Kulübe yapılan katkı makamla ölçülmez. Ölçülmemelidir… Eğer biri gerçekten Eskişehirspor sevgisiyle bir şey yapıyorsa, o kişi sadece o yönüyle değerlendirilir. Değerlendirilmelidir...
Eskişehirspor play-off mücadelesine başlarken bir gerçeği unutmamak gerekiyor:
Bu kulüp buraya kolay gelmedi. Hemen hemen hepimiz bunu biliriz…
Bir dönem bir çoğumuz aynı şeyi söylüyorduk: “Buradan dönüş zor.”
Borçlar, yönetim hataları, yıllardır süren istikrarsızlık… Eskişehirspor sadece lig düşmedi, aslında moral olarak da düştü. Umutlar da defalarca kırıldı…
Ama tam o noktada bazı insanlar geri çekilmedi.
Nebi Hatipoğlu da o isimlerden biri oldu. Herkes bir adım geri atarken, o sorumluluk aldı. “Elini taşın altına koydu” diyoruz ya, burada gerçekten öyle oldu.
Bugün gelinen noktaya bakınca bunu daha net görüyoruz. Bölgesel Amatör Lig’den çıkmış, 3. Lig’de mücadele eden ve play-off’a kalmış bir Eskişehirspor var. Birkaç yıl önce bu tabloyu konuşsak, çoğu kişi inanmazdı.
Bu bir tesadüf değil. Bu, sahip çıkmanın ve vazgeçmemenin sonucu.
Üst lig primi konusu da bu yüzden önemli. Nebi Hatipoğlu’nun burada aldığı tavır bana göre siyasetin ötesinde. Bu, doğrudan “ben bu kulübün yanındayım” demek.
Zaten bazı şeyler vardır, tartışılmaz. Eskişehirspor da onlardan biri.
Yıllardır boşuna söylenmiyor: “Eskişehirspor, şehrin ortak değeridir.”
Bağış kampanyasına bakalım…
15 milyon TL’lik bir destek çağrısı yapıldı. Ama asıl dikkat çeken başka bir şey oldu. Bir çocuk, kumbarasında biriktirdiği parayı getirip bağışladı. Bunu konuşmadan geçemeyiz. Çünkü bu, rakamların ötesinde bir şey. Bu, gerçekten sevmenin ne demek olduğunu gösteriyor.
Şimdi herkesin kendine sorması gereken soru şu: Bir çocuk bunu yapabiliyorsa, biz ne yapıyoruz?
Şehrin önde gelenleri, iş insanları, “ben Eskişehirsporluyum” diyen herkes… Bu noktada mesele sadece destek değil, sahip çıkmak. Çünkü verilen her katkı sadece kulübe değil, bu şehrin hafızasına da gidiyor.
Ama işin bir de diğer tarafı var.
Evet, herkes aynı sebeple yardım etmiyor olabilir. Kimisi gerçekten gönülden yapar, kimisi görünür olmak ister, çıkar gözetmek için yapar…
Bu her yerde böyledir.
Ancak…
Eskişehirspor söz konusu olduğunda insanlar bir şeyi çok iyi ayırt eder: samimiyet.
Bu camia kimin gerçekten yanında olduğunu anlar. Zamanla da herkesi yerli yerine koyar.
O yüzden şunu net söylemek lazım: Bu kulübe yapılan katkı makamla ölçülmez. Ölçülmemelidir…
Eğer biri gerçekten Eskişehirspor sevgisiyle bir şey yapıyorsa, o kişi sadece o yönüyle değerlendirilir. Değerlendirilmelidir...
Son olarak şunu söyleyeyim:
Bugün Eskişehirspor yeniden ayağa kalkıyorsa, bu sadece sahadaki başarı değildir. Bu, bir şehrin yeniden toparlanma hikayesidir. Ve bu hikayede herkesin bir yeri olmalı.
Az ya da çok fark etmez… Ama kimse “ben yokum” dememeli. Çünkü Eskişehirspor 7’den 70’e hepimizin Eskişehirspor’u.