İl Başkanı Talat Yalaz’ın dillendirdiği ön seçim talebi örgütte karşılık buluyor. Ancak bu tartışmanın tek rengi yok.

Bir dönem televizyonlarda dönüp duran o meşhur reklamı hatırlarsınız… “Neşe’nin Kepek Sorunu.” Gün geldi, teknoloji ilerledi, o sorun bile tarihe karıştı. Ama siyaset dediğimiz şey bazen şampuan reklamından daha inatçı olabiliyor. CHP’nin ön seçim meselesi yıllardır konuşuluyor, tartışılıyor, umut ediliyor… ama bir türlü çözülemiyor.

Genel başkanlar değişti, kadrolar değişti, oy oranları iniş çıkışlar yaşadı. Siyasetin dili, yöntemi, aktörleri yenilendi. Fakat CHP’nin ön seçim tartışması sanki zamanın dışında kaldı; aynı yerde, aynı çizgide, aynı tereddütle bekliyor.

Ön seçim derken kastım açık. Delegeler arasında yapılan, sonucu baştan belli temayül yoklamaları değil. Hakim huzurunda, partiye üye olan herkesin iradesini sandığa koyduğu; listelerin masa başında değil, doğrudan üyelerin tercihiyle şekillendiği gerçek bir ön seçim… Yani siyasetin filtresini örgütün eline veren, sözü tabana bırakan bir yöntem.

Bu talep yeni değil. Kökü yıllara uzanıyor. Hatta 1999’da CHP’nin baraj altında kaldığı o kırılma seçimlerinden bu yana dile getiriliyor ama hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilmiyor.

Bugün ise konu yeniden, bu kez Eskişehir özelinde gündemde. İl Başkanı Talat Yalaz’ın dillendirdiği ön seçim talebi örgütte karşılık buluyor. Ancak bu tartışmanın tek rengi yok. Ön seçim isteyenler de var, bunun adil ve verimli olmayacağını düşünenler de.

Çünkü geçmişe bakıldığında örgütün her zaman belirleyici olamadığı bir gerçek. İl binasının kapısından içeri girmemiş, parti çizgisiyle örtüşmeyen isimlerin listelerde yer aldığı dönemler yaşandı. Bu tercihler kimi zaman Büyükerşen’in ağırlığına, kimi zaman Genel Merkez’in stratejisine bağlandı. Örgüt içinde çalışan, emek veren, yıllarını partiye adamış birçok insan ise karşılığını alamadığını düşündü. Ve açık konuşmak gerekirse, bu eleştiriler çoğu zaman haksız değildi.

Şimdi yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Büyükerşen siyasete veda etti. Örgüt içinde çalışan, sahada emek veren, üyelerin oyuyla listeye gireceğine inanan çok sayıda insan var. Umut var, beklenti var… ama siyaset sadece umutla yürümüyor.

Çünkü dün “mutlaka ön seçim olmalı” diyenlerin bir kısmı bugün ön seçimle listeye giremeyeceğini düşündüğünde geri adım atıyor. Dün “ön seçim tam demokratik değil” diyenlerin bir kısmı ise eski yöntemle seçilemeyeceğini fark ettiğinde ön seçimi savunmaya başlıyor. Yani bazı CHP’liler için ön seçim bir ilke değil, bir ihtimal meselesi. Listeye girebilme ihtimali arttıkça demokrasi büyüyor, azaldıkça tartışma başlıyor.

Lafı dolandırmayayım. Açık bir iddia ortaya koyuyorum:

CHP’de adayların ön seçimle belirlenmesini bekleyenler kendilerini fazla yormasın. Mevcut siyasi konjonktürde CHP Genel Merkezi’nin bu yola gireceğine ihtimal vermiyorum. Türkiye genelinde uygulanmadan yalnızca Eskişehir’de böyle bir yönteme geçilmesi neredeyse imkânsız. Üstelik yerel yönetim dengelerini sarsabilecek isimlerin sandıktan çıkma ihtimali varken bu risk kolay kolay alınmaz. Bu yüzden ön seçim tartışmaları bana biraz havanda su dövmeyi hatırlatıyor.

Yine de hakkını teslim edelim… Eğer ön seçim gerçekten tüm listeyi kapsar, hakim huzurunda yapılır, adaylık için parti geçmişi, imza, liyakat, yaş ve temsiliyet kriterleri net uygulanırsa ortaya sağlıklı bir tablo çıkabilir. Ama süreç herkesin aday olduğu, sadece sayısal bir yarışa dönüşürse verimi tartışmalı olur.

Çünkü CHP’nin yalnızca üyelerden ibaret olmayan büyük bir tabanı var. Üye olmasa da her seçimde partiyi terk etmeyen yüz binlerce seçmen var. Ön seçim bu tabanın beklentileriyle çelişen sonuçlar doğurabilir. Ayrıca bu süreç, ne yazık ki, sadece fikir ve emek yarışı değildir; biraz popülerlik, biraz iletişim gücü, biraz da finans işidir. On binlerce üyeye ulaşmak zaman, organizasyon ve ciddi imkan ister. Ekip kurabilen, sahayı dolaşabilen, görünür olabilenler yarışa önde başlar. Belediyelerin, bürokrasinin ya da örgüt içi güç dengelerinin işaret ettiği isimler avantajlı olur. Bu durumda parti için bedel ödemiş, sessiz ama vizyon sahibi birçok insan yarışta geride kalır. Sağlıklı bir süzgeç olmazsa ön seçim, partiyi büyütmek kadar partilileri küstürme riskini de taşır.

İşte bu yüzden bu mesele bir cesaret ve risk meselesidir. Ve CHP Genel Merkezi’nin bu riski alacak bir konfor alanında olduğunu düşünmüyorum.

O nedenle yarına dair hesap yaparken ön seçim olacakmış gibi hazırlanın. Örgütü sürecin içine daha fazla katın. Aidiyeti büyütün. Emek verenin hakkının yenmediğini gösterin.

Ama siyasi matematiği ön seçime göre değil, Genel Merkez gerçeğine göre kurun.