Ankara “yapın” diyor. Yatırımcı “yapacağım” diyor. Bakanlıklar süreç yürütüyor. Şehir “yapılsın” diyor. Ama Eskişehir’de bir yerde dosya bekliyor. Gerçekten enteresan.

Eskişehirli söylemekten, biz yazmaktan, ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna izah etmekten sanırım siz de dinlemekten sıkıldınız…

Ama belli ki birileri engel olmaktan, bazı zihinler de “yaptırmam” demekten sıkılmadı.

Konu malum…

Kızılinler.

Eskişehir’in 40 yıldır konuştuğu, üzerine hayaller kurduğu, termal suyunun başında durup başka şehirlerin nasıl marka olduğunu izlediği Kızılinler.

Bugün geldiğimiz nokta ise insanın gerçekten aklına şu soruyu getiriyor:

Biz bu şehrin makus talihini kırmaya mı çalışıyoruz, yoksa o makus talihin kendisi olmak için mi bu kadar uğraşıyoruz?

Malum Kızılinler artık yalnızca bir termal tesis projesi değil.

Bu, Eskişehir’in yatırım karşısındaki refleksinin modern fotoğrafı…

Birilerinin yıllardır “Su akar Eskişehir bakar” sözünü içine sindiremeyip “Bu kez yapalım” demesinin, karşılığında ise yine aynı duvara toslamasının hikâyesi.

Üstelik bu kez ortada “yatırımcı yok” bahanesi de yok.

Para yok denemez.

Proje yok denemez.

İzin yok denemez.

Bakanlık desteği yok denemez.

İstek yok denemez.

Adamlar var. Para var. Proje var.

Eksik olan ne?

Bir imza.

Hepsi bu.

Kızılinler’in hikâyesi yeni başlamadı. 40 yılı vardır.

40 yıldır aynı hikâyenin farklı versiyonlarını izliyoruz.

Afyonkarahisar termali markaya dönüştürdü.

Kütahya kendi değerlerini ekonomiye kazandırdı.

Başka şehirler ellerindeki imkânları yatırıma çevirdi.

Biz ise yıllarca baktık.

Sonra da dönüp “Eskişehir neden turizm şehri olamıyor?” diye sorduk.

İşte tam bu noktada ERİAD çıktı ortaya.

Bir grup insan, açık söylemek gerekirse biraz da “deli cesaretiyle”, bu şehrin yıllardır yapamadığı şeyi yapmaya karar verdi.

Yaklaşık iki yılı aşkın süredir bakanlık kapıları, müdürlükler, raporlar, sondajlar, analizler, ruhsatlar, haritalar ve revize edilen projeler arasında dolaşıyorlar.

Rüştü Şentuna başkanlık makamından çok bakanlık koridorlarında vakit geçirdi.

Bütün bunlar neden?

Bir termal tesis yapılabilsin diye.

Onlarca iş insanı bir araya geldi.

Teminat için bile epey zaman önce 70 milyon lira yatırdı.

Yani ortada “Paramız olursa yaparız” diyen birileri yok.

“Paramız burada, hadi başlayalım” diyen insanlar var.

Ve hikaye sürekli başa sarıyor.

Bakanlıklar devreye giriyor.

Kurumlar çalışıyor.

Dosyalar hazırlanıyor.

İzinler alınıyor.

Süreç ilerliyor.

Kızılinler Termal Turizm Merkezi’nin ilanı Resmî Gazete’de yayımlanıyor.

Gürhan Albayrak o dönem çıkıp bunu “Eskişehir’in kalkınması ve termal turizm potansiyelinin değerlendirilmesi adına önemli bir eşik” olarak tanımlıyor.

Hatta projeye destek verenler arasında Rüştü Şentuna’ya teşekkür ediyor.

Daha sonra Şentuna ile Albayrak arasında bir polemik yaşanıyor.

Aradan zaman geçiyor.

Bugün geldiğimiz noktada ise Şentuna yine aynı şeyi söylüyor:

“Her şey hazır, son belgeyi bekliyoruz.”

Burada insan düşünmeden edemiyor.

Zira dün “Engelleniyor” denildiğinde buna itiraz edenlerin, bugün “Her şey hazır ama bir türlü sonuçlanmıyor” tablosuna verecekleri cevabı duymak gerekiyor.

Madem engel yok…

Neden bitmiyor bu iş?

Şimdi burada özellikle Gürhan Albayrak’a bir parantez açmak gerekiyor.

Çünkü Albayrak yalnızca AK Parti İl Başkanı değil.

Aynı zamanda Eskişehir Kalkınma Platformu’nun arkasındaki siyasi iradenin en önemli isimlerinden biri.

Platformun amacı ne?

Eskişehir’in ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlamak.

Yatırım çekmek.

Şehrin potansiyelini harekete geçirmek.

Güzel.

Peki o zaman Kızılinler ne?

Bunun daha güzel bir sınavı olabilir mi?

Bir tarafta “Eskişehir’i kalkındıralım” diyen bir platform…

Diğer tarafta şehre yatırım yapmak isteyen ve yaklaşık iki yıldır bürokratik süreçlerle uğraşan bir yatırımcı grubu.

Ve sonunda bir imza.

O halde Sayın Albayrak’a sorulacak soru aslında çok basit:

Kızılinler’in önündeki engel nedir?

Eğer bir engel yoksa neden hâlâ bitmedi?

Eğer bir kurum görevini aksatıyorsa neden müdahale edilmiyor?

Eğer dosyada eksik varsa neden açıkça söylenmiyor?

Eğer proje hukuken yapılamıyorsa neden kamuoyuna anlatılmıyor?

Yok eğer bunların hiçbiri yoksa…

O zaman bu imza neden atılmıyor?

Bundan daha basit bir soru olamaz.

Üstelik mesele artık yalnızca Eskişehir’deki bir müdürlüğün masasından ibaret de değil.

Bu alanın tahsisinin Cumhurbaşkanı Kararı ile yapıldığı ifade ediliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı sürecin içerisinde.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sürecin içerisinde.

Dosyalar, raporlar, kurum görüşleri ortada.

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’e gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a da konu aktarılıyor ve projenin önemi vurgulanıyor.

Yani Ankara’da “Eskişehir için böyle bir yatırım yapılsın” denilen bir noktadan söz ediyoruz.

Sonra dönüp Eskişehir’de bir dosyanın önünde takılıyoruz.

Bu nasıl bir kalkınma modeli?

Ankara “yapın” diyor.

Yatırımcı “yapacağım” diyor.

Bakanlıklar süreç yürütüyor.

Şehir “yapılsın” diyor.

Ama Eskişehir’de bir yerde dosya bekliyor.

Gerçekten enteresan.

Daha da enteresanı, aynı şehirde bir yandan THY’den yeni uçuşlar istiyoruz.

“Eskişehir’in ulaşımını geliştirelim” diyoruz.

Turizmden bahsediyoruz.

Kalkınmadan bahsediyoruz.

Yeni yatırımların önemini anlatıyoruz.

Sonra önümüze gelen Hava Kampüs projesini başka bir tartışmanın içerisinde kaybediyoruz.

Kızılinler’i yıllardır bekletiyoruz.

Sonra dönüp “Eskişehir yatırım almıyor” diyoruz.

Kusura bakmayın ama biraz da yatırımcıya sormak lazım:

Siz hâlâ neden Eskişehir’de yatırım yapmak istiyorsunuz?

Nitekim , bu şehir yatırımcı açısından bazen gerçekten sabır testi.

Bir başka mesele daha var.

Gürhan Albayrak’ın projeye mesafeli olduğu…

Bazı bürokratik süreçlerin siyasi etkilerle ağırlaştırıldığı…

Yatırımcıların maddi gücünün olmadığı yönünde söylemler…

Bunların tamamı elbette iddia.

Hiçbirini kesinleşmiş gerçek gibi yazamayız.

Ama,

İddia varsa sorarsınız.

Cevap varsa yazarsınız.

Cevap yoksa yeniden sorarsınız.

Şayet “Yatırımcıların parası yok” denilmişse, ortaya konan yüz milyonlarca liralık sermaye bunun cevabını zaten veriyor.

Şayet “Proje engelleniyor” deniyorsa, engel yoksa bunun da açıklaması yapılabilir.

Şayet “Her şey tamam” deniyorsa, eksik olan belgenin ne olduğu söylenebilir.

Kimsenin saklayacak bir şeyi yoksa, bu kadar basit soruların cevabını vermek neden bu kadar zor?

Ve artık zaman da yok.

Şentuna’nın söylediğine göre önümüzde yaklaşık bir hafta, bilemediniz on gün var.

O belge çıkmazsa yatırımcı grubunun bu işten vazgeçme ihtimali var.

Şimdi bir düşünün.

Başka şehirde olsa yatırımcı aranacak.

Bakanlıklar kapısı açılacak.

“Buyurun gelin” denilecek.

Teşvik verilecek.

Kolaylık sağlanacak.

Biz ne yapıyoruz?

Yatırımcıyı kendimizden soğutuyoruz.

Sonra da kalkınma platformu kuruyoruz.

Burada ister istemez insanın aklına bir isim geliyor:

Eskişehir Kalkınma Platformu mu, “Sakın Kalkınma Platformu” mu?

Şaka gibi.

Ama Kızılinler’in kaybedilmesi halinde bu şaka hiç komik olmayacak.

Çünkü o zaman kaybedilen yalnızca bir termal tesis olmayacak.

Yıllardır beklenen bir fırsat, yatırımcının güveni ve Eskişehir’in gelecekteki yatırım itibarı da kaybedilecek.

Bir yatırımcı grubu bir kez “Biz burada iş yapamıyoruz” deyip giderse, yarın başka yatırımcı geldiğinde bu hikâyeyi anlatmak zorunda kalırsınız.

“Bizim şehirde daha önce de yatırımcı geldi ama…”

İşte o “ama” var ya…

Şunu unutmayın Kızılinler yapılırsa Rüştü Şentuna kazanmayacak.

ERİAD kazanmayacak.

AK Parti kazanmayacak.

,Belediye kazanmayacak.

Eskişehir kazanacak.

Yapılmazsa da aynı şekilde tek bir kişi kaybetmeyecek.

Eskişehir kaybedecek.

O nedenle bu meseleyi siyasi kamplaşmaya çevirmek, kişisel hesaplaşmaya dönüştürmek ya da “Rüştü Şentuna dedi, Gürhan Albayrak dedi” seviyesine indirgemek yapılabilecek en büyük hata olur.

Çünkü 40 yıllık mesele artık kişilerin çok üzerinde.

Bu şehrin gerçekten yatırım isteyip istemediğinin meselesidir.

Bunun daha karmaşık bir izahı olmamalı.

Bakın biz bu filmi daha önce gördük. Filmi derken ironi yapmıyorum.

Devrim Arabalarının hikayesini okuduk, dinledik, sonra da filmini tüm ülke izledi.

Ve o filmde insanın aklında kalan cümlelerden biri şuydu:

“Hiçbir başarı cezasız kalmaz.”

Kızılinler için bundan daha ağır bir final düşünemiyorum.

40 yıl bekle.

Yatırımcıyı bul.

Sermayeyi hazırla.

Bakanlıkları ikna et.

Projeyi hazırla.

İzinleri al.

Cumhurbaşkanı Kararı ile alanı tahsis ettir.

Turizm Bakanlığı’ndan süreci geçir.

Çevre Bakanlığı’ndan süreci geçir.

Sonra Eskişehir’de bir imzaya takıl.

Ve bütün bunların sonunda yatırımcı çekip gitsin.

Eğer böyle olursa…

Bunun adı bürokratik gecikme olmaz.

O yüzden Sayın Gürhan Albayrak’a, ilgili kurumlara ve bu şehir adına söz söyleyen herkese son bir kez sormak gerekiyor:

Kızılinler’in önündeki engel nedir?

Engel olan kim? İddialar, söylentiler doğru mu?

40 yıl beklemişiz zaten şimdi Neyi bekliyoruz?