“Ortak sorun” diye adlandırmamız gereken her başlığı siyaset malzemesi haline getiren anlayışı kınıyorum...
Eskişehir’de yaşanan su sıkıntısı üzerinden yürütülen algı operasyonları hız kesmeden sürüyor. AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın ESKİ üzerinden yaptığı, “Şehri sel götürüyor ama vatandaş elini yıkayacak su bulamıyor” açıklamasını gerçeklikten tamamen kopuk buluyorum.
Eskişehir’de bir gün yağan yağmur, belki şehir içinde taşkın yaratır. Ama Porsuk Barajı’nı doldurmaz. Yıllardır kuraklıkla boğuşan bu kentte, su kaynaklarının toparlanması ancak uzun süreli ve düzenli yağışlarla mümkündür. Bunu bilmek için ne uzman olmaya, ne de akademik bir eğitime ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu açıklamayı doğru bulmuyorum.
Kınıyorum…
Daha da önemlisi; “ortak sorun” diye adlandırmamız gereken her başlığı siyaset malzemesi haline getiren anlayışı kınıyorum. Neden mi?
-2013-2022 yılları arasında “Ölüm Yolu” olarak anılan Alpu - Mihalıççık - Sarıcakaya yollarının onarılmaması nedeniyle 168 vatandaşın hayatını kaybettiği gerçeği ortadayken,
-Çifteler Sakaryabaşı’nda kuraklık konuşulurken, dört ayrı noktadan atık suyun gözü kapalı şekilde boşaltılmasına sessiz kalınırken; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı yok sayılıp, DSİ devredeyken bir il başkanına yapılan ziyaret sonrası çalışmalar başlatılırken,
-Porsuk Barajı’nda su debisi düşerken tek bir somut adım atılmazken,
-Eskişehir’e alternatif bir su kaynağı arayışı varken çözüm üretmek yerine laf dalaşı tercih edilirken,
-Kentsel dönüşüm yıllardır sürüncemede bırakılmışken, hiçbir icraat yokken yapanlara parmak sallanırken,
-Çevre yolu konusu yıllardır konuşulup ortada bırakılırken,
-Eskişehirspor amatör liglere düştüğünde, bu şehrin takımı maddi ve manevi olarak yalnızlığa terk edilirken tüm bu tabloya imza atan sistemi kınıyorum.
Bugün Eskişehir’de “yaşanabilir şehir” hedefi için kurumların ve siyasi partilerin çözüm yarışı yapmasını izlemiyoruz. Aksine, “kim kimin önüne geçecek, kim kimin yetki alanına girecek” kavgasını izliyoruz. Olan kente oluyor. Olan bu şehirde yaşayan insanlara oluyor.
“Muhalefet yapıyorum”, “sorumluluk almıyorum” anlayışıyla sorunlar ortada bir top gibi yuvarlanıyor. Ama bu top her seferinde bayır aşağı gidiyor. Zamanla eskidi, sertleşti, şişti… Artık patlamaya hazır bir bomba gibi bu kentin önünde duruyor.
Oysa Eskişehir’in bir farkı olmalı…
İlklerin şehri dediğimiz Eskişehir’de; su, deprem, ulaşım, çevre, spor gibi konular ne siyasileştirilmeli ne de ötekileştirilmelidir. A kişisi, B kişisi demeden bu sorunlar ortak bir masaya yatırılmalı ve acil çözüm üretilmelidir.
Aksi halde gelecekte daha çok can kaybı konuşacağız. Susuzluk konuşacağız. Depremde yıkılan binaları konuşacağız.
Aaaa, bu arada…
Eskişehir Ticaret Konseyi - Eskişehir Konseyi neydi?