İki yıldır kulübe destek olanları yazacak olsak, sürekli karşıma dört isim çıkıyor: EBB Başkanı Ayşe Ünlüce, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve iş insanı Firuzhan Kanatlı.
Eskişehirspor adım adım şampiyonluğa koşuyor…
11 maçtır rakiplerini tabiri caizse güle oynaya yenen, 44 gol atan ve sadece 4 gol yiyen bir takımımız var. Çok değil, iki yıl önce amatöre düşmüş, kayyum önerilen, “anahtarı valiliğe bırakın” denilen koca çınarımız, ona inanmışlar ile birlikte 2. lige doğru emin adımlarla ilerliyor. Tarihimizde nadir yaşanan bir örnek olarak, nasipse ya direkt ya da play-off süreciyle üst üste iki sene şampiyon olacağız. İnancımız tam, şüphemiz yok.
Peki, şehir bu duruma nasıl refleks veriyor?
Açık konuşmak gerekirse, tribünde sürekli yer alan taraftar dışında bu havayı, sinerjiyi, geçen seneki ortamı dahi göremiyorum. İspanya’dan ülke geneline yayılan reklamı, etkileşimi görüp sosyal medyadan twit atan, gururdan, mutluluktan bahis açanları maalesef takıma ve sürece sahip çıkma adına çok zayıf buluyorum.
Yükseliş desen var, sportif başarı desen var, tribünler desen ülkeye ders vermeye devam ediyor. Gelgelelim, şehrin kurumlarından, işletmelerinden ve esnafın ciddi bir kısmından takımımıza beklenen maddi ve manevi desteği göremiyoruz.
İki yıldır kulübe destek olanları yazacak olsak, sürekli karşıma dört isim çıkıyor: EBB Başkanı Ayşe Ünlüce, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve iş insanı Firuzhan Kanatlı.
Belki ufak tefek destekleri olmuştur ama elini taşın altına koyma konusunda ETO, ESO, EOSB ve Eskişehir’de üretim yapan yaklaşık bin sanayi işletmesi ile onbinlerce esnaftan güçlü bir destek göremiyoruz. Beklenen öyle şaşalı, devasa bütçeler de değil; karınca kararınca “bende bu hedefin parçasıyım, bende bu sürecin arkasındayım” mesajı… Ama nafile. Aradığımız, beklediğimiz şeyler çoğu zaman sükutu hayalden öteye geçmiyor. Daha geçen gün stadyum büfe ihalesinde yaşanan yasal ama üzücü hadise bile bu şehrin refleksi adına düşündürücü bir durum.
Bugün Eskişehir, az önce bahsettiğim dört isimden büyüktür, büyük olmalıdır diyerek, bu camianın minimum beklentileri adına birkaç talepte bulunmak istiyorum. Aslında küçük ve kolay uygulanabilir iki isteğim var:
Birincisi, evimizde hepi topu üç maç oynayacağız. Bu maçlarda kapalı gişe oynamamız, hem dosta düşmana gücümüzü göstermek hem de tribün hasılatı ile kulübe küçük bir nefes aldırmak mümkün. Bunun için ilk talebimiz, maçlar genelde 16.00 civarı oynandığı için sanayi işletmelerinin maç gününde birkaç saatlik özel izin tahsisi… Eskiden sıkça yapılan, hatta deplasman maçlarında dahi gösterilen bir incelikti.
İkinci talep ise stadyumu doldurup maddi destek olmak adına kurumların ve işletmelerin en azından bazı çalışanlarına kombine ya da maç bileti alarak Eskişehirspor’a destek olması. Farzı misal, kulüp bir ayarlama yaparak üç maçlık bir Şampiyonluk Kombinesi hazırlasa, fiyatı 1000–1500 lira olan bu kombineden ETO, ESO, EOSB başta olmak üzere şehri sorumlu hisseden tüm kurumlar satın alsa, fabrikalar ve orta ölçekli işletmeler bu seferberlik ruhuna destek verse… En azından 15–20 bin kombine ile bu basit işin altından kalkamaz mıyız?
Mesela ben EHA çalışanları için bu seferberliği başlatsam, herkes bir ucundan tutsa kötü mü olur? Eskişehir’de üreten, şehrini seven yüzlerce, binlerce çalışan, 75–100 kombine almayacak kadar görmezden mi gelir bu teklifi? Sahiden bu kadarını dahi çok mu görüyoruz şampiyonluk kovalayan bu takıma?
Eskişehirspor sahada tarih yazıyor, başarıya koşuyor… Peki, şehir, kulüp ve takımın arkasında durmayı ne zaman başaracak?