Eskişehir siyasetinde AK Parti’nin ESKİ hamlesiyle yeni bir eşik geçiliyor. CHP cephesindeki refleksler 'siyasi ezber' sınavına tabi tutulurken, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak için asıl sınav şimdi başlıyor.

AK Parti’nin ESKİ üzerinden savcılığa yaptığı suç duyurusu, Eskişehir siyasetindeki iç gerilimleri gün yüzüne çıkaran yeni bir eşik olarak da değerlendirilmelidir.

Bu çıkış, bir süredir kendilerini yüksek sesli dayanışma sloganlarıyla tarif eden bazı CHP’lilerin reflekslerini de test etti.

Her adli süreci otomatik olarak “AKP yargısı” parantezine alan ve hakkında suç duyurusu yapılan her belediye başkanı için aynı politik ezberi tekrarlayan bu tutumun; meselenin özüne odaklanmak yerine, daha çok pozisyon almaya yaslandığı bir kez daha görüldü.

Bu tablo, hesabın bütünüyle CHP’ye, ilkelere ya da o çok atıf yapılan “yoldaşlık ruhuna” dayanmadığını; kent içi hesapların, yerel rekabetlerin ve kişisel siyasal güzergahların da en az ideolojik sadakat kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.

İstanbul ve Eskişehir bazen siyasi bir düzlemde birbirine hiç olmadığı kadar yakınlaşıyor. Fakat ilginçtir ki; İmamoğlu’na gösterilen o yüksek hassasiyetin zerresi bazı kişiler tarafından Eskişehir için gösterilmiyor.

***

Öte yandan bu hamlenin AK Parti cephesinde de maliyetsiz bir alan açmadığı açık.

ESKİ hakkında ortaya atılan iddiaların üzerine gidilmesini isteyen AK Partililer, aynı hassasiyetin dönüp kendi mahallesine uygulanması talebini de dillendiriyor.

Yani mesele yalnızca rakibin açığını kollamak olmaktan çıkıp, “madem hesap sorulacak, o halde herkes için sorulsun” noktasına dayanıyor.

İl başkanı ve yöneticilerin iş ilişkileri, belediye başkanlarının yakın çevreleri, milletvekillerinin aile bağları ve nüfuz alanları da aynı mercek altına alınsın beklentisi giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Başkası için talep edilen denetim, bir süre sonra dönüp talep edenin kapısını da çalıyor.

Tam bu noktada AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak açısından asıl meselenin, siyasi hamle yapmak değil, o hamlenin geri dönüşünü yönetebilmek olduğu söylenebilir.

Çünkü siyaset çoğu zaman attığınız taşın kuvvetiyle değil, geri gelen bumerangı karşılayış biçiminizle ölçülür.

Albayrak şimdi tam da böyle bir eşiğe yaklaşmış durumda.

Eğer ortaya koyduğu iddialar çizgisel bir muhalefet pratiğinin ötesine geçecekse, bunun doğal sonucu kendi siyasi çevresi için de aynı açıklık, aynı cesaret ve aynı hesap verilebilirlik standardını kabul etmektir.

Aksi halde bu çıkış, adalet talebinden çok yargının ve denetim mekanizmasının bir siyasi enstrüman olarak okunmasına neden olur. Ve o zaman liderlik, rakibe yüklenme kudretinde değil, kendi mahallesine de aynı teraziyi tutabilme ehliyetinde aranır.