Belki “CHP dayanışma gecesinden zarar etti” denilmesini istemedi. Belki muhaliflerine siyasi malzeme vermemek için gerçek tabloyu kamuoyuyla paylaşmayı erteledi.
Yeni Parti ile CHP arasındaki gerilim, Eskişehir özelinde bakıldığında, ideolojik bir ayrışmadan çok kişisel ilişkiler ve konum alma mücadelesi üzerinden ilerliyor.
İstifa edenlerin, istifa etmeyenler üzerinde kurduğu baskı; aba altından sopa göstermeler ve tarafların kendi pozisyonlarını güçlendirme çabaları, uzun süredir Yeni Parti gündeminin önemli başlıkları arasında. Ancak bugün tartışmanın merkezinde artık başka bir konu var.
CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç’ın “artık sahadayım” mesajı verircesine gündeme taşıdığı, Yeni Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz hakkında dile getirdiği iddialar…
Aslında Yalaz’ın YENİ Partide karşılaştığı ilk ciddi ve büyük sınav!
Uzun uzun detaylara girmeyeceğim.
Kılıç’ın iddiası özetle şu:
CHP’nin 7 Şubat 2026 tarihinde düzenlediği dayanışma gecesinde banka dekontlarına göre 500 bin liranın üzerinde gelir elde edildi. Buna karşın aynı gece için resmi olarak gösterilen harcama yaklaşık 100 bin lira.
Kılıç’a göre etkinlik sonrasında bu paranın deprem bölgesine bağışlanacağı kamuoyuna ifade edildi. Ancak bugüne kadar böyle bir bağışın yapıldığına dair herhangi bir dekont ortaya konulmadı.
Dolayısıyla Kılıç şu soruyu soruyor:
Toplanan para nereye gitti? Ya da kamuoyuna neden böyle bir açıklama yapıldı?
Bence bu soruların sorulması gayet meşru.
Ancak bu tartışmaya hakkaniyetli yaklaşmak ve duygusal reflekslerden uzak durmak gerekiyor. Çünkü ortada, en azından kamuoyuna yansıyan haliyle, açıklanmaya muhtaç bir yanlışlık, eksiklik ya da ciddi bir iletişim problemi olduğu açık.
Önce gecenin amacı neydi?
Öncelikle şunu netleştirmek gerekiyor: Bu gece, başından itibaren bir “deprem bağış gecesi” olarak organize edilmedi.
Temel amaç, bir dayanışma gecesi düzenlemek, gelir elde etmek ve elde edilen gelirle partinin ihtiyaçlarını karşılamaktı.
Fakat etkinliğin, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünün hemen sonrasına denk gelmesi doğal olarak bir tepki ortamı oluşturdu. Bu tepkileri azaltmak isteyen Talat Yalaz ve yönetimi de gecede elde edilecek gelirin deprem bölgesindeki mağdurlara gönderileceğini ifade etti.
Buraya kadar bir sorun yok.
Hatta gecenin ardından Talat Yalaz’ın yanı sıra Kazım Kurt ve Ayşe Ünlüce’nin de gecede elde edilen gelirin deprem mağdurları için kullanılacağı yönünde açıklamaları oldu.
Yalaz, EHA’da katıldığı canlı yayında da bu açıklamasını tekrarladı. Gecenin gelir-gider hesabının çıkarılacağını ve kar edilen kısmın deprem bölgesine gönderileceğini söyledi.
Dolayısıyla kamuoyunda oluşan beklenti oldukça netti:
Gelir ve gider hesaplanacak, ortaya çıkan net rakam deprem bölgesine bağışlanacak ve bunun dekontu kamuoyuyla paylaşılacaktı.
Peki sonra ne oldu?
Sonrasında zaman zaman bu gecenin akıbeti Talat Yalaz’a soruldu.
Hatta bağış yapıldıktan sonra dekontun kamuoyuyla paylaşılacağı da ifade edildi.
Ancak bugüne kadar kamuoyunun önüne konulmuş bir bağış dekontu göremedik.
Burada dikkat çekici olan başka bir nokta ise şu: Yalaz ve yönetimi, bu konuda uzun süre topyekûn bir baskıyla karşı karşıya da kalmadı.
Konu bir süre gündemde kaldı, ardından geri plana itildi.
Ta ki Volkan Enver Kılıç yeniden gündeme taşıyana kadar…
***
Volkan Enver Kılıç, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında bu iddiaları dile getirdi ve Talat Yalaz ile yönetiminin tutumunu, Haluk Levent’in kurduğu Ahbap üzerinden yaptığı benzetmeyle eleştirdi.
Kılıç’ın iddiası şu yönde:
Partililerden deprem gerekçesiyle bağış alınmış, ancak toplanan para deprem bölgesine gönderilmemiş.
Genel merkezden gelen parayla birlikte bu paranın da hesabının verilmesi gerektiğini savunuyor.
Elindeki belgelere göre yalnızca banka dekontları üzerinden bakıldığında bile geceden bir gelir elde edildiğini, elden alınan ve belgesi bulunmayan paraları ise hesaba katmadığını söylüyor.
Şimdi burada biraz durmak gerekiyor.
Eldeki verilere bakıldığında Kılıç’ın bu soruları sormakta haklı olduğunu düşünüyorum.
Ben CHP il başkanı olsam sorarım.
Bir başkası aynı pozisyonda olsa o da sorar.
Çünkü ortada kamuoyuna verilmiş bir söz var.
Ve o sözün yerine getirilip getirilmediği bilinmiyorsa, hesabının sorulması son derece doğal.
Ancak bir soru sormakla, bir kişiyi parayı zimmetine geçirmekle veya kötüye kullanmakla suçlamak arasında çok büyük bir fark var.
Ben Volkan Enver Kılıç’ın yaptığı kadar sert bir iddia ortaya koyamam.
“Talat Yalaz geceden şu kadar lira kar elde etti, bu parayı bağışlamak yerine izahı zor yerlere harcadı” diyemem.
Çünkü elimizde bunu kesin olarak ortaya koyan bir veri yok.
Ama aynı şekilde Talat Yalaz’ın da bu sorular karşısında sessiz kalmasını doğru bulmuyorum.
***
Şahsen bu kadar geniş katılımlı bir gecenin yaklaşık 100 bin lira gibi bir masrafla gerçekleştirilmiş olmasını düşük bir ihtimal olarak görüyorum.
Ancak resmi belgeler şu an için bunu gösteriyor.
Yemeğin dışarıdan temin edildiği, içeceklerin ise katılımcıların kendi imkanlarıyla karşılandığı teyitli bilgi. Dolayısıyla düşük maliyetin arkasında böyle bir organizasyon modeli bulunuyor olabilir.
Bunu kesin olarak ortaya koyabilecek kişi ise Talat Yalaz’ın kendisi.
Çünkü bu tartışmayı dışarıdan yapılan yorumlar değil, gelir-gider tablosu bitirebilir.
Yalaz’ın asıl hatası ne?
Bence Talat Yalaz’ın bu süreçteki en büyük hatası, kamuoyuyla kurduğu iletişimde meseleyi doğru ve açık biçimde anlatamamış olması.
Yalaz o gün veya sonrasında çıkıp,
“Arkadaşlar, bir dayanışma gecesi düzenledik. Ancak beklediğimiz geliri elde edemedik. Gecenin sonunda kayda değer bir kar oluşmadı. Dolayısıyla deprem bölgesine gönderebileceğimiz bir meblağ ortaya çıkmadı. Bunu zamanında açıkça anlatamadığımız için de hata yaptık.”
deseydi, bugün büyük ihtimalle bu tartışmayı konuşmuyor olurduk.
Belki insanlık hali, bunu söylemeye çekindi.
Belki “CHP dayanışma gecesinden zarar etti” denilmesini istemedi.
Belki muhaliflerine siyasi malzeme vermemek için gerçek tabloyu kamuoyuyla paylaşmayı erteledi.
Ama siyasette bazen küçük bir iletişim problemi, zamanında açıklanmadığında çok daha büyük bir güven problemine dönüşür.
Bugün yaşanan da biraz buna benziyor.
Şimdi yapılması gereken belli...
Talat Yalaz’ın yapması gereken şey aslında çok basit.
Çıkıp gecenin bütün hesabını kamuoyuyla paylaşmalı.
Ne kadar para toplandı?
Ne kadarı banka üzerinden geldi?
Ne kadarı elden alındı?
Toplam gider neydi?
Hangi giderin faturası var?
Hangisi belgesiz kaldı?
Parti bütçesinden ne kadar kullanıldı?
Hatta gerekirse “Hata yaptık, doğru iletişim kuramadık, zarar ettik ve bunu söylemeye çekindik” denilebilmeli.
Talat Yalaz’ın bu konuda yapacağı açık, samimi ve belgeli bir açıklama yalnızca bugünkü tartışmayı bitirmez; aynı zamanda kendi açısından da ciddi bir güven tazeleme fırsatı yaratır.
Aksi halde mesele flu kalmaya devam