Bu tablo, Yeni Parti’ye yönelik özellikle Atatürkçü ve ulusal çizgideki seçmenden gelebilecek tepkinin de önemli ölçüde önüne geçmiş oldu.
Çerçeve Yasa, Meclis’te 87 milletvekilinin “Hayır” oyuna karşılık kabul edildi.
Eskişehir açısından ise ortaya oldukça dikkat çekici bir tablo çıktı.
Hayır diyen milletvekilleri arasında Eskişehir’in iki temsilcisi vardı:
Yeni Parti Milletvekili İbrahim Arslan ve CHP Milletvekili Jale Nur Süllü...
AK Parti milletvekilleri ile Yeni Parti Milletvekili Utku Çakırözer ise oylarını “Evet” yönünde kullandı.
Önceki gün bu konuya ilişkin yazarken İbrahim Arslan’a özellikle bir parantez açmış ve kendisine teşekkür etmiştim.
Bugün o paranteze Jale Nur Süllü’yü de eklemek istiyorum.
Çünkü CHP’de kalmak, bütün bu tartışmaların ortasında Hayır oyu kullanmak ve bunun siyasi sonuçlarını göze almak kolay bir iş değildi.
Parti içinde farklı seslerin yükseldiği, herkesin kendi hesabını yaptığı dönemlerde bazen bir oy sadece bir oy değildir.
**
Gelelim Yeni Parti cephesinin kulislerine...
Oylamadan önceki gece İbrahim Arslan’ın yaptığı çıkışın, Yeni Parti açısından sandığımızdan çok daha önemli bir sonuç doğurduğunu düşünüyorum.
Hatta biraz daha ileri gideyim:
Arslan, o gece yaptığı çıkışla Yeni Parti’nin kaderini değiştiren isimlerden biri olmuş olabilir.
Çünkü edindiğim bilgilere göre Arslan’ın “Hayır” tavrı, Yeni Parti’nin kurumsal olarak “Evet” demesinin ve MYK kararıyla iktidarla aynı çizgide durmasının önüne geçen en önemli kırılma noktalarından biri olmuş.
Kendisiyle henüz görüşme fırsatımız olmadı.
Eskişehir’e geldiğinde elbette bütün ayrıntıları kendisine soracağım.
Ama süreç boyunca görüştüğüm bazı isimlerden edindiğim bilgiler oldukça dikkat çekici.
Oylamadan önce yapılan grup toplantısında Arslan’ın “Hayır” açıklaması gündeme geliyor.
İddiaya göre Genel Başkan Özgür Özel, toplantı sırasında Arslan’a bu çıkışı nedeniyle sitem ediyor.
Ancak toplantıda yapılan değerlendirmeler ve vekillerin söz alarak ortaya koyduğu görüşlerin ardından Özel’in de meselenin farklı bir boyutunu gördüğü ve Arslan’a teşekkür ettiği konuşuluyor.
Bence burada önemli bir ayrıntı var.
Arslan’ın çıkışı sadece kendi oyunu belirlemedi.
Yeni Parti grubundaki diğer milletvekillerinin de düşüncelerini açıkça ortaya koymasının önünü açtı.
Arslan’dan sonra söz alan vekiller, grup toplantısında itirazlarını dile getirdi.
Böylece mesele, “Parti olarak Evet diyelim” noktasından çıkıp milletvekillerinin vicdanlarıyla ve siyasi duruşlarıyla karar vereceği bir zemine taşındı.
Belki de daha önemlisi, Özgür Özel’i de zor durumda bırakabilecek bir tablo ortadan kalktı.
Çünkü Özel “Evet” demek istese, gruptan “Hayır” çıkması halinde mesele artık parti içi demokrasi tartışması olmaktan çıkacak, doğrudan bir hizip tartışmasına dönüşecekti.
Arslan’ın çıkışı, tam da bu ihtimali ortadan kaldırdı.
O yüzden ilk anda sitem edilen bir milletvekiline, toplantının sonunda teşekkür edilmesi bana hiç şaşırtıcı gelmiyor.
**
Peki...
Arslan’dan önce Hayır diyeceğini açıklayan iki Yeni Parti milletvekili varken neden süreci tetikleyen isim İbrahim Arslan oldu?
Bunun cevabının biraz da Arslan’ın siyasi geçmişinde olduğunu düşünüyorum.
Sanırım bazıları İbrahim Arslan’ın içindeki milliyetçi damarı yeni keşfediyor.
Ben ise yaklaşık 20 yıldır kendisini tanıyan biri olarak buna hiç şaşırmıyorum.
Belki de Tunceli kökenli bir milletvekilinin böyle bir konuda bu kadar net bir “Hayır” ortaya koymasını bazıları ihtimal dahilinde görmedi.
Ama Arslan, kimsenin beklemediği bir anda ve siyasi bedelini düşünmeden bir tavır ortaya koydu.
Üstünün çizilmesi ihtimalini göze aldı.
Sonrasındaki hesabı bir kenara bıraktı.
Çünkü bazen koltuğu korumaktan daha önemli bir şey vardır:
İbrahim Arslan’ın yaptığı tam olarak buydu.
Ve bence bu tavır, sadece o geceye ilişkin bir siyasi hamle değildi.
Sonraki dönemde karar verecek olanlara da cesaret verdi.
“Ben Hayır dersem ne olur?” diye düşünenlere, “Önce neye inandığına bak” mesajı verdi.
Nitekim ortaya çıkan sonuç da Yeni Parti açısından dikkat çekici.
35 Evet oyuna karşılık 55 Hayır...
Bu tablo, Yeni Parti’ye yönelik özellikle Atatürkçü ve ulusal çizgideki seçmenden gelebilecek tepkinin de önemli ölçüde önüne geçmiş oldu.
Belki de Arslan’ın o ilk çıkışı, partinin bütününe dair oluşabilecek çok daha sert bir tepkinin önünü kesti.
Bir başka ayrıntıyı da özellikle hatırlatmak isterim.
İbrahim Arslan, Diyap Ağa’nın soyundan geliyor.
Ve çözüm süreci tartışmalarında da tavrını net biçimde ortaya koymuş, Atatürk çizgisinden sapmayan isimlerden biri olmuştu.
Dolayısıyla bugün ortaya koyduğu tavır bana göre bir gecede ortaya çıkmış sürpriz bir refleks değil.
Siyasi geçmişine bakıldığında aslında oldukça tutarlı.
Beni şaşırtan Arslan’ın Hayır demesi değil.
Asıl şaşırdığım, bunu şaşırtıcı bulanların sayısının bu kadar fazla olması.
**
Gelelim beni asıl şaşırtan noktaya...
Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in oylamada “Evet” oyu kullanmasına...
Açık söyleyeyim:
Bunu yadırgadım.
Doğu ve Güneydoğu illerinde görev yapan bazı milletvekillerinin toplumsal baskılar, bölgesel dengeler veya siyasi sorumluluklar nedeniyle “Evet” demiş olmalarını bir yere kadar anlayabilirim.
Ama Eskişehir’de...
Aynı şehirden iki milletvekili, İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü, Hayır oyu kullanırken...
Yeni Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer’in Evet demesi ister istemez soru işareti yaratıyor.
“Partide üst düzey görev aldığı için Evet dedi” denilebilir.
Ama bu açıklama da bana çok ikna edici gelmiyor.
Çünkü Genel Başkan Özgür Özel’in en yakın çalışma arkadaşları arasında yer alan, partinin üst yönetiminde bulunan çok sayıda isim Hayır oyu kullandı.
Dolayısıyla burada görev ile oy arasında zorunlu bir bağ kurmak mümkün değil.
Tam tersine, parti içindeki farklı görüşlerin ortaya çıkabildiğini de gördük.
Bu nedenle Çakırözer’in neden Evet dediğini gerçekten merak ediyorum.
Belki kendisi açıklayacaktır.
Açıklamalıdır da...
Çünkü milletvekilinin Meclis’te kullandığı oy, seçmene karşı siyasi bir sorumluluktur.
**
Bir de Eskişehir cephesi var.
Bu süreçte Eskişehir’de neredeyse bütün siyasi parti il başkanları konuştu.
Açıklamalar yapıldı.
Görüşler ortaya konuldu.
Fakat en azından konuşmasını beklediğim isimlerden biri sessiz kaldı:
Yeni Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz...
Kendisinin tatilde olduğunu biliyorum.
Elbette insanın tatili de olabilir.
Ama böylesine kritik bir siyasi süreçte, şehirde partisinin milletvekilleri iki farklı yönde oy kullanmışken, il başkanının en azından yazılı bir açıklamayla kendi görüşünü ortaya koymasını beklerdim.
Bir sosyal medya paylaşımı bile yeterdi.
“Evet” mi?
“Hayır” mı?
Yoksa “Milletvekillerinin tercihidir, saygı duyuyorum” mu?
Bunu da öğrenmek isteriz.
Şimdilik sessizlik hâkim.
Ama Talat Yalaz Eskişehir’e döndüğünde elbette görüşünü alırız.
Bakalım...
O, bu meselede Evet mi diyecek, Hayır mı?