Asıl mesele kıyafetten öte sınıfçılıktır. Şehirli kibriyle kırsalı aşağılamak, kravatlı cehaletle emeği küçümsemektir. Takım elbise giyip insanlıktan sınıfta kalmaktır.
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in dış görünüşü üzerinden yapılan hadsiz ve aşağılayıcı yorumlar yalnızca bir kişiye yönelmiş sözlü saldırı değil... Kadını, emeği ve şehrin kırsalını aynı potada küçümseyen çürümüş bir bakış açısının dışavurumudur.
“Siyasal İslamcı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırda inek sağmak mıdır?” diyen şahıs, aslında kendini ele veriyor. Bu cümlede yalnızca bir belediye başkanına değil; süt sağıp geçinen kadına, toprağa emek veren çiftçiye, köyünde üretmeye devam eden insanlara da hakaret vardır. Bu bir kıyafete göre sınıflamaktır. Laf etme haddinde bulunan kişi de takım elbise giyiyor. Ama bugün binlerce takım elbise giyen kişi parmaklıkların arkasında bulunuyor. O zaman sizi aynı kefeye mi koyalım?
**
Benim geçmişimde hayvancılıkla uğraşmış insanlar var. O yüzden biliyorum: Ahırda süt sağmak, masa başında ahkam kesmekten çok daha ağır bir iştir. O soğuk sabahlarda uyanıp hayvanına bakan insan, toplumun bel kemiğidir. Sofralara gelen bir bardak sütün ardında ter vardır, sabır vardır, alın teri vardır! Ama belli ki o sözleri sarf edenler bunu bilmiyor.
Bilmedikleri bir şey daha var:
Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” sözü bir devlet aklının ifadesidir. Bugün “izindeyiz” diyenler şu izleri bir doğru takip etmelidir… Bugün kırsalı aşağılayan, ahırı hor gören herkes, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetle de mesafelidir.
**
Asıl mesele kıyafetten öte sınıfçılıktır. Şehirli kibriyle kırsalı aşağılamak, kravatlı cehaletle emeği küçümsemektir. Takım elbise giyip insanlıktan sınıfta kalmaktır. Modern görünümle ilkel düşünceyi aynı bedende taşımaktır.
Bedenler büyüyor, yıllar geçiyor ama bazı kafalar hala orta çağ karanlığında…
Bir yöneticinin eteğine/şalvarına, örtüsüne bakanlar, liyakat terazisine bakmıyor. Dış görünüşe göre hüküm verenler, içerideki siyaset kesesindeki boşluğu örtmeye çalışıyor.
Oysa dış görünüş sadece bir kabuktur. Dış görünüş üzerinden yargılamak, doğrudan yargısız infazdır. Herkes kravat takabilir. Herkes ceket giyebilir. Ama herkes insan olamaz.
Değişim, gözümüzü başkasının kıyafetinden çektiğimiz gün başlayacak. Başkasının yaşam tarzını didiklemekten vazgeçtiğimizde başlayacak. Kendimizi sorgulamayı öğrendiğimizde başlayacak.
Bir ülke, kırsalını hor gördüğü gün çöker. Bir toplum, emeği küçümsediği gün çürür. Bir insan, başkasının görünüşüne dil uzattığı gün kendi yoksulluğunu ilan eder.
Her şeyi siyasileştirmekte bir kenara bırakılmalı artık. Görüşü, görünüşe karıştırmamalıyız…