Üstelik ortaya çıkan sonuçların “çok ağır yaptırımlar” doğuracağı yönündeki bazı yorumların da şimdiden kesin bir hüküm gibi sunulmasını anlamlı bulmuyorum.

ESKİ üzerinden başlayan tartışmayı birkaç gündür ayrı dikkatle izliyorum.

Baştan söyleyeyim…

Bence konu gereğinden fazla büyütülüyor.

Üstelik bazı yorumları okuduğumda, ortada yalnızca ESKİ’nin yaptığı bir uygulama hatasının konuşulmadığını da düşünüyorum.

Çünkü bir noktadan sonra konu ESKİ olmaktan çıkıyor, Ayşe Ünlüce üzerinden yürütülen siyasi bir tartışmaya hatta sanki bir zayıf düşürme operasyonuna dönüşüyor.

Şunu peşin peşin söyleyim…

ESKİ hata yaptı.

Bunu kimsenin eğip bükmesine gerek yok.

Tarifelerle ilgili ortaya çıkan farklılık yanlış bir uygulamadır. Hatadır.

Bunun neden olduğunu sormak da gazetecinin, muhalefetin, meclis üyelerinin ve Eskişehirlinin en doğal hakkıdır.

Fakat bir hatanın varlığı ile ortada ağır bir suç bulunduğunu söylemek aynı şey değil.

Bugün yapılan tartışmada birbirine karıştırılan daha doğrusu kişisel yorumlarla yer değiştirilen şeyin bu olduğunu görmek zor değil.

Ayşe Ünlüce hakkında soruşturma izni verildi. Fakat bu soruşturma izni, “suçlu bulundu” anlamına gelmiyor.

Bir iddianın araştırılması ve hukuki sürecin yürütülmesi için verilen iznin ne olduğunu biliyoruz. Bundan sonra dosya incelenecek, deliller değerlendirilecek ve varsa hukuki sorumluluk ortaya konulacak.

Yani bugün hiç kimsenin elinde bir mahkeme kararı yok.

Buna rağmen bazı anlatımlarda sanki karar verilmiş, suç sabit olmuş, sorumlular belirlenmiş gibi bir hava yaratılıyor.

Eskiden çokça yapılan ama günümüzde pek işe yaramayan siyasi algı oyunları yine deneniyor.

***

Süreci defalarca yazıp çizmeye gerek yok.

Hatalı uygulama ortaya çıktıktan sonra konu öylece bırakılmadı.

ESKİ Genel Kurulu olağanüstü toplandı ve tarifeler yeniden düzenlendi.

Ayşe Ünlüce de yaptığı açıklamalarda uygulamadaki hatadan basın yoluyla haberdar olduğunu ve sonrasında düzeltme sürecinin başlatıldığını söyledi.

Şimdi bütün bunları bir kenara atıp sadece “soruşturma izni verildi” cümlesini öne çıkarmak biraz garip değil mi?

Şunları sormamız gerekmiyor mu?

Ortada gerçekten ne kadar büyük bir zarar var?

Ortaya çıkan hata nedeniyle hangi miktarda kamu zararı oluştu?

Bu zarar kimin tarafından ve hangi işlem sonucunda ortaya çıktı?

Birilerinin cebine para girdi mi?

Kişisel bir çıkar sağlandı mı?

Kasıt var mıydı?

Yoksa kurum içerisinde yapılan bir hesaplama veya uygulama hatası mı söz konusu?

Bunların her biri ayrı ayrı cevaplanması gereken sorular.

Fakat bugün bazı açıklamalarda bütün bu soruların cevabı verilmiş gibi konuşuluyor.

***

Ayşe Ünlüce elbette eleştirilebilir.

Belediye başkanı olmak, eleştiriden muaf olmak anlamına gelmez.

Tam tersine, kamu görevinde bulunan herkes yaptığı işin hesabını vermelidir.

Ama hesabını vermek başka şey, daha soruşturma aşamasında suçlu ilan edilmek başka.

Ben ESKİ’deki hatanın konuşulmasına karşı değilim.

Konuşulsun.

Hem de bütün ayrıntılarıyla konuşulsun.

Kim yaptı?

Nasıl yaptı?

Kim fark etti?

Neden daha önce fark edilmedi?

Kamu zararına yol açtı mı?

Yol açtıysa ne kadar?

Kim sorumlu?

Bütün bunlar ortaya çıksın.

Ama ortaya çıkacak sonuca göre konuşalım.

Önce hükmü verip sonra delil aramayalım.

***

Bir başka konu da bu tartışmanın Ayşe Ünlüce'nin şahsına yönelme biçimi.

Bunu özellikle yazıyorum.

Çünkü Eskişehir siyasetinde herkes birbirini tanıyor.

Kim kiminle yakın, kim kiminle sorunlu, kim hangi siyasi hesabın içerisinde; bunları Eskişehir'de yaşayanlar zaten görüyor.

Dolayısıyla bazı açıklamaların yalnızca ESKİ tarifesi üzerinden yapılmadığını düşünenlerin olması şaşırtıcı değil.

Ben kimsenin niyetini okuyamam.

Ama yapılan yorumların tamamının iyi niyetle ve yalnızca kamu yararı düşünülerek yapıldığını söylemek de bana fazlasıyla safça geliyor.

Siyasi rekabet vardır.

Partiler arasında mücadele vardır.

Kişisel hesaplaşmalar da siyasetin içinde zaman zaman ortaya çıkar.

Bunların hepsi hayatın gerçeği.

Fakat bunların hiçbirisi bir soruşturmanın sonucunu belirlememeli.

***

Benim gördüğüm tablo şu:

ESKİ'de yanlış bir uygulama var.

Bu yanlışın nedenini araştırmak gerekiyor.

Sorumluluğu olan varsa ortaya çıkarmak gerekiyor.

Hukuken suç varsa bunun gereği yapılmalı.

Fakat henüz soruşturma aşamasındaki bir dosyayı, kesinleşmiş bir suç gibi anlatmak doğru değil.

Üstelik ortaya çıkan sonuçların “çok ağır yaptırımlar” doğuracağı yönündeki bazı yorumların da şimdiden kesin bir hüküm gibi sunulmasını anlamlı bulmuyorum.

Sonuçta soruşturmanın neye dönüşeceğini, hangi kişilerin hangi fiilden sorumlu tutulacağını ve mahkemenin nasıl bir değerlendirme yapacağını bugün bilmiyoruz.

Bilmiyorsak da bilmiyoruz demeliyiz.

***

Bakın, Eskişehir'in konuşacak çok konusu var.

Su var.

Ulaşım var.

Trafik var.

Yeni yatırımlar var.

Kentin ekonomik geleceği var.

Gençlerin şehirde kalıp kalmayacağı var.

Sanayi var.

Turizm var.

Tarım var.

Ve daha sayabileceğimiz onlarca konu…

Bütün bunları bırakıp günlerce tek bir dosya üzerinden birbirimize bağırmanın kimseye faydası yok.

Çünkü yarın dosyanın içinden bambaşka bir tablo çıkarsa, bugün çok yüksek sesle konuşanların söyledikleri de ortada kalır.

Benim derdim Ayşe Ünlüce'yi savunmak değil. Mesele aslında Ünlüce’de değil.

Benim derdim, bir soruşturma izninin bir siyasi infaz aracına dönüşmesine itiraz etmek.

Çünkü kaybettiğimiz hakkaniyet bir gün bizi de sınar!