Geçtiğimiz akşam Emek Mahallesi’nde, Dilektepe Parkı’ndan tesadüfen geçerken gördüğüm manzara bana çok şey düşündürdü. Parkın içi öylesine kalabalıktı ki, ilk anda bir düğün, bir konser ya da özel bir etkinlik olabileceğini sandım. Ancak resmi makam aracını fark edince anladım ki Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, mahalle halkıyla buluşuyordu.

Ve ardından gelen tablo sadece Eskişehir için değil, Türkiye için büyük mesaj içeriyordu.Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla her kesimden yüzlerce insan Ünlüce’yi çevrelemiş, adeta bir film yıldızına gösterilen ilgiyi sergiliyordu. Çocukların çığlık çığlığa neşesi, büyüklerin samimi ilgisi, parkı “mahşer günü” gibi kalabalık kılmıştı. İnsanların gözünde yalnızca bir belediye başkanına duyulan saygı yoktu; aynı zamanda içten bir sevgi ve aidiyet hissi vardı.

Bu manzara bize şunu söylüyor: Halk, yalnızca yol, su, altyapı gibi teknik hizmetleri değil, aynı zamanda temas edebileceği, kendisini görebileceği, kendi hayatına dokunan bir liderlik biçimini talep ediyor.

Ayşe Ünlüce’nin üslubu, zarafeti ve nezaketi bu noktada devreye giriyor. O, sahici bir “yakınlık politikası” kuruyor. Bir belediye başkanı olarak çocukların oyununa katılması, annelerin babaların derdini dinlemesi, insanlara yalnızca bir seçmen gözüyle değil, komşu gözüyle bakması bu yakınlığın kaynağı.

“Starlaşan” Ama “Uzaklaşmayan” Bir Liderlik

Siyaset biliminde sıkça tartışılan bir kavram vardır: “karizmatik liderlik.” Ünlüce’nin Emek Mahallesi’ndeki karşılanışı karizmatik liderliğe benziyor ama ondan daha fazlasını içeriyordu. Çünkü burada bir mesafe yok. İnsanlar Ünlüce’yi bir yıldız gibi görmek istiyor ama aynı zamanda yanlarına oturabilen, onların çocuklarıyla birlikte oynayabilen bir figür olarak algılıyorlar.

Bu da “insancıl siyaset” dediğimiz yaklaşımı işaret ediyor: Gücün değil, nezaketin; buyurganlığın değil, zarafetin; mesafenin değil, temasın siyaseti.

Çocukların Gözlerindeki Işık

Ünlüce’nin X hesabında paylaştığı şu cümleler aslında her şeyi özetliyor:

“Aydınlık yarınlarımızın gözlerindeki ışıltıya tanık olduğumuz için mutluyuz.”

Çocukların gözlerindeki ışıltı, yalnızca bir etkinliğin neşesi değil; aynı zamanda geleceğe dair kurulan bağların ışığıdır. Toplumsal kaynaşmayı, ortak bir yaşam duygusunu, mahalle dayanışmasını yeniden üreten bir ışık…

Sonuç: İnsan Odaklı Bir Hikâye

O akşam Emek Mahallesi’nde yaşanan kalabalık yalnızca bir belediye buluşmasının değil, siyasetin insana dokunan yüzünün kanıtıydı. Ayşe Ünlüce, üslubu ve zarafetiyle, siyasetin sert ve uzak yüzünü yumuşatarak halkın kalbine dokunmayı başarıyor.

Belki de bu yüzden o parkta herkesin yüzünde aynı gülümseme, aynı samimiyet vardı. Çünkü siyaset, en nihayetinde, yol ve su kadar; belki onlardan da çok, insanın yüreğine değme sanatıdır.