Bugün CHP ve Yeni Parti içerisinde siyaset yapanlara naçizane bir uyarım var: Rakibiniz kim, şimdiden açık açık belirtin.

Eskişehir, AK Parti’nin iktidara geldiği günden bu yana Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadığı; ilçe ve kırsal belediyelerde ise zaman içinde gücünü korumakta zorlandığı nadir Anadolu şehirlerinden biri.

Bunun elbette pek çok sebebi var.

İlk sıraya Eskişehir insanının yaşam tarzını, Cumhuriyet ve Atatürk hassasiyetini, yıllar içerisinde neredeyse genetik mirasa dönüşen sosyal alışkanlıklarını koyabiliriz.

İkinci sıraya ise yerel siyasetin kendine özgü bir gerçeğini…

Eskişehir seçmeni yerel seçimlerde parti tabelasından çok adaya bakıyor.

İsme güveniyor geçmişine, karakterine, şehirle kurduğu ilişkiye bakıyor.

Hatta gerektiğinde genel seçimde bir partiye, yerel seçimde başka bir partiye oy verebiliyor.

Fakat bu iki başlığın arasında çok daha önemli bir üçüncü gerçek var:

Eskişehir’de önemli bir seçmen kitlesi, kazanabilecek adayın etrafında birleşebiliyor.

Sadece bir adayı sevdiği için değil…

Bir başkasının özellikle Ak Parti adayının kazanmasını istemediği için de oy verebiliyor.

Bu ayrıntıyı hesaba katmadan Eskişehir siyasetini okumaya çalışmak, sandığın matematiğini eksik okumaktır.

Çünkü öte tarafta AK Parti’ye gönül vermiş, AK Parti’ye oy veren ve küçümsenemeyecek büyüklükte olan bir seçmen kitlesi var.

Dolayısıyla geçmişte Büyükşehir’de AK Parti’nin seçimi kazanmaya yaklaştığı, Odunpazarı ve Tepebaşı’nda zafer elde ettiği veya ciddi rekabetler yaşandığı dönemleri de unutmuş değiliz.

Şimdi bütün bu tabloyu yeni bir denklemle yeniden düşünmek gerekiyor.

Malum…

“Mutlak butlan” tartışmalarıyla birlikte CHP içerisindeki siyasi ayrışma, yalnızca Ankara koridorlarında ve ülke genelinde yaşanan bir genel tutum tartışması olmaktan çıktı.

Yeni Parti’ye geçenler oldu.

CHP’de kalanlar oldu.

İstifa edip hiçbir yere gitmeyenler de oldu.

Milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri, yöneticiler ve partililer farklı tercihler yaptı.

Sözün özü eski CHP tabanı artık tek bir siyasi gövde halinde değil.

En basit ifadeyle en az üç ayrı parçadan söz ediyoruz.

Ve bu parçalanmanın Eskişehir açısından çok çok ciddi bir sonucu olabilir.

Zira mesele artık yalnızca siyasi rekabet değil.

Mesele, kişisel husumete dönüşme ihtimali taşıyan büyük bir siyasi bölünme.

Dün aynı meydanlarda, aynı kürsülerde, aynı seçim kampanyalarında AK Parti’ye karşı birlikte mücadele edenler bugün birbirlerini eleştiriyor.

Birbirlerini suçluyor.

Birbirlerinin siyasi geleceğini tartışıyor.

Daha önemlisi, her ismin arkasında artık yalnızca kendisi yok.

Partililer var.

Gruplar var.

Yakın çevreler var.

Ve bütün bunların oluşturduğu yeni bir kutuplaşma var.

Tehlike dediğim, risk dediğim şey burada başlıyor.

Garanti zannedilen ama sandığın dışında duran seçmen kitlesinin nabzı yoklanmıyor.

Az önce altını çizdim, çoğu zaman seçimlerin kaderini parti üyeleri belirlemiyor.

Eskişehir’de özellikle yerel seçimlerde geniş bir seçmen havuzu var.

Partiye kayıtlı olmayan, kongrelere gitmeyen, parti içi tartışmaları umursamayan ama oy tercihini belli bir partiden yana kullanan seçmen…

O seçmen,

Kimi zaman parti değiştiriyor.

Kimi zaman ise sırf bir ismi istemediği için başka bir isme yöneliyor.

Şimdi bu seçmenin önüne CHP ve Yeni Parti’nin ayrı adaylarla çıktığı bir yerel seçim koyun.

Risk yok diyebilir misiniz?

CHP’nin eski oyunun tamamını koruyamadığını düşünün.

Yeni Parti’nin de CHP’den kopan bütün seçmeni kendisine taşıyamadığını varsayın.

Üstelik CHP’ye kızgın olanların bir bölümü Yeni Parti’ye gitmiyor.

Yeni Parti’ye kızanların bir bölümü CHP’ye dönmüyor.

Bir başka kesim İYİ Parti’ye bakıyor.

Bir başka kesim Zafer Partisi’ne yöneliyor.

Bir başka kesim ise sandığa gitmiyor.

İşte o zaman karşımıza çıkan tablo bize başka bir sonuç fısıldıyor…

Peki bu tablodan kim kazançlı çıkar?

Net söyleyeyim, AK Parti!

Bana göre bu ihtimali hafife almak büyük hata olur.

Çünkü AK Parti’nin Eskişehir’de küçümsenmeyecek bir tabanı hâlâ mevcut.

Ve siyasi rekabetin karşı tarafında parçalanma yaşandığında, sabit kalan bir seçmen kitlesinin matematiksel değeri doğal olarak artar.

Bu nedenle CHP ile Yeni Parti arasındaki mücadele bugünkü sertliğiyle devam ederse, AK Parti açısından ortaya ciddi bir fırsat çıkabilir.

Hem de bugüne kadar Eskişehir’de kolay kolay bulunamayan türden bir fırsat.

“Büyükşehir olmaz” demeyin!

Eskişehir siyasetinde yıllardır değişmeyen bazı kabuller var.

AK Parti Büyükşehir’i kazanamaz.

CHP’nin karşısındaki seçmen mutlaka birleşir.

Eskişehir’de muhalefet bölünmez.

Bunların tamamı geçmiş seçimlerin tecrübeleri üzerinden kurulmuş kabuller.

Ancak şartlar değişti …

Üstelik Yeni Parti ve CHP arasındaki rekabet sadece oy konusunda değil.

Bu rekabet “Sen kazanma, ben kazanmasam da olur” noktasına gelebilir.

İşte o zaman da Eskişehir’de yıllardır kimsenin ciddi ciddi konuşmadığı ihtimal konuşulmaya başlanır:

AK Parti Büyükşehir Belediyesi’ni kazanabilir.

***

Bugün CHP ve Yeni Parti içerisinde siyaset yapanlara naçizane bir uyarım var:

Rakibiniz kim, şimdiden açık açık belirtin.

Seçmen dediğiniz kitle etrafınızda her dediğinizi alkışlayan, sizi ısrarla yankı odasında tutan, eylem ve söylemleriniz arasındaki çelişkiyi görüp sizi uyarmak yerine, sizi eleştirenleri kötü ilan edenlerden ibaret değil.

Özetle Eskişehir’de bugün henüz seçim yok.
Dolayısıyla kimsenin “şu kazanır, bu kaybeder” deme lüksü de yok.

Ama bugünden bazı riskleri görmek ve ona göre devam etmek lazım.

CHP ile Yeni Parti arasındaki ayrışma derinleşirse…

Kişisel hesaplaşmalar siyasi rekabetin önüne geçerse…

Taraflar birbirine kaybettirmek için siyaset yapmaya başlarsa…

Ve en önemlisi, parti üyesi olmayan ama seçimin kaderini belirleyen Eskişehir seçmeni unutulursa…

Ortaya bambaşka bir seçim çıkar.

Ben biraz ayna tutayım, sürece naçizane bir not düşeyim.

Bu uyarı, faturayı seçim gecesi sandık başında görmek, sonradan “Biz bunu nasıl göremedik?” demekten çok daha ağır değildir.

Benden söylemesi.