Bugüne kadar defalarca Özgür Özel'in yanında durmuş, bunu açıkça göstermiş, duruşunu hiç değiştirmemiş isimleri bugün "Butlancı" diye yaftalamak en hafif ifadeyle haksızlıktır.

CHP, daha doğrusu eski ve yeni CHP'liler, şu sıralar birbirini yemekle meşgul...

Daha düne kadar el ele, kol kola, omuz omuza meydanlarda "iktidar" sloganları atan, ortak hedefler etrafında kenetlenen insanların bugün düştüğü -ya da düşürüldüğü- tabloya bakınca üzülmemek elde değil.

Bugün hem Türkiye genelinde hem de Eskişehir'de ayrışmayı körükleyen, ötekileştirmeyi besleyen ve sonuçta iktidarın işine yarayan bir süreç yaşanıyor.

Bir tarafta Özgürcüler, diğer tarafta Kemalciler...

Yetmezmiş gibi Eskişehir'de bu ayrışma artık isimler üzerinden okunuyor. Kazımcılar, Ayşeciler, Talatçılar...

25 yılı aşan yerel iktidarın en büyük rakibi artık muhalefetin kendisi olmuş durumda.

Üstelik herkesin her şeyi bildiğini iddia ettiği, ama aslında kimsenin tam olarak ne yaşandığını bilmediği bir dönemde...

Son günlerin en hararetli tartışması ise istifalar.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve belediye meclis üyeleri, geçtiğimiz günlerde CHP'den ayrılarak yeni oluşuma katıldı.

Oysa Genel Başkan Özgür Özel'in, "Aktif görevde olmayanlar istifa etsin, görevde olanlar şimdilik beklesin." yönünde bir çağrısı vardı.

Buna rağmen Kazım Kurt farklı bir yol tercih etti.

Buna karşılık Ayşe Ünlüce, Ahmet Ataç, belediye meclis üyeleri ile Tepebaşı ve kırsal ilçe başkanları ortak hareket ederek Genel Başkan'ın çağrısını dikkate aldı. Henüz istifa etmediler.

Ve böylece zaten yeterince sorun yaşayan CHP'nin önüne yeni bir tartışma daha bırakıldı.

Bir anda öyle bir hava oluşturuldu ki...

Kazım Kurt ve ekibi Özgür Özel'in yanında, Ayşe Ünlüce, Ahmet Ataç, meclis üyeleri ve ilçe başkanları ise Kılıçdaroğlu'nun yanında gibi akıl dışı bir etiketleme başladı.

Oysa işin perde arkasını bilmeyenler için insanlara yafta yapıştırmak her zaman daha kolaydır.

Bugüne kadar defalarca Özgür Özel'in yanında durmuş, bunu açıkça göstermiş, duruşunu hiç değiştirmemiş isimleri bugün "Butlancı" diye yaftalamak en hafif ifadeyle haksızlıktır.

Üstelik bu insanlar defalarca, "Ortak hareket ediyoruz ve Genel Başkan'dan gelecek talimatı bekliyoruz." demelerine rağmen...

Ama mahalle baskısı durur mu?

"Ne bekliyorsunuz? Hadi istifa edin."

Peki Genel Başkan neden "bekleyin" dedi?

Aktif görevdekilerin bugün değil de daha sonra hareket etmesini neden istedi?

Elbette bunun gerçek cevabını yalnızca karar vericiler biliyor.

Ancak bazı ihtimaller var.

İlk ihtimal, devam eden butlan davası.

Mahkeme ilerleyen süreçte bu karardan dönerse, olağanüstü kurultayda söz sahibi olacak delegelere ihtiyaç duyulabilir. Bugün istifa etmeyen isimlerin önemli bölümünün kurultay delegesi olması bu ihtimali güçlendiriyor.

Bir başka ihtimal ise belediyelerin işleyişi.

Çünkü bugün CHP'de kalanlarla yeni partiye geçenler artık farklı siyasi yapılarda.

Düne kadar aynı masada oturup aynı kararlara el kaldıran insanlar bundan sonra birbirlerine muhalefet edecek.

Bu durum belediye meclislerinde karar alma süreçlerini zorlaştırabilir, hizmetleri aksatabilir.

Belki de bekleme çağrısının arkasında böyle bir hesap vardır.

Belki bambaşka bir plan...

Bunu zaman gösterecek.

Ancak bugün kesin olarak bildiğimiz bir şey var.

Kimin hangi siyasi çizgide durduğu, hangi isimle yol yürüdüğü büyük ölçüde zaten biliniyor.

Bu nedenle yeni düşmanlar üretmenin, yeni cepheler açmanın kimseye faydası yok.

Eğer gerçekten birilerini eleştireceksek...

Yalnızca bir kişiye duyduğu öfke nedeniyle siyasi saf değiştirenleri...

Milletvekilliği ya da makam hesabıyla dün söylediklerini bugün inkâr edenleri...

Düne kadar ağır sözler söylediği isimlere bugün methiyeler düzenleri...

Kişisel ikbalini ülkenin ve partinin geleceğinin önüne koyanları eleştirelim.

Çünkü bugünkü tartışmaların ne genel seçime ne de yerel seçime en küçük bir katkısı var.

Aksine...

Muhalefeti zayıflatıyor, iktidarı güçlendiriyor.

Elbette bunun tek istisnası var.

"Kazanamazsam, kaybettiririm." anlayışıyla siyaset yapanlar...