Barlar Sokağı direkt kapatılsın demek belki biraz ağır. Ancak Barlar Sokağı’nın açıldığı gün ile bugün yansıttığı atmosfer arasında dağlar kadar fark olduğu da ortada.

Şehrin gündeminde yine Barlar Sokağı meselesi var…

Benim 2016’dan bu yana 3-4 kez yazdığım, konuştuğum, üzerine ciddi şekilde kafa yorduğum bir konu bu.

Google arama çubuğuna “Soner Yüksel Barlar Sokağı” yazarsanız, farklı gazetelerde yıllar içinde bu konuyla ilgili kaleme aldığım yazıları görebilirsiniz.

Bu kez konuyla ilgili fitili ateşleyen isim AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu oldu.

“Barlar Sokağı kapatılmalı” dedi.

Alkollü mekanların bulunduğu bir kompleksin kapatılmasını isteyen isim AK Partili bir milletvekili olunca tartışma da doğal olarak başka bir boyuta taşındı.

Mesele, Barlar Sokağı’nın kendisinden çıktı; ideolojiye, hayat tarzına müdahaleye, iktidarın insanların yaşam biçimine bakışına kadar uzanan bambaşka bir tartışmaya dönüştü.

Ben bu konuda 2016’dan bu yana aynı yerde duruyorum.

Meseleye siyasi ya da ideolojik bakamam.

Gerçeklerden uzak da bakamam.

Çünkü bazı insanların hayat tarzına dokunuyor diye başka insanların yaşadığı sorunları görmezden gelmek, ortada hiçbir sıkıntı yokmuş gibi davranmak riyakarlık olur.

Barlar Sokağı direkt kapatılsın demek belki biraz ağır.

Ancak Barlar Sokağı’nın açıldığı gün ile bugün yansıttığı atmosfer arasında dağlar kadar fark olduğu da ortada.

Şayet bazı kurallar ve yaptırımlar net şekilde uygulanamıyorsa, bu sokağın yalnızca eğlence odağında kalabilmesi de maalesef mümkün değil.

Birincisi, yerleşim alanının tam merkezinde yüzlerce alkollü mekanın bir arada olması, çevresinde yaşayan insanlar açısından ciddi bir sorun.

Kalabalık…

Trafik…

Geç saatlere kadar devam eden gürültü…

Ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar bitmeyen kavgalar, bağırış çağırışlar…

Bunların tamamı çevrede yaşayan insanların hayatını doğrudan etkiliyor.

İkincisi, Barlar Sokağı’nda yaşanan hadiselerin Eskişehir’in asayiş ortalamasını yükseltecek kadar fazla olduğu da bir gerçek.

Cinayet, yaralama, narkotik…

Bu tür olaylara bu komplekste ne kadar sık rastlandığını görmek için alim olmaya gerek yok.

Üçüncüsü ise mekanların kalitesi…

Elbette burada işini dört dörtlük yapan, nezih ve kaliteli mekanlar var.

Ancak tamamı için aynı kaliteyi söylemek mümkün değil.

Maalesef pek çok mekan vasatın altında bir seviyede hizmet veriyor.

Hatta daha önce bazı mekanların adeta küçük pavyon formatına dönüştüğünü dile getirmiş, bu rahatsızlığımı ilgililerle de paylaşmıştım.

Bu önemli bir nokta.

Çünkü alkollü mekanların yan yana bulunduğu tek kompleks Barlar Sokağı değil.

Fakat olayların en fazla yaşandığı yerlerden biri burası.

Bulundukları AVM içerisinde güvenliği olan, kaliteli işletmelerin bir arada bulunduğu başka komplekslerde de insanlar eğleniyor, alkol tüketiyor.

Ama aynı yoğunlukta asayiş problemi yaşanmıyor.

Bunun nedenini aslında hepimiz biliyoruz.

Barlar Sokağı zamanında başka bir anlayışla yola çıktı.

Sanat odaklı olacaktı.

Oda tiyatroları olacaktı.

Küçük konserler yapılacaktı.

Tamamı iyi markalardan oluşan, insanların aileleriyle gelebileceği nezih bir eğlence sokağı olacaktı.

Aileler burada kahvaltı yapacak, akşam yemeklerini yiyecek, eğlenecek ve Eskişehir’in başka şehirlerdeki örneklere benzeyen nitelikli bir eğlence alanı olacaktı.

Olmadı.

Aile odağından öğrenci odağına dönüştü.

Ucuz alkol kampanyalarıyla “sürümden kazanalım” anlayışına evrildi.

Damsız girilmeyen mekanlardan, önüne gelenin girebildiği adreslere dönüşen işletmeler ortaya çıktı.

Üstelik o kadar mekanın arasına sayıca fazla tekel bayisi de konuldu.

Böylece mekanlara girmeden, bayiden alınan alkolle kaldırım üzerinde eğlenmeyi tercih eden çok sayıda insanı görmeye başladık.

Eğlence kısmı bir neyse ama ortaya bir problem çıktı.

Bu tablo ciddi güvenlik zaafiyetlerini de beraberinde getirdi.

Bildiğim kadarıyla bu alana 15’e yakın farklı noktadan giriş yapılabiliyor.

Bu kadar fazla giriş ve çıkışın olduğu bir yerde güvenliği sağlamak kolay değil.

Giriş çıkışların kontrol edilebildiği, gerektiğinde üst aramasının yapılabildiği, ihtiyaç halinde x-ray cihazlarıyla güvenliğin desteklenebildiği bir sistem bugüne kadar oluşturulamadı.

Sonuç ortada.

Ve artık Barlar Sokağı için çanlar çalıyor.

Bu konuyu Nebi Hatipoğlu söyledi diye, AK Partili bir isim gündeme getirdi diye doğrudan itirazla karşılamak doğru değil.

Önce bu söyleme neden olan sorunlara bakmak gerekiyor.

Çünkü sorunları ortadan kaldırmadan sadece söyleme itiraz ederek bir yere varamayız.

Benim fikrim net.

Barlar Sokağı ciddi bir düzenleme sürecine girmeli.

Giriş ve çıkış noktalarından özel güvenlik sistemine, fiyat politikalarından mekanların içeride alması gereken tedbirlere kadar ciddi kararlar alınmalı.

Ve bu kararların ihlali halinde uygulanacak yaptırımlar da göstermelik olmamalı.

Gerekirse sert olmalı.

Konu sadece eğlenmek isteyenlere ait bir konu değil.

Çevrede yaşayanların da, işletme sahiplerinin de, öğrencilerin de, şehrin tamamının müdahil olması gereken bir konu.

Bu nedenle doğrudan itiraz etmek yerine biraz özeleştiri yapabilmek gerekiyor.

Konuşabilmek…

Tespit yapabilmek…

Ve bütün bunları yaparken ideolojik filtreleri bir kenara bırakabilmek gerekiyor.

Ben bunları yıllar içerisinde çok söyledim.

Çok dile getirdim.

Takdir edenler de oldu, tehdit edenler de…

Umurumda değil.

Ben doğru olduğuna inandığım şeyi söylemeye devam edeceğim.