: Ülke genelinde 305 ilçede sandık kuruldu. 160 ilçede tek aday vardı.145 ilçede ise birden fazla aday yarıştı. Ve bu 145 ilçenin 68'inde mevcut kurucu ilçe başkanları seçimleri kaybetti!

YENİ Parti'nin hafta sonu gerçekleştirdiği ilçe başkanlığı önseçimlerinin ardından ortaya çıkan rakamlar, üzerinde uzun uzun düşünülmeyi hak ediyor.

Ülke genelinde 305 ilçede sandık kuruldu. 160 ilçede tek aday vardı.145 ilçede ise birden fazla aday yarıştı.

Ve bu 145 ilçenin 68'inde mevcut kurucu ilçe başkanları seçimleri kaybetti!

Yani rekabetin yaşandığı ilçelerin yüzde 47'sinde üyeler, kendilerini bugüne kadar yöneten isimlerle devam etmek istemedi.

Bu gerçekten önemli bir mesaj ve net bir tavır…

Çünkü Türkiye'de siyasi partilerin örgüt yapıları, uzun yıllardır yerleşik ilişkiler, kişisel bağlılıklar ve belirli isimlerin etrafında şekillenen güç dengeleri üzerinden yürüdü.

İlçe başkanlıkları çoğu zaman üyelerin özgür tercihinden ziyade, siyaseten güçlü isimlerin uzlaşmasıyla belirlendi. Üyeye düşen görev ise önceden kararlaştırılmış tercihleri onaylamak oldu.

YENİ Parti'nin önseçimleri, bu alışkanlığın değişebileceğine ilişkin somut bir veri ortaya koydu. Üstelik bu verinin Eskişehir'de oldukça dikkat çekici bir karşılığı var.

Rahmi Çınar ile Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı arasında yaşanan yarış, uzun süredir Eskişehir siyasetinin başlıca gündemi oldu.

Çınar, yıllardır örgütün içerisinde bulunan, ilçe başkanlığı yapmış, teşkilatın işleyişini bilen ve belirli bir siyasi ağırlığa sahip isimdi.

Karşısında ise mevcut yönetimin devamından farklı bir örgüt anlayışı ortaya koyma iddiasındaki Cevahir Çalıkuşu Yazıcı vardı.

Bu yarışın dikkat çeken taraflarından biri, adayların arkasındaki siyasi destekti.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un Rahmi Çınar'dan yana tavır aldığı biliniyordu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ile Milletvekili İbrahim Arslan ise Cevahir Çalıkuşu Yazıcı'ya destek veriyordu.

Dolayısıyla sandık, iki adayın kişisel mücadelesinin ötesinde, Eskişehir siyasetindeki farklı tercihlerin de karşı karşıya geldiği bir zemine dönüştü.

Ve Cevahir Çalıkuşu Yazıcı 1439, Rahmi Çınar 1436 oy aldı.

Sadece 3 oy ile bir nevi devrim oldu.

Böylesine küçük bir farkın, böylesine büyük siyasi tartışmalara yol açması şaşırtıcı değil.

Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir gerçek var.

Rahmi Çınar'ın arkasındaki örgütsel birikim ve Kazım Kurt'un siyasi desteği, seçimin kazanılması için yeterli olmadı.

Elbette bu sonuç, Kazım Kurt'un siyasi etkisinin ortadan kalktığını göstermez. Nitekim Çınar'ın aldığı 1436 oy, onun da örgütte ciddi bir karşılığının bulunduğunu ortaya koyuyor.

Fakat Kurt'un desteklediği adayın seçimi kaybetmesi, belediye başkanının tercihinin üyeler açısından belirleyici olmadığını gösteren önemli bir örnek.

Bu ince çizgiyi altını çizerek belirtmek lazım.

Daha önce belirttim. Bir belediye başkanının örgüt üzerinde etkili olması son derece doğal.

Siyaset yapan, seçim kazanan, yıllardır aynı teşkilatla çalışan insanların örgüt içerisinde karşılığının bulunmasından daha anlaşılır ne olabilir?

Ancak siyasi etki ile siyasi belirleyicilik arasında önemli bir fark var.

Bir belediye başkanı aday destekleyebilir, görüşünü açıklayabilir, siyasi tercihinin arkasında durabilir.

Buna karşılık üyelerden aynı tercihi yapmalarını beklemek başka bir tartışmanın konusudur.

Odunpazarı'ndaki sandık, üyelerin siyasi aktörlerin tercihlerinden farklı kararlar verebildiğini gösterdi.

Dolayısı ile Kazım Kurt açısından da bu sonucun üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyim.

Çünkü yıllardır siyasetin içerisinde bulunan deneyimli isimlerin, değişen örgüt yapısını ve üyelerin karar alma süreçlerindeki ağırlığını doğru değerlendirmesi gerekiyor.

Kaldı ki Odunpazarı'nda ortaya çıkan tablo yalnızca Kazım Kurt'un desteklediği adayın kaybetmesinden ibaret değil.

Başta belirttim ülke genelinde 68 ilçede benzer bir değişim yaşandı.

Demek ki mevcut başkanlarla devam etmeme tercihi, yalnızca Eskişehir'e özgü bir gelişme değil.
**
Şimdi Çınar’ın yani 1436 oy alan bir siyasetçinin örgütteki emeğini, geçmişini ve siyasi karşılığını yok saymak mümkün değil.Üç oy farkla kaybetmek, siyasi birikimin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Ancak seçim sonucuna yönelik itirazların ardından yaşanan gerginlikler, siyasi rekabetin sınırları bakımından ayrıca değerlendirilmesi ve ders çıkartılması gereken bir mesele.

İtiraz etmek demokratik bir haktır. Sandık sonuçlarının yeniden incelenmesini istemek de öyle.

Nitekim Rahmi Çınar'ın itirazları Genel Merkez tarafından değerlendirildi ve Cevahir Çalıkuşu Yazıcı'nın kazandığı sonuç onandı.

Bundan sonraki süreçte siyasi olgunluğun ölçüsü, yalnızca seçim öncesinde söylenen demokrasi sözleri ile sınırlı kalmaz.

Ben seçim kaybedildiğinde ortaya konulan tutumun da aynı derecede önemli olduğunu düşünenlerdenim.

Üyelerin kararına saygı göstermek, yalnızca desteklediğimiz aday kazandığında hatırlayacağımız bir ilke olamaz.

Burada Cevahir Çalıkuşu Yazıcı'ya da ayrı bir sorumluluk düşüyor.

Üç oy farkla kazanılmış bir seçim, örgütün neredeyse iki eşit parçaya bölündüğünü gösteriyor.

Bu nedenle yeni dönemin yönetim anlayışı, yalnızca kendisini destekleyen üyelerin beklentileri üzerinden kurulamaz.

Rahmi Çınar'a oy veren 1436 üye de aynı örgütün mensubu.

Onların siyasi tercihlerini görmezden gelen bir yönetim, seçimde elde edilen sonucu örgütsel bütünlüğe dönüştürmekte zorlanabilir.

Yıllardır eleştirilen anlayışların, yalnızca isimler değişerek devam etmesi ihtimali de göz ardı edilmemeli.
*
Gelelim ülke genelindeki yüzde 47'lik değişime...

Bu rakamın siyasi anlamını doğru okumak gerekiyor.

Yüzde 47, bütün ilçelerdeki değişim oranı değil. Birden fazla adayın yarıştığı 145 ilçedeki değişimin karşılığı.

Dolayısıyla bütün üyelerin veya bütün örgütlerin aynı siyasi eğilim içerisinde olduğunu söylemek doğru olmaz.

Ancak yarışın bulunduğu yerlerde mevcut kurucu başkanların neredeyse yarısının kaybetmesi, parti içi rekabetin sonuç üretebildiğini gösteriyor.

Bu tablo, YENİ Parti'nin bundan sonraki örgütlenme sürecinde dikkate alması gereken bir gerçek.

Üyeler sandığa gidiyor, adayları değerlendiriyor ve gerektiğinde mevcut yönetimleri değiştirebiliyor.

Siyasi partiler açısından bunun anlamı açık. Artık yalnızca güçlü bir siyasi ismin desteğini almak, seçim kazanmanın garantisi değil gördük. Uzun yıllar aynı görevde bulunmak da tek başına yeterli değil.

Üyenin karşısına çıkmak, yaptıklarını anlatmak, eleştirilere cevap vermek ve yeniden güven istemek gerekiyor.

Bununla birlikte değişimin yalnızca mevcut başkanların kaybetmesiyle ölçülemeyeceğini de unutmamak lazım.

Yeni seçilen isimlerin nasıl bir yönetim anlayışı ortaya koyacakları, üyelerle ilişkilerini nasıl sürdürecekleri ve farklı görüşlere ne kadar alan açacakları, bu sürecin kalıcılığını belirleyecek.

Zira bir ismin yerine başka bir ismin gelmesi, tek başına siyasi kültürün değiştiği anlamına gelmiyor.

Parti, üyelerin doğrudan katılımıyla ortaya çıkan sonuçları, yerleşik siyasi alışkanlıkların ötesine taşıyabilecek mi? Yoksa zaman içerisinde aynı güç ilişkileri, farklı isimler üzerinden yeniden mi kurulacak?

Bunun cevabını zaman gösterecek…

Ancak Odunpazarı seçiminden çıkarılabilecek önemli bir ders var.

Kazım Kurt'un desteklediği Rahmi Çınar kaybetti.

Ayşe Ünlüce ve İbrahim Arslan'ın desteklediği Cevahir Çalıkuşu Yazıcı kazandı.

Fakat bu sonuçtan hareketle Eskişehir siyasetindeki bütün güç dengelerinin yeniden şekillendiğini ilan etmek hata olur.

Üç oy fark, böylesine kesin hükümler kurmaya elverişli değil.

Buna karşılık, üyelerin siyasi ağırlığı bulunan isimlerden bağımsız tercihler yapabildiği gerçeği de görmezden gelinemez.

Bu nedenle önseçim mekanizmasını, kimin kazandığından bağımsız olarak değerlendirmek gerekiyor.

Bugün Cevahir Çalıkuşu kazanır, yarın başka bir isim.

Bugün Rahmi Çınar kaybeder, yarın farklı bir yarışta yeniden kazanabilir.

Bunu unutmamak lazım.

Ve son olarak...

Eskişehir'de ise gözler artık yeni il yönetiminin belirleneceği süreçte.

Odunpazarı'ndaki rekabetin ardından siyasi aktörlerin nasıl konumlanacağı, örgütün farklı kesimlerinin nasıl bir araya geleceği ve üyelerin tercihinin yeni dengelere nasıl yansıyacağı daha da yakından izlenecek.

Çünkü üç oyla sonuçlanan bir seçim, geride üç oyla açıklanamayacak kadar çok siyasi soru bıraktı.
Ve sorunun üstüne başka bir hikaye inşa edilebilir…