Gürhan Albayrak, 2026 yılı logosunu anlatırken sık sık şehrin ruhundan bahsetmişti. Aynı Albayrak şehrin ruhuna Fatiha okutmaya niyetli zannediyorum.
AK Parti, Eskişehir’i duymuyor ve dinlemiyor. Haliyle anlayamıyor da…
“Eskişehir ne söylüyor” ya da “ne talep ediyor soruları”, siyasetin gündemine girmek bir yana, çoğu kez kapının eşiğinden bile içeri alınmadı.
Dündar Ünlü dönemini bir istisna olarak ayırırsak, partinin Eskişehir’i gerçekten kavradığına dair kuvvetli bir delil yok elimizde.
Elbette bu tabloyu yalnızca bireysel yetersizliklerle açıklamak eksik kalır.
AK Parti’nin güçlü merkezi yapısı ve lider odaklı siyaseti, yerelde yeşerebilecek inisiyatif alanlarını daralttı. Yereli anlamak yerine merkeze göre hizalanmak; şehirde görünmek yerine liderin çevresinde konum almak, AK Parti'de siyasetin önceliği haline geldi.
Haliyle yerel siyaset, kendi ağırlığını kaybetti; merkezin gölgesinde, onun dilini tekrar eden bir yol ve yöntem izledi.
Yeni dönemde bu eğilim daha da belirgin hal almaya başladı. Bir bakıma kemikleşti diyebiliriz. Milletvekilleriyle şehir arasındaki bağ neredeyse sembolik bir temas düzeyine indi. Kurulan ilişkilerde de Eskişehir’e ve Eskişehirliye söz söylemekten ziyade merkeze sadakat beyanı öne çıkıyor. Ayrıca siyasetin kariyer hesaplarına gömülmesi, şehrin sesini duymayı zaten tali bir meseleye indiriyordu.
AK Parti’nin Eskişehir’i yeterince anlayamaması bu çerçevede kısmen anlaşılabilir.
Fakat son dönemde ortaya çıkan tablo, basit bir anlamama durumu değil. İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın tutumu, bu mesafenin artık farklı bir boyuta taşındığını gösteriyor.
Yerel basınla doğrudan temas kurmak ve şehrin iç dinamikleriyle yüz yüze gelmek yerine; ulusal ölçekte yayın yapan mecralara Eskişehir’i anlatma tercihinin öne çıktığı görülüyor. Üstelik bu anlatılar, çoğu zaman şehrin gerçekliğiyle değil, onun kendi penceresinden gördüğü bir kurguya dönüşüyor.
Eskişehir’i “yol yok, bina yok, kaldırım yok” gibi eksiklik listeleri üzerinden tarif etmek, kentin asıl karakterini ıskalamak anlamına da geliyor…
Oysa Eskişehir’i Eskişehir yapan, salt altyapı unsurları değildir. Bu şehir, sosyo-kültürel dokusuyla, yaşam tarzıyla, kamusal alan kullanımıyla ve birikmiş hafızasıyla anlam kazanan ve değer üreten bir şehir. Bunu görmezden gelen bir siyaset dili, yalnızca şehrin eksikliklerini anlatmakla kalmaz; aynı zamanda onu sıradanlaştırır ki, Eskişehir'e yapılacak daha büyük bir kötülük var mıdır inanın bilmiyorum.
Bu nedenle sorun artık yalnızca yerelleşememek değil.
Yerelin anlam dünyasına nüfuz edemeyen, onu kendi ölçütleriyle yeniden tarif etmeye kalkışan bir siyaset ile karşı karşıyayız. Ve bu durum farkında olarak ya da olmayarak, Eskişehir’in kendine özgü ağırlığını aşındırıyor. Ülkede parmakla gösterilen bir kenttin cazibesini buharlaştırıyor.
Kısa bir hatırlatmayla yazıyı kapatalım. Gürhan Albayrak, 2026 yılı logosunu anlatırken sık sık şehrin ruhundan bahsetmişti.
Aynı Albayrak şehrin ruhuna Fatiha okutmaya niyetli zannediyorum.
Eskişehir'i anlamayanların, Eskişehir anlatması bir faciaya dönüşmeden önce Albayrak'a sadece bir tavsiyede bulunmak istedim.