Yorum ekosistemi bir süredir değişiyor. Yorumlar artık sadece fikir değil; ticari bir araca dönüştü. Hediye/indirim karşılığı yorum gibi teşvikler yönlendirmeyi kolaylaştırdı.
Geçenlerde bir ürün alırken bir mağazayı seçtim. Puanı 4,9’du; yorum sayısı da fena değildi. “Tamam” dedim, “buradan şaşmamalıyım.”
Sonuç? Hayal kırıklığı.
Bu sahne neredeyse herkese tanıdık geliyor değil mi?
Bir ürün alırken, bir kafe seçerken, hatta bir doktor randevusu planlarken… Hep aynı şeyi yapıyoruz: Yorumlara bakıyoruz. Çünkü eskiden yorumlar başkasının deneyimiydi. Şimdi ise bazen “başkasının deneyimi” değil, başkasının senaryosu olabiliyor.
Asıl soru şu:
Yorumlar hâlâ güven inşa ediyor mu, yoksa güveni sadece “taklit” mi ediyor?
Bu yazımda, sahte yorum çağında 5 yıldızın nasıl dekora dönüştüğünü ve 60 saniyede daha güvenli karar vermenin yolunu anlatmaya çalışacağım.
Yorumlar neden bozuldu?
Yorum ekosistemi bir süredir değişiyor. Yorumlar artık sadece fikir değil; ticari bir araca dönüştü. Hediye/indirim karşılığı yorum gibi teşvikler yönlendirmeyi kolaylaştırdı.
Yani ortada yeni bir ekonomi var: Sahte Yorum Ekonomisi.
Ve bu ekonomi büyüdükçe, 5 yıldız “güven” olmaktan çıkıp dekora dönüşüyor.
60 Saniyelik Yorum Güveni Testi
Bir şeye tıklamadan, sepete atmadan, rezervasyon yapmadan önce şu mini testi yap. 60 saniye sürer, ama binlerce lira ve tonla sinir kurtarır.
1) En yeni yorumlara bak (son 1-3 ay).
Yüksek puan yıllardır orada olabilir. Önemli olan: Son dönemde ne olmuş?
2) Fotoğraf/kanıt var mı?
Gerçek kullanıcılar çoğu zaman küçük de olsa iz bırakır: fotoğraf, detay, ürünle ilgili özgün bir cümle.
3) “Aşırı iyi” yorumların dili aynı mı?
Benzer cümle kalıpları, aynı kelimeler, aynı abartı… Bu, yapaylığa işaret edebilir.
4) 1 yıldızlı yorumları da oku ama “duyguyu” değil “deseni” ara.
“Berbattı!” demesi değil; neden dediği önemli. Aynı problem tekrar ediyor mu? Teslimat mı, servis mi, kalite mi?
5) İşletme/marka cevap veriyor mu? Nasıl veriyor?
Savunmacı mı, çözüm odaklı mı, kopyala-yapıştır mı? Verilen cevap biçimi, aslında markanın zihniyetini gösterir.
Ana mesele şu:
Yıldız sayısı tek başına “kaliteyi” değil, bazen sadece “görünürlüğü” temsil eder.
Senin aradığın şey yıldız değil; kanıt.
Peki, biz ne yapacağız? (5 pratik hamle)
Sadece “şikâyet etmek” yetmiyor. Daha akıllı alışveriş refleksi gerekiyor:
1) Tek platforma güvenme.
Google yorumları başka, Trendyol/Hepsiburada başka, sosyal medya başka… En az iki kaynaktan bak.
2) “Orta yorumlar” altın madenidir.
3 yıldız yorumlar genelde daha dengelidir: Hem iyi hem kötü söyler.
3) Yorum yapan kişinin profilini mümkünse hızlı kontrol et.
Sadece o işletmeye mi yorum yapmış? Aynı gün 10 yere mi yazmış? Aşırı mı aktif?
(Detay arama; sadece aşırı gariplikleri yakala.)
4) “Soru-cevap” ve “yanıt süresi”ne bak.
Bir marka sorunlara ne kadar hızlı ve ne kadar net cevap veriyor? Bu, gerçek kalite göstergesi olabilir.
5) Kendine tek bir güven sorusu sor: “Bu yorum bana neyi kanıtlıyor?”
Kanıt yoksa yorum sadece gürültüdür.
En acı gerçek: Yorumlar bozulunca sadece alışveriş bozulmuyor. Bugün birçok insan karar verirken “arayıp taramak” yerine “danışma” refleksine kayıyor. Yani bir kararın ilk taslağını artık çoğu zaman “başkalarının yorumları” çiziyor.
Eğer o yorumlar sahteyse, karar da sahte zemine oturuyor.
Sonuç:
Eskiden 5 yıldız “güven” demekti. Şimdi bazen sadece “iyi ışıklandırılmış bir vitrin” demek.
O yüzden yeni refleks şu olmalı:
Yorum okumak yetmez. Kanıt okumak gerekir.
Sana bir soru:
En son ne zaman yorumlara güvenip yanıldın? Ürün müydü, mekân mıydı?
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…