Peki, kaostan beslenen, kriz ile var olan, kılavuzu yanlış, PR ile hizmetin yer değiştirdiği süreçler sadece CHP sorunu mu?
Eskişehir son dönemlerde epey hareketlendi.
Ancak bu hareket öyle içinde bereket var diyeceğimiz bir hareket değil.
Maşallah herkes birbirine gizliden açıktan bir şeyler söylüyor.
Ahmet Ataç ve Haydar Çorum gerilimi ile Büyükerşen ve Kazım Kurt arasındaki polemik işin bildik, tanıdık yönü... Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci'nin salvoları, meclis üyelerinin komisyon değişimlerinde verilen viral mesajlar ve son olarak ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen'in emekliye ayrılma kararına giden süreç ve görevde olduğu zaman ona muhalefet eden CHP'lileri de hesaba katarsak, CHP'nin barış ve huzur içinde olduğunu söylemek pek mümkün değil.
Konfor beklentisi doruğa çıkmış bazı bürokratların yarına taşınmak için kurduğu ittifaklar, algılar, Ali Cengiz oyunlarını şimdilik ispat edemesek bile gayet iyi biliyoruz.
Bu durumun başkanlar arasında oluşturduğu gerilimli havayı ve soğuk rüzgârı da anlamak zor değil.
Peki, kaostan beslenen, kriz ile var olan, kılavuzu yanlış, PR ile hizmetin yer değiştirdiği süreçler sadece CHP sorunu mu?
Elbette hayır!
AK Parti cephesinde de durum farklı değil.
Sadece bazı gerilimler göz önünde yaşanmıyor.
İl Başkanı Albayrak ile Vekil Hatipoğlu arasında söze yansımayan bir gerginlik yok diyemeyiz.
Teşkilatlar içinde affını istemeler ise olağan değil.
Zaman zaman Ayşen Gürcan'ın çıkışları, ziyaretleri, o ziyaretlerde verilen fotoğrafların yerel seçime dair mesajlarını ve geçmiş dönemde yöneticilik yapmış kadrolara dair zaman zaman karşımıza çıkan özlem içerikli taleplerin durduk yere çıkmadığı muhakkak.
Üstelik icraat konusunda söylemi çok ama eylemi çok zayıf kalmış iktidar partisinden, hatta stadyum isminde bile nazı geçmeyen temsilcilerden uçak seferi bekleme zaafına düşen şehir insanlarıyız.
Özetle hem CHP hem AK Parti birbirini bir şey yapmamakla eleştirse dahi, ikisi de bir şey üreten bir yerde değil.
Hem merkezi hem yerel iktidarın kendi içindeki iktidar-koltuk mücadelesi ve bu kendi içindeki kavga ile var olan kılavuzlar, PR uzmanları ile onların kadim bürokrasi dostları var.
1 milyonluk şehri 1000 kişiden ibaret zanneden, öteki Eskişehir'de ne oluyor bilmeyen, şehrin atmosferine girmeyen, sosyal medya illüzyonları ile yankı odasına hapsolmuş, meclisleri bile huzura kapayan, hedef göstermeyi çok seven bu kafa yapısı bakalım ne kadar daha saltanat olacak.
Ve şehre dair gerçek önerme, onarma mesaisi, fikir tartışma, somut şeyler ne zaman vizyona girecek? Sözü bina eden işleri ne zaman seyredeceğiz, gerçekten merak ediyorum.