu sağlayabiliyor mu?
İşte asıl tartışılması gereken konu bu.
Başta İl Başkanı Gürhan Albayrak olmak üzere AK Partililer Eskişehir’e yapılan yatırımları anlatsa da şehirde oluşan genel algı kazançtan çok kayıp yönünde.
Bitmesi gerekirken uzayan projeler…
Bir türlü tamamlanamayan işler…
Yıllardır konuşulan ama sonuç üretmeyen yatırımlar…
Yol tartışmaları ve havalimanı meselesi artık klişe başlıklar hâline geldi.
Bunlara özelleştirmeler, kapatılan kurumlar ve şehir hafızasında olumsuz iz bırakan başka kararları da eklemek gerekiyor.
Bir de iletişim meselesi var.
Belki de en büyük sorunlardan biri bu.
Bir tadilat başlangıcını neredeyse açılış yapılmış gibi duyurmak mı?
Bir ilçeye çiftçilerin, hatta belediye başkanının dahi haberi olmadan gelen bakan ziyaretleri mi?
Sürekli değişen teşkilat yapıları mı?
Eleştirilere kurumsal cevap vermek yerine farklı yollar aramak mı?
Hangisi yanlış bir tespit?
Örneğin Hatboyu meselesi…
Şehrin önemli bir bölümü mevcut durumdan şikâyetçi.
Sorun tespit ediliyor.
Değişeceği söyleniyor.
Yeni ihale yapılacağı açıklanıyor.
Buraya kadar her şey güzel.
Peki sonra?
Nasıl bir proje yapılacak?
Ne zaman başlayacak?
Ne zaman bitecek?
Ortaya nasıl bir görüntü çıkacak?
Kimsenin net olarak bilmediği bir süreç…
Katılımcılığın olmadığı, şehri sürece dahil etmeyen bir anlayış…
Aidiyet duygusunu daha baştan kaybettiren bir iletişim biçimi…
Üstelik Eskişehir’de uzun yıllardır satın alınmış başka bir algı daha var.
Doğru ya da yanlış…
Haklı ya da haksız…
Ama var.
O da şu:
“Siz bizi seçmezseniz, biz de size bunları vermeyiz.”
Bugün Dede Korkut Parkı, Millet Bahçesi veya Hatboyu gibi alanlar üzerinden yapılan tartışmaların altında biraz da bu duygu yatıyor.
Açık açık söylenmese bile şehir bunu hissediyor.
Ve Eskişehir seçmeni bu hissiyat karşısında çoğu zaman ekonomik ya da hizmet odaklı bir değerlendirme yapmak yerine siyasi bir pozisyon almayı tercih ediyor.
Belki de AK Parti’nin yıllardır görmek istemediği gerçek tam olarak bu.
Sonuç olarak…
CHP kendi içinde ciddi sarsıntılar yaşarken, tartışmaların ve bölünmelerin odağında bulunurken bile Eskişehir’de siyasi dengeler yerinden oynamıyor.
Bu durum CHP’nin çok güçlü olmasından mı kaynaklanıyor?
Yoksa AK Parti’nin hâlâ yeterince ikna edici bir alternatif oluşturamamasından mı?
Bana göre ikinci sorunun cevabı üzerinde daha fazla düşünmek gerekiyor.
Çünkü bugün Eskişehir’de asıl mesele CHP’nin neden zor durumda olduğu değil.
AK Parti’nin neden hâlâ bu tabloyu değiştiremediği.
Ha, siyasette bir yıl bile uzun bir süre.
Önümüzdeki süreçte her şey değişebilir.
Ama bugün itibarıyla görünen tablo bu.