Son günlerde Türkiye’nin dört bir yanından yangın haberleri geliyor. İzmir, Hatay, Bilecik, Sakarya, Eskişehir… Her gün başka bir şehirde ormanlık alanların, tarım arazilerinin, hayvanların ve geleceğimizin küle döndüğüne tanıklık ediyoruz.
Kimileri “can kaybı yok” diyerek içimizi rahatlatmaya çalışıyor. Oysa bu cümlelerin satır aralarında binlerce canın sessiz çığlığı var: Yanan kaplumbağalar, kaçamayan tilkiler, yuvası küle dönen kuşlar, arılar, yılanlar, sincaplar… Can dediğimiz yalnızca insana ait değil ki.

Her yangın sonrası sosyal medyada suçlamalar havada uçuşuyor. Kimileri insan dikkatsizliğini, kimileri sabotaj ihtimalini öne sürüyor. En şaşırtıcısı ise bazı kesimlerin tüm bu felaketleri insanların “dinden uzaklaşması” ile açıklaması. Bilimden, doğadan, ekolojiden kopuk bu yorumlar artık sadece can sıkıcı değil; aynı zamanda tehlikeli. Çünkü asıl sorunları konuşmamız gerekirken, zihnimizi sisle kaplıyorlar.

Ben genellemelerden yana biri değilim. Her olayın kendi gerçekliği, kendi sorumluları var. Ama Eskişehir’deki Beylikova yangını özelinde konuşmam gerekirse, yaşananlardan çok, yaşananlara verilen tepkiler beni sarstı.

A W494888 08

Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak’ın, yangın söndürme çalışmaları sırasında gülümseyerek poz vermesi, aklımı zorlayan bir görüntüydü. “Acaba yangın kontrol altına alındı da onun sevinci mi?” diye düşünmek istedim. Ama arkada hala yanan otlar, dumanlar ve alev alev küle dönen tarım alanları vardı. Öyle olsa bile… Gerçekten gülme zamanı mıydı?

İlçende bir zarar söz konusu. Üreticin etkileniyor. Buğday tarlaları yandı. Verimli topraklar zarar gördü. Mera alanları kül oldu. Oksijen sağlayan ormanlık bölgeler zarar gördü. Tüm bu hasarın ardından, bir yerel yönetici olarak kameraya tebessümle bakmak, nasıl bir ruh hâlidir? Empati eksikliği mi, kriz yönetiminden uzaklık mı, yoksa sadece alışkanlık mı?

Hakan Bey’i tanımam. Ortaya çıkardığı işler hakkında hiçbir şey söyleyemem. Bu yazım; iş ve ilişkiden yanı sıra bir davranış üslubu eleştirisidir. Yanlış anlaşılsın da istemem…

Son olarak aklıma; bir sosyal medya fenomeninin yangın dumanlarının önündeki fotoğrafı geliyor.

Dc4Cf7F336934B439568B51Dcec46Ebdjpg T S Wvq0In2Kmg R A J0 K V Rgg

(Paylaşımın açıklaması: "Bazı gün batımları gerçekten bambaşka hissediliyor, tıpkı bu an gibi.”)

Neyse, bence…

Bizim yüzleşmemiz gereken çok fazla şey var. Bu yangınlar sadece doğayı değil, toplumsal sorumluluk duygumuzu da test ediyor. Bazen alevler yalnızca ormanları değil, insanlığımızı da yakıp geçiyor.