Türkiye siyasetinde aynı olaylara farklı hukuklar uygulanırken, CHP’nin vereceği cevapların yalnızca hukuki değil, toplumsal vicdan açısından da ikna edici olması gerekiyor.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın belki de en zor sınavı şimdi başlıyor.
Çünkü Türkiye siyaseti, uzun zamandır tuhaf bir “eşitsizlik rejimi” içinde işliyor. Aynı olaylar karşısında farklı siyasi aktörlere farklı hukuklar, farklı vicdan ölçüleri uygulanıyor. Siyasetin görünmeyen müfredatı da zaten biraz bundan oluşuyor.
17-25 Aralık dönemini hatırlayalım. Ayakkabı kutularının “hediye”, para sayma makinelerinin ise “ticari ihtiyaç” olarak açıklandığı bir siyasi atmosferdi o dönem. Toplumun önemli bir kısmı da bu açıklamalarla yetinmeye çağrılmıştı. İktidar da o sınavdan, en azından kendi seçmeni nezdinde, geçer not alarak çıktı.
Fakat bugün mesele CHP olduğunda, aynı toplumsal toleransın işletilemeyeceği çok açık… Artık CHP adına verilecek hiçbir cevabın kolay kolay yeterli görülmeyeceği bir siyasi iklim var.
Zaten meselenin düğümlendiği yer tam da burası…
CHP’nin, geçmişte iktidarın yaptığı savunmaların benzerine yaslanma lüksü yok.
Hatta tam tersine… Daha sahici, daha açık, daha vicdana temas eden cevaplar üretmek zorunda. Çünkü Türkiye’de muhalefetten beklenen şey yalnızca iktidarın alternatifi olması değil; başka türlü bir siyaset ihtimalini de temsil etmesi.
İktidarın içinde yer alan bazı isimler ya da yakın çevreleri hakkında yıllardır konuşulan iddiaların çoğu zaman gerçek bir kamusal sorgulamaya dönüşmemesi de bu eşitsizlik hissini büyütüyor.
Örneğin bir milletvekilinin çocuğunun aldığı işler kamuoyunda sıkça konuşulsa bile, bu ilişkinin üzerine sistematik biçimde gidilmediğini herkes biliyor. Soruların kimlere ne kadar sert sorulacağına da biraz iktidar karar veriyor çünkü.
Bu yüzden “yargının bağımsızlığı” tartışması da toplumda çoğu zaman ezber bir cümle gibi yankılanıyor. Hukuken doğru olsa bile, vicdani karşılığı zayıf kalabiliyor.
İnsanlar artık yalnızca mahkeme kararlarına değil, siyasetçilerin ahlaki tutarlılığına da bakıyor… Ahmet Ataç açısından zorluk da burada başlıyor işte. Verilecek cevapların yalnızca hukuki değil, toplumsal olarak da ikna edici olması gerekiyor. Çünkü bugün siyasetçinin asıl sınavı savcıya değil, toplumun vicdanına verdiği cevapta saklı…