CHP’lilerin ortaklaştığı en büyük mesele aslında çok açık: İktidar olamamak… İktidar olmanın yolu yalnızca doğru fikirler, mükemmel stratejiler üretmekten geçmiyor.

CHP’ye ve CHP’lilere akıl vermek Türkiye’de epey konforlu bir uğraş alanı. Bunun sebebi, partinin bütün tartışmalarına rağmen hala fikirlere açık bir siyasal iklim altında işlemesi.

Bir başka sebebi ise, ortaya atılan fikrin ne kadar işe yarar olduğundan bağımsız biçimde parti içinde mutlaka bir yankı bulabilmesi zannediyorum.

Fakat bu durum başka bir sorunu da beraberinde getiriyor: Fikir bolluğu ile mantık tutarlılığı her zaman aynı yönde ilerlemiyor.

CHP etrafında dolaşan fikir üretimi adeta “serbest kürsü" ye dönüşüyor. Herkesin söyleyecek bir sözü var; herkesin bir strateji önerisi, bir kurtuluş reçetesi, bir “asıl yapılması gereken” listesi mevcut. Bu, ilk bakışta zenginlik gibi görünebilir.

Ancak abuk sabuk, saçma sapan, kişisel beklentileri, kliklerin planlarını fikir olarak öne sunulması da bu fikir zenginliğinin akıl fukaralığına yol açmasına sebebiyet verebiliyor.

Her kafadan çıkan sesler çoğaldıkça, o seslerin ortak bir siyasal akla bağlanması zorlaşıyor. Fikir çoğaldıkça parti berraklaşmıyor; tam tersine bulanıklık artıyor.

Oysa mesele aslında çok daha basit: Ortaya atılan fikirleri bir siyasal akıl süzgecinden geçirmek. Her fikrin, her önerinin, her “stratejik aklın” bu süzgeçten geçmesi gerekir.

Peki, mümkün mü?

Bugünkü gidişata bakıldığında pek öyle görünmüyor.

Çünkü siyaset masalarında konuşulan konuların niteliği çok değişmiyor. Kimi zaman kuytu köşelere çekilmiş toplantılarda dolaşan o tanıdık başlıklar yeniden gündeme geliyor: “Bu şununla geziyor”, “Bu aslında onun ekibinden”, “Şunu paçasından tutup aşağı çekmek lazım” “Ataç’çılar, Kurt’çular, Koca Çınarcılar, Talat Yalaz’cılar” ve belki de bugünlerde Haydar Çorum’cular…

40 ayrı mahallede, 40 ayrı fikircikler...

Bu küçük stratejik hesaplar, CHP'de çoğu zaman siyasal fikirler olarak ele alınıyor.

Fikirler çoğalıyor ama ortak bir fikir etrafında toplanmak zorlaşıyor.

Bu da CHP’nin kronik meselelerinden biri…

***

O halde CHP’ye küçük bir fikir de ben sunayım.

Eğer fikirler etrafında toplanamıyorsanız, dertler etrafında toplanın.

CHP’lilerin ortaklaştığı en büyük mesele aslında çok açık: İktidar olamamak…

İktidar olmanın yolu yalnızca doğru fikirler, mükemmel stratejiler üretmekten geçmiyor.

Aynı zamanda toplumun dertleriyle dertlenebilmek gerekiyor.

Eğer halkla güçlü bir fikir bağı kurulamıyorsa, en azından ortak dertler üzerinden bir bağ kurulabilir.

Bu hem parti içinde bütünlüğü sağlamaya yardımcı olur hem de halka ulaşmaya.

Belki de CHP'li bugün, fikirlerden çok dertleri konuşmalı.

Halkın derdiyle bağ kuran siyaset, er ya da geç kendi yolunu bulur ve belki kendini de…