Bu hesapla Eskişehir’in TBMM’ye 12 ila 17 milletvekili göndermesi gerekiyor! Fakat bir sorun var!

Bugün Eskişehir’de siyasi parti temsilcilerinin karşısına geçip tek bir soru sorsak…

“Önümüzdeki genel seçimde kaç milletvekili çıkaracaksınız?”

CHP, en az iki vekil çıkarırız, üçüncüyü zorlarız der.

Yeni Parti, dört vekil garanti, beşinci için uğraşırız diye iddialı konuşur.

AK Parti, üç ya da dört vekil hesabı yapar.

MHP, bir vekil kesin, ikinciyi de zorlarız der.

İYİ Parti, bir vekili garanti görür, iki neden olmasın diye düşünür.

Zafer Partisi de bir vekil çıkarmamız sürpriz olmaz diye ekler.

Üstelik bu partilerin hiçbiri yüzde 7’lik seçim barajı konusunda ciddi bir sıkıntı yaşayacağını düşünmez.

Şimdi bütün bu rakamları alt alta yazalım.

Bu hesapla Eskişehir’in TBMM’ye 12 ila 17 milletvekili göndermesi gerekiyor!

Fakat bir sorun var!

Eskişehir’in 12, 15 ya da 17 milletvekili yok. Bir sonraki genel seçimde nüfus artışına bağlı olarak altı, bilemediniz yedi milletvekili çıkaracağız.

Yani herkesin hesabı kendine göre tutsa bile ortaya çıkan tabloya göre vekillerin yarısı ortada kalıyor.

Bakın, benim bu rakamları alt alta yazmamın sebebi kimin kaç vekil çıkaracağını tahmin etmek değil. Asıl dikkat çekmek istediğim konu başka.

Madem herkes bu kadar iddialı, peki bu iddiaların gereğini kim yerine getiriyor?

Parti içindeki küslükleri bitiren, kişisel hesapları bir kenara bırakan, rakipleriyle uğraşmaktan kendi partisine vakit ayıramayan anlayışı terk eden kaç parti var?

Ben biraz da buna bakıyorum.

Yeni Parti dört vekil çıkaracağına inanıyorsa…

Dört vekil iddiası öyle küçük bir hedef değil. Bunun için teşkilatın her yerde çalışması, partililerin aynı hedefe inanması ve sahada ciddi bir karşılık oluşturması gerekiyor.

Peki, bugün Yeni Parti’de herkes dört vekil hedefi için aynı heyecanla çalışıyor diyebilir miyiz?

Ben henüz o görüntüyü alamıyorum.

İddia ortaya koymak güzel. Ancak o iddianın altını doldurmak gerekiyor. Partinin kendi içindeki meseleleri geride bırakıp ortak bir hedef etrafında toplandığını görmeden dört vekil hesabına çok fazla anlam yükleyemiyorum.

CHP’de işler yoluna girdi mi?

Mutlak butlan sürecinin yarattığı tartışmaların zamanla geride kalacağını, kırgınlıkların giderileceğini ve CHP’nin yeniden toparlanacağını düşünenler var.

Peki, bugün bu düşünceyi destekleyen bir görüntü var mı?

Ben açıkçası henüz göremiyorum.

Örgütsel yapı tam anlamıyla oturmuş değil. Partinin sesi beklenen ölçüde güçlü çıkmıyor. İl başkanının gayreti var, bunu görmezden gelemem. Ama koskoca CHP’nin Eskişehir’deki iddiasını yalnızca il başkanının çabasıyla taşımasını beklemek de gerçekçi değil.

İki vekili koruyup üçüncüyü zorlamak istiyorsanız önce kendi içinizde toparlanmanız gerekiyor.

AK Parti’nin de işi eskisi kadar kolay değil.

AK Parti, Eskişehir’de yerel seçimlerde istediğini alamasa da genel seçimlerde her zaman iddialı olabilen bir parti.

Ancak bugün teşkilatın ve yönetim kademesinin görüntüsüne baktığımda, eski gücünün gerisinde kaldığını düşünüyorum.

Değişimler, küslükler, kırgınlıklar, gruplaşmalar… Bunları zaten uzun zamandır konuşuyoruz. Fakat son dönemde yönetim kademesinde de ciddi bir ayrışma ve soğukluk hissedilmiyor mu?

Bakanları, bakan yardımcılarını şehre getirmek, arka arkaya programlar yapmak elbette önemli. Ama bunlar teşkilat içindeki sorunları ortadan kaldırıyor mu?

Kamuoyuna sürekli hareketli bir görüntü vermek bazı sorunları ortadan kaldırmıyor.

Bugün AK Parti’nin Eskişehir’de üç ya da dört vekil çıkarma iddiası varsa bunun karşılığını sahada göstermesi gerekiyor. Ben şu an ortaya konulan iddiayla mevcut görüntü arasında ciddi bir mesafe olduğunu düşünüyorum.

MHP kendi işine bakıyor.

MHP konusunda aynı eleştirileri getirmem mümkün değil.

İktidar ortağı olmalarına rağmen Eskişehir’de iktidarın imkânlarından ne ölçüde yararlanabildikleri ayrı bir tartışma konusu. Buna rağmen Ayhan Sezer ve yönetimi, ilçe teşkilatlarıyla birlikte çalışmalarını sürdürüyor.

Tabanı diri tutmaya çalışan bir yapı var. Eskiyle yeni arasında dışarıya yansıyan büyük bir kopukluk da görmüyorum.

Elbette orada da sorunlar yaşanabilir. Ama her sorunun kamuoyuna taşınmaması, teşkilat bütünlüğünü korumak açısından önemli.

Bir milletvekili hedefi bana göre gayet makul. İkincisi içinse daha fazlasını yapmak zorundalar.

İYİ Parti yeniden sahada.

İYİ Parti, geçmişte yüzde 20’lere ulaşan oy oranlarını gördü. Genel başkan değişikliği yaşadı, Altılı Masa sürecinde ciddi yara aldı. Eskişehir’de de teşkilatını yeniden kurmak zorunda kaldı.

Kolay bir süreç değildi.

Bugün geldiğimiz noktada, ülke genelindeki durumlarını bir kenara bırakırsak Eskişehir’de yeniden varlık gösterme çabalarını görüyorum.

Şehir gündemine ilişkin açıklamalar yapıyorlar, sahada olmaya çalışıyorlar ve parti içindeki tartışmaları geçmişe kıyasla daha geride tutuyorlar.

Bunlar önemli.

Bir milletvekili çıkarma iddialarını bugün için makul buluyorum. İki vekil içinse işin biraz daha büyümesi, sahadaki çalışmanın seçmende karşılık bulması gerekiyor.

Zafer Partisi biraz daha fazlasını yapmalı.

Zafer Partisi’nin geçmişe göre daha güçlü olduğu ortada. Ancak son dönemde genel başkan ziyaretleri dışında sahadaki hareketliliği biraz eksik buluyorum.

Söylem var, siyasi karşılık da var. Ama bunları sürekli kılacak yerel çalışma konusunda daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum.

Genel başkanın ziyareti elbette gündem yaratır. Peki, o gündem gittikten sonra teşkilat aynı tempoyla çalışmaya devam ediyor mu?

Bir vekil çıkarma ihtimali konuşulabilir. Ama bunun gerçekleşmesi için biraz daha fazla sahada olmak gerekiyor.

Gelelim meselenin aslına…

Benim bütün bu rakamları sıralamamın nedeni, hangi partinin kaç vekil çıkaracağını hesaplamak değil.

Partilerin kendi hedeflerinden çok kendi içlerindeki hesaplarla uğraşır hâle gelmesi.

Rakibin ne yaptığına bakmak yerine maalesef kendi partisindeki insanlarla mücadele edenler var. Seçimi kazanmayı değil, aday olmayı başarı sayanlar var. Bir koltuğa oturduktan sonra o koltuğun hakkını vermek yerine onu nasıl koruyacağını düşünenler var.

Hatta öyle bir noktaya geliniyor ki insan, kendi partisine muhalefet etmeyi bile koltuğunu korumanın bir yolu olarak görebiliyor.

Böyle siyaset olur mu?

Vatandaşın derdi ortada. Geçim sıkıntısı var, işsizlik var, üretimle ilgili sorunlar var, gençlerin gelecek kaygısı var. Eskişehir’in çözüm bekleyen meseleleri var.

Peki, siyasetin iddialı partilerinin gündeminde bunlar ne kadar yer tutuyor?

Ne yazık ki uzun süredir vatandaşın derdinden ziyade partilerin kendi içindeki kavga, atışma, imalı gönderiler, savaşlardan, kim kimi destekliyor gibi konulara fokuslanan bir gündemin içinde kayboluyoruz.

Partiler eğer iktidar olmak için mücadele edecekse şimdiden bir kez daha altını çizmek isterim.

Aday olmayı seçilmek zanneden hata yapar. İyi bir koltuğa oturmayı sonsuza dek övgü makamı gören sertçe düşer.

Ve en önemlisi kaybeden ekipte kral olmaktansa kazanan ekipte figüran olmak evladır.