Rakipler, CHP’liler birbirini yerken muhtemelen bu süreci çekirdek çitleyip ellerini ovuşturarak izliyor.

Son günlerde Eskişehir siyasetinde dikkat çeken bir atışma var. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum arasında yaşanan sert söz düellosu, ortada ciddi bir gerginlik olduğunu gözler önüne seriyor. Önce Ataç cephesinden gelen sert ifadeler, ardından Çorum’un belediye meclisinde ortaya koyduğu iddialar, üstelik Ramazan ayında durduk yere başlayan bu süreç tartışmanın sadece iki kişi arasında kalmadığını gösteriyor.

Bu durum tek başına bir örnek değil. Daha önce CHP ve Eskişehir siyasetine 25 yıl mihmandarlık yapmış Yılmaz Büyükerşen ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt arasında da sert bir söz düellosu yaşanmıştı. Kurt’tan Hoca’ya, Hoca’dan Kurt’a giden göndermeler bir süre durulmuş gibi olsa da, Büyükerşen’in geçtiğimiz günlerde Kurt’a yönelik “taklitçi” iması, suların yeniden dalgalanmasına yol açacak türden.

Sadece bununla da sınırlı değil. Koca Çınarlar Grubu ile Talat Yalaz arasında da imalı ve manidar söylemler de dikkat çekiyor. Tüm bunlar eşyanın tabiatı gereği Cumhuriyet Halk Partisi içinde insanları birbirine karşı taraf haline getiriyor.

Bir tarafı haklı diğerini suçlu ilan etme yarışında amiyane tabirle kraldan çok kralcıların kavgasına tanık oluyoruz.

Bu tür tartışmalar, bazen taraf beyanı uğruna, tartışan iki kişiden bile daha ağır ifadeler kullanılarak süreci daha onarılmaz hâle getirebiliyor.

Peki, Bu tartışmaların kazananı kim oluyor?

Görünen o ki CHP, bu tür iç kavgalardan karlı çıkmıyor; aksine zarar görüyor. Bu zarar, sadece Eskişehir’de değil, genel politik algı üzerinde de etkili oluyor. CHP’nin zarar gördüğü her noktada, kazanan otomatik olarak Ak Parti oluyor. Rakipler, CHP’liler birbirini yerken muhtemelen bu süreci çekirdek çitleyip ellerini ovuşturarak izliyor.

Daha vahim olan, 40 belediye başkanı, 200’den fazla bürokratı tutuklu olan ve Cumhurbaşkanı adayı yargılanan bir partinin, böylesi tartışmalarla vakit kaybetme lüksünü “parti içi demokrasi” diyerek normalleştirmesi. Bana göre bu, hem partinin geleceği hem de tabandaki güven, inanç, umut açısından büyük bir hata.

Görünen o ki bu tür polemikler çoğu zaman bireysel egolar ve kısa vadeli hesaplar uğruna partiyi yıpratıyor. Buna siyasi başarı demek olanaksız. Belki kişiler kendi kanadını güçlendirebilir ama bu tür polemiklerin hem diğer yöneticiler, seçilmişler hem de taban açısından kucaklaşmayı zorlaştırdığı ortada.

Özetle; CHP içindeki tartışmalar sadece iç mesele değil, bir anlamda partinin kendi ayağına sıkması. Belki siyaseti kaosla, kavga ile birleştiren düşünce bundan keyif alıyor, doğru buluyor, ateşin altına odun atmaktan çok mutlu…

Ancak partililerin genel anlamda bu işlerden hoşlaştığını söylemek gerçekten aptallık olur…