CHP’ye kızgınız, CHP AK Parti’nin ekmeğine yağ sürdü diyorsak, CHP’de kalanları eleştirmesini biliyorsak Yeni Parti’nin her hamlesini, her adımını destekliyoruz, hiç eleştirmeyelim demek bence henüz ilk adımlarını atan bir parti için kötülük olur.
Yılmaz Erdoğan’ın Kızım Berfin’e şiirinde şöyle diyordu
“bilmiyorduk daha, objektiflerin objektif olmadığını,
ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
meğer doyurmak çok zormuş içimizdeki hayvanı”
Son günlerde CHP ve Yeni Parti ekseninde yaşananları görünce bu dizeler aklıma geldi.
Mutlak Butlan kararından bu yana yapılan tartışmaları, eylemleri, söylemleri, baskıları, hakaret ve kaos ortamının yansılarını toplayınca karşıma çıkan ilk cümle
“Objektiflerin Objektif Olmaması”
Bu aslında sadece kurumların, siyaset yapanların sorunu değil. Kişisel kariyer planı, husumet, hırs, güvensizlik gibi iyi-kötü nice insani duygunun bizi önce bireysel düşünme biçimini ve duygu-mantık kavgasıyla kararlar aldırdığını inkar edemeyiz.
Ancak sosyal demokrasiyi savunan, parti içi rekabet, yarış ortamına saygı duyan, örgütlenmeyi önemseyen insanların aldığı kararlar, yaptığı söylemler, başkalarına olan baskıları, tehditleri ve üsluplarının insanı endişeye sevk ettiği gerçeğini saklayamam.
Günlerdir sürecin her detayını düşünüyor, tekerrür eden bazı tespitler, tenkitler, tahminler öne sürüyoruz. Bugünde gördüğüm bazı eksileri açık açık dile getirmem lazım. Ancak şunu baştan belirteyim. 100 siyaset bilimci, 100 sosyolog getirseniz ve şu an yapılması gereken en akıllı hareket nedir, çözüm nedir diye sorsanız içinden çıkamazlar. 100 ayrı yorum, 100 ayrı öneri çıkar.
Bir kere CHP’nin ilke, etik, umut olarak tükendiğini belirtmem lazım. CHP’nin yeniden kendine gelmesi, iktidar hedefi koyabilmesi, güven ortamı oluşturması benim nazarımda çok zaman alacak, çok zor olacak.
Her şeyden önce Kılıçdaroğlu ve kurmayları partiden tamamen gitmediği sürece onarım sürecine başlama imkanı dahi yok. Bunun altını net bir şekilde çizeyim.
Şayet CHP’de siyaset yapsaydım kalmayı tercih etmezdim. Bürokratik koşulların gerektirdiği şekilde, acele etmeden ama hızlı hızlı istifamı verir ve beklerdim.
Beklerdim diyorum çünkü CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye geçmek için bazı belirsizliklerin netleşmesini, bazı değişimlerin ve CHP’de itiraz ettiğim şeylerin değişmesini isterdim.
CHP’ye kızgınız, CHP Ak Parti’nin ekmeğine yağ sürdü diyorsak, CHP’de kalanları eleştirmesini biliyorsak Yeni Parti’nin her hamlesini, her adımını destekliyoruz, hiç eleştirmeyelim demek bence henüz ilk adımlarını atan bir parti için Kötülük olur.
Birincisi Yeni Parti’nin sadece tabelasını değiştirmekle iş bitmiyor…
Parti programından işleyişe kadar bazı değişimleri görmemiz lazım. Şu an sular berrak değil, hava flulaştı ve parti kurmayları bunca desteğe rağmen algıyı doğru yönetemiyor.
Genelden başlayım.
Günlerdir Yeni Parti’nin tüzüğü, parti programı hakkında nice iddia var. Üstelik vahim iddialar.
Türk kelimesinin parti programında 1 kere geçtiği, özerlik konusuna destek verildiği, Türk kelimesine etnik statü verilip anayasadan çıkartılacağı gibi ciddi iddialar.
Ve bu iddiaların çoğu asılsız. Bağlamından koparılmış, cımbızlanıp ortaya atılmış söylemler.
Vatandaş bu iddiaları kendi arasında konuşuyor, kızıyor, kimleniyor ama ne yerel ne genel düzeyde birileri çıkıp bunların asılsız olduğunu dile getirip, vatandaşızın kızgın nabzını serinletmiyor. Bu bir yanlıştan ziyade bir eksik, önemli bir ihmal…
Bir başka ve önemli konu ise Özel ve kurmaylarının istifa süreci ile ilgili yönetimi.
Burada ya sistemsizlik ya disiplin sorunu var.
Önce vekillerin ve CHP’li üyelerin yarı talimat yarı doğaçlama gelişen istifası…
Ardından belediye başkanlarına bekleyin dendiği ama muallakta kalan bir süreç ve bu süreçte beklemeden istifa ederek kalanları zorda bırakan, ayrıştıran istifalar.
Sonra geç kaldığını düşündüğüm aktif olmayanlar istifa etsin, aktif olanlar beklesin talimatı.
Mahkemenin butlan kararından dönme ihtimaline karşı başta kurultay delegeleri olmak üzere istifa edilmemesi, ortak harekete geçilmesi gerektiği ile ilgili kulislerden taşan sözde kapalı devre kararlar.
Yine bu talimatı dinlemeden istifa veren başkanlar. Üstelik meclis üyelerinin fikrini alan kadar onlara sormadan, danışmadan istifa eden başkanlar.
Son olarak bekleyin talimatını net olarak kamuoyunda yapmayan Özel ve kurmaylarının önceki akşam artık beklemeye gerek kalmadı açıklamasının kamuoyunda net bir şekilde yapılması.
Akabinde Özel ve kurmaylarının dokunulmazlığının kaldırılması ile ilgili fezlekenin meclis gündemine getirilmesi ile ilgili endişe verici, partiye katılacaklar ilgili düşündürücü bir süreç.
Hadi bunlar aşağı yukarı herkesin al alta dizdiği şeyler…
Bugün önemli bir eleştiriyi mıh gibi eklemek istiyorum.
Üye sayısının 399 ile sınırlı kalacak olmasını….
Düşünün…
Diyorsunuz ki herkes CHP’den istifa etsin, Yeni Parti’ye üye olsun.
Yüzbinlerce insan istifa ediyor, üyelik formu dolduruyor, e-devlet sisteminde üyelik açılsın ve üye olayım diye bekliyor.
Fakat siz tüm ilçelerde üye sayısını bir süre 399 ile sınırlayacağınızı söylüyorsunuz.
Yani üye olanların üyelikleri ancak ilk kurultaydan sonra kabul edilecek.
399 sınırı aşılmayacak..
Çünkü 401 ve üstü üye yapılırsa delege seçimi yapılması gerekir. Yeni Parti ilk kurultayını çekirdek bir kadro ile delege seçimi yapmadan gerçekleştirmek istiyor.
Şu an kurucu olarak atanan örgüt başkan ve yönetimlerinin kurultay ile atanmış değil seçilmiş gibi olması için yapılan ve bana kalırsa yıllardır ön seçim diyenlerin delege seçiminde bile üyelere söz hakkı vermekten sakınan rahatsız edici bir karar.
Kaldı ki mesela Eskişehir özelinde henüz partiye katılmamış ama katılması beklenen Ünlüce, Ataç ve diğer isimlerin bu kararla ilgili fikri alınmadan, görüşü sorulmadan hangi 399 üyenin, kime yakın, kimler tarafından belirlendiği net değilken bu gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemek değil mi?
Yerelde ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmeyelim.
Şu an yakın geçmişe kadar aynı partide olan başkanların ve meclis üyelerinin dahi aralarında ciddi bir ayrışma var.
Ve bu ayrışma fikri, siyasi değil ismi bir ayrışma.
İstifa edenler veya etmeyenlerin gerekçeleri yanlış zeminde değerlendiriliyor.
Neden istifa etmiyorlar sorusuna yanlış cevaplar veriliyor.
Sanki istifa etsinler diye değil etmesinler diye yürütülen bir çalışma var gibi garip bir muallak var ortada.
Her şey eskisi gibi olmasın isteyen çok, partinin adı Yeni ama bazı alışkanlıklar ile isimlerin yüzde 98’i eski olunca süreç garabete uğruyor.
Tepkiyi ayakta, diri, doğru yönetmesi gereken Yeni Parti süreci normalleştirecek adımlar atmamalı… İnsanlardan bedel ödemesini isteyenler bir zahmet kendileri de bedel ödemeli.
Bazı koltuklar değişmeli, bazı isimlerden vazgeçmeli, bazı yöntemler liyakata ve demokrasiye uygun olmalı.
Dost acı söyler mi diyelim, benim görüşüm bu diyip kestirip atalım mı bilemiyorum.
Ne İsa’ya, Ne Musa’ya yaranma derdim yok.
CHP’ye tepkiliyim ama Yeni’nin eksiklerini, yanlışlarını söylemesem olmaz.
Yoksa ülke tarihinin katılımı en zayıf seçimine de,
Bağımsız başkan ve meclis üye sayılarının en yükseğine de tanık olursak şaşırmam.