Büyükerşen artık bir siyasi figürden çok Eskişehir tarihinin önemli bir parçasıdır.Heykeli dikilse kimsenin itiraz etmeyeceği, adı geçtiğinde teşekkür edilmesi gereken bir isimdir.
Görevden ayrılalı iki yıl oldu.
Bir süre önce de siyaseti tamamen bıraktığını açıkladı.
Ama dikkat ettiniz mi bilmiyorum; Eskişehir siyasetinde hâlâ en çok konuşulan isimlerden biri o. İsmi ya doğrudan ya da dolaylı olarak her tartışmanın bir yerinde mutlaka geçiyor.
Kimi zaman bir kıyasın içinde,
kimi zaman bir polemiğin ortasında,
kimi zaman da “Eskiden böyleydi” diye başlayan bir cümlenin başrolünde…
Evet, bahsettiğimiz isim elbette Yılmaz Büyükerşen.
Peki neden?
Görevde olmayan bir belediye başkanı, neden hâlâ siyasetin merkezinde bu kadar güçlü bir şekilde konuşuluyor?
Eskişehir için bir şans…
Ama Eskişehir de Büyükerşen için büyük bir fırsattı
Genelde şu cümleyi duyarız:
“Büyükerşen Eskişehir için büyük bir şanstı.”
Doğru.
Ama eksik.
Aynı şekilde Eskişehir de Büyükerşen için büyük bir fırsattı.
Şöyle düşünelim…
Eğer aynı görevi Kütahya’da, Kayseri’de, Konya’da ya da başka bir Anadolu kentinde yürütseydi belki aynı etkiyi yaratamayabilirdi. Belki bu ölçekte bir dönüşüme imza atamazdı. Belki de 25 yıl kesintisiz belediye başkanlığı yapma imkânını bulamazdı.
Demek ki ortada tek taraflı bir başarı hikâyesi yok.
Eskişehir ile Büyükerşen arasında birbirini besleyen, birbirini yükselten bir ilişki doğdu.
Bir şehir ile bir liderin nadir yakaladığı bir uyum…
Boş bir tuval
O yılların Eskişehir’ini hatırlayanlar bilir.
İnsanları medeni, eğitimli ve hoşgörülüydü ama şehir estetik anlamda oldukça yoksuldu.
Porsuk Çayı bir dönem adeta bir mikrop yuvasıydı.
Toplu ulaşım egzoz dumanına boğulmuş bir karmaşadan ibaretti.
Şehrin merkezinde kalabalık vardı ama cazibe yoktu.
Doğru dürüst parkları, tiyatro salonları, festivalleri, sosyal tesisleri yok denecek kadar azdı.
Yani ortada aslında büyük bir potansiyel vardı ama henüz şekillenmemişti.
Eskişehir, Büyükerşen için adeta boş bir tuvaldi.
Ve o tuvale cesur fırça darbeleri vuruldu.
Cesaret isteyen işler
Bugün bize sıradan gelen birçok şey, o günlerde başka şehirlerin aklına bile gelmeyen işlerdi.
Kartlı sayaç uygulaması,
tramvay ulaşımı,
Porsuk üzerinde bot ve gondol seferleri…
O günlerde bunların bazıları başka şehirlerde “olmaz” denilen projelerdi.
Senfoni orkestraları, büyüyen tiyatrolar, müzeler, festivaller…
Bugün eleştirdiğimiz bazı hizmetler bile o dönem Türkiye’nin dört bir yanından incelenmeye gelinen örneklerdi.
Eskişehir bu süreçte sadece bir öğrenci ve sanayi kenti olmaktan çıktı.
Bir kültür ve sanat şehrine dönüştü.
Turizmiyle konuşulan bir şehir haline geldi.
Büyükerşen sadece bir belediye başkanı değildi
Şunu da kabul etmek gerekiyor.
Büyükerşen sadece uzun süre görev yapan bir belediye başkanı değildi.
O aynı zamanda uluslararası tanınırlığı olan bir isimdi.
Bir telefonla Türkiye’nin en güçlü ailelerinden destek isteyebilen,
uluslararası finans kuruluşlarıyla temas kurabilen,
ulusal medyada saygı gören bir figürdü.
Bugünün sosyal medya çağından çok farklı bir medya düzeni vardı ve o düzenin en güçlü isimleriyle güçlü ilişkileri bulunuyordu.
Eskişehir’in tanıtımı da bu sayede ülke çapında ciddi bir görünürlük kazandı.
Zirveye çıkmanın bedeli
Ancak bütün bu başarı hikâyesinin doğal bir sonucu da oldu.
Beklentiler yükseldi.
Şehir çıtayı yukarı taşıdı.
İnsanlar daha fazlasını istemeye başladı.
Bu kötü bir şey değildi.
Tam tersine şehir bilinci açısından son derece kıymetli bir gelişmeydi.
Ama bu yüksek beklenti, zamanla Büyükerşen’i bile zorlayan bir noktaya geldi.
Çünkü bazen 1’i 10 yapmak,
10’u 11 yapmaktan daha kolaydır.
Son dönemlerinde Büyükerşen de bu yüksek beklentilerin yarattığı eleştirilerle karşılaştı.
Sağlıksız kıyaslar
Bugün yaşanan tartışmaların önemli bir kısmı ise bu noktadan doğuyor.
Büyükerşen ile bugünkü belediye başkanlarını sürekli kıyaslamak…
O dönemin koşullarıyla bugünün şartlarını aynı kefeye koymak…
Bana göre bu oldukça sağlıksız bir değerlendirme yöntemi.
Çünkü her dönemin kendi dinamikleri vardır.
Her yöneticinin vizyonu, tarzı ve öncelikleri farklıdır.
Bugün yapılabilecek “imza projelerin” sayısı zaten doğal olarak azalmış durumda.
Beklentiler ise hiç olmadığı kadar yüksek.
Bu şartlarda sürekli geçmişle kıyas yapmak kimseye fayda sağlamaz.
İşte bu yüzden…
Belki de bu yüzden Büyükerşen siyaseti bırakmış olsa bile siyaset onu bırakmıyor.
İsmi her tartışmada yeniden ortaya çıkıyor.
Her polemik bir şekilde onun üzerinden okunuyor.
Ama bence bu doğru bir yaklaşım değil.
Büyükerşen artık bir siyasi figürden çok Eskişehir tarihinin önemli bir parçasıdır.
Heykeli dikilse kimsenin itiraz etmeyeceği,
adı geçtiğinde teşekkür edilmesi gereken bir isimdir.
Onu sürekli polemiklerin içine çekmek…
Ne Büyükerşen’e fayda sağlar,
ne de Eskişehir’e.