Bu işin arkasında bir başka niyet mi var? İlginç birliktelikler ya da kontrol edilemeyip suçu içeriye yıkmaya çalışan bir strateji mi var? Eskişehir insanı bunun farkında...

Eskişehir bu aralar epey gergin.

Herkes birileri ile kimi gölgesi ile kimileri ise dostları ile kavga ediyor.

Eteklerden dökülen taşlar, sonraki seçime hazırlıkta sınıfta kalanlar, kurdukları tuzağa düşen ittifaklar, evdeki hesabı çarşıya uyduramayanlar ile umduğu ile bulduğu farklı olanları iyi analiz ettiğimiz bir süreç.

Aslında işin öznesi ESKİ olsa dahi arka kapısının eski olmadığı bir kaos var.

Hem Ak Parti hem de CHP’de birilerinin ummadığı daha doğrusu istemediği bir seyir.

Daha önce izlediğimiz, aktörleri farklı ama sonunu iyi bildiğimiz bir film gibi…

Bir tarafta Oğuzhan Özen’i istemeyenlerin ama onunla birlikte şüpheleri çekecek pek çok kişiyi ateşe atma, ortadan kaldırma isteğini bastıramayanların hakimiyesizliği var.

Diğer tarafta zayıflatacağız diye başlanan ama karşı tarafı güçlendiren bir hayal kırıklığı…

Emin olun işin sonu buraya vardı diye içten içe üzülen ama artık ok yaydan çıktığı için dönemeyen nice isim vardır. Son yılların klişe tabiriyle ispat edemem ama yemin edebilirim.

Özetle şehir Büyükerşen - Kurt kavgası ile başlayan Ataç-Çorum arasındaki söylemlerle devam eden ve ESKİ süreci ile doruğa çıkan bir içler-dışlar çarpımında.

Kim, kiminle birlikte net konuşmak zor ama herkesin kendi partisinden, yanındaki dostlarından dahi şüphe ettiği bir bunalıma yol açtı.

Aynı anda hem Ak Parti hem bazı CHP’lilerin sevmediği daha doğrusu rakip gördüğü ya da güç kaybetsin dediği isimlere karşı girişilen mücadele bu şüpheleri güçlendiriyor. Ortada çok somut bir durum olmasa dahi dedikodu ve komplo teorilerine bayılan bir şehirde bunun devamı gelecektir şüphesiz.

Bu gerginliğin detaylarını bir kenara bırakıp sadece ESKİ meselesi ve Ayşe Ünlüce üzerine bir tespit yapmak gerekirse ortaya çıkan sonuç şu diyebilirim “Her şer bir hayra çıkıyor”

Zira ESKİ süreciyle suçlanan Ünlüce maça Kahraman olarak devam edecek.

Çünkü…

Evet ortada bariz bir hata var. Basit bir hata değil. Mutlaka araştırılması, kamu işleyişi ve adli açıdan değerlendirilmesi gereken bir hata. Buna itiraz eden yok.

Ancak bu hatayı olağan dışı bir hacme çevirmek vicdani kanaatleri algıların 3-0 önünde ilerleyen Eskişehir insanı için daha önce denenmiş ve sonucu bilenen bir hadise…

İktidara yakın yayın mecralarında konuyu su faturaları diye servis etmek, yapılan hatayı sanki Ünlüce kendi zimmetine bir rant sağlamış gibi lanse etmek, belediye tarihinin en karanlık günleri gibi oldukça iddialı cümlelere başlamak bu şehri rahatsız eder.

Birileri özellikle iktidarı temsil etme misyonunu üstlenmiş bazı isimlerin bu olaydan sonra verdiği tepkiler belki iktidarın stratejik eleştiri veya muhalefet yetkisine bile balyoz vurdu.

Öyle bir nobran dil ve öfke var ki… Sanki mahkeme kurulsa Ünlüce müebbet hapis cezası alsa alkış tutacak bir nefret gözlüyorum.

Üslup çizgisini aşmış, sanki bu olay nedeniyle Ünlüce görevden alınsa ve sandıkta 5 dönem alınamayan EBB koltuğuna otursa zafer ilan edecek olanlardan bahsediyorum.

Sırf bu yüzden bu işi abarttıklarını düşünen binlerce kişi olması tesadüf değil.

Tabi bu sadece bu olay özelinde başlayan bir süreç değil. Bu bugün Ünlüce’yi sözüyle savunanların dahi yakın geçmişte altına kaldırım taşı döşedikleri ortak muhalefetin bir sonucu. Belki bu yüzden artık geri dönülmez, saflara ayrılmış, şüphelendiren bir yanı var.

Lakin sürecin şu an geldiği kıvam Ünlüce’yi zora sokmak bir yana güçlendiren bir bölüm sonu canavarına dönüştü.

Şundan eminim Ünlüce bundan 10 gün önce alacağı oyun üstüne şu an en az yüzde 10 daha koymuştur.

Kendini hakim, savcı gibi görenlere karşı Eskişehir seçmeni tepki göstermeye yıllar önce başladı.

Büyükerşen’in başarısı sadece kendi alemeti farikası değil şehrinde ona duyduğu güven ve o dönemin Ak Partililerin verdiği refleksin birleşimi değil miydi?

Bürokratlarına yapılan şafak baskınları, belediye önüne bırakılan siyah çelenkler, yargılama bitmeden yapılan ağır ithamlar, peşin hükümler, yolsuzluk suçlamaları gibi defalarca denenen şeylerin hepsinden Büyükerşen güçlenerek çıkmadı mı?

Peki, Büyükerşen’e bu süreçlerde o peşin hükümleri veren Milletvekilleri, İl Başkanları partinin kurmayları nerede?

Demem o ki usül, esas ve şehrin üslup, nezaket, hoşgörü iklimi ile zihniyeti zorlama ya da isimlere göre değil, genetik, iç güdüsel reflekslerde saklıdır.

Hata, suç, yanlış adını nasıl koyduğunuz bir olayın yansımasını değiştirmez. İnsanlar zaten burada ne olduğunu, kimin, kimlerin hatalı olabileceğini ve bu hatadan kaç kişi mağdur olmuş, yaralanmış, biri rüşvet mi almış, rant mı sağlamış, insanları enayi yerine mi koymuş, ihmal mi var yoksa kasıt mı bunları analiz edebilecek ortalama zekaya sahip.

Bu işin arkasında bir başka niyet mi var? İlginç birliktelikler ya da kontrol edilemeyip suçu içeriye yıkmaya çalışan bir strateji mi var? Bunların cevabını verebilir.

Nitekim, bazen şu cümle kıymetlidir…

Yorum seçmene aittir. Onlar gereğini yapar.

Bir de yazı sonund öz eleştiri yapayım.

Bu kendi adıma yaptığım bir özeleştiri olsun.

Zaman zaman Ünlüce ile Ak Parti arasında kapalı pazar yeri, mezbaha gibi bazı şehir meselelerinin gerçekleşmesi için kurulan diyalogları, işbirliklerini desteklemiş, tebrik etmiştim.

Siyaset şehir meselelerin üstünde bir konu diyerek bir belediye başkanının Bakan düzeyinde ziyaretlerini alkışlamıştım.

Yanılmışım, hata yapmışım.

Bu tek taraflı bir iyi niyet, şehir meselesi sadece Ünlüce’nin uyum sağladığı bir nezaket olmuş.

Bu olaydan ortaya çıkan hesaplar, öfkeler, ceza istemi ve planlara bakınca bunu anladım.

Ne yazık ki, Maalesef, Üzgünüm ama sonuç bu…