Artık kimsenin koltuğu garanti değil. Ne il başkanının… Ne ilçe başkanlarının… Ne eski dengelerin…

Belki fark etmediniz…

Ama Yeni Parti son birkaç gündür oldukça hareketli.

Hatta “hareketli” kelimesi biraz hafif kalır.

Partide bir süredir biriken enerjinin artık kongre süreciyle birlikte sahaya ineceğini söylemek mümkün.

Bugün itibariyle tempo biraz düşse bile çok uzun sürmeyecek.

Çünkü 12 Eylül’de başlayacak ilçe kongreleriyle birlikte Yeni Parti açısından yeni bir dönem resmen başlayacak.

Ve bu kongre sürecinin Eskişehir ayağında, alışılmış parti içi dengeleri ciddi biçimde sarsabilecek bir yöntem uygulanacak.

En azından iddia bu.
**

Önce en önemli ayrıntıyı hatırlatalım.

Dün gece yarısına kadar Yeni Parti üyesi olanlar, kongre sürecinde söz sahibi olacak.

Yani yıllardır Türk siyasetinin kronik hastalıklarından biri haline gelen “delegeler seçer, üyeler izler” düzeninden farklı bir yöntem karşımıza çıkıyor.

İlçe başkanını veya il başkanını doğrudan birkaç yüz delegeden oluşan bir yapı belirlemeyecek.

Üyeler sürecin içine dahil edilecek.

Kağıt üzerinde kulağa oldukça hoş geliyor.

Hatta Eskişehir açısından bakıldığında, uzun zamandır tartışılan bazı sorunların ilacı bile olabilir.

Çünkü hepimizin bildiği bir hikâye var.

Birileri liste yapar…

Delege belirlenir…

Delegeler üzerinde etkili olan kişi ya da grup kongre günü sonucu belirler…

Sonra da ortaya çıkan tablo “parti iradesi” diye sunulur.

Ama partinin iradesi ile üyelerin iradesi aynı şey değildir.

Hatta bazı kongrelerde bu ikisinin birbirinden ne kadar uzaklaşabildiğini hep birlikte gördük.

Delege ağalığı dediğimiz şeye çok kez tanık olduk.

Bir belediye başkanı, bir milletvekili, bir eski il başkanı, bir parti yöneticisi veya herhangi bir güçlü siyasi grup, kendi istediği ismi öne çıkarabiliyor.

Üyelerin önemli bir bölümü başka bir ismi istese bile…

Sonuç, organizasyon gücü yüksek olanın lehine çıkabiliyor.

Şimdi Yeni Parti şimdi bunun önüne geçmeye çalışıyor.

Güzel.

Ama…

Bir dakika.

---

Çünkü burada çok önemli bir hukuki ve siyasi ayrıntı var.

Mevcut siyasi partiler mevzuatı ve Yeni Parti’nin kuruluş tüzüğü, üyelerin doğrudan ilçe veya il başkanını seçmesine izin vermiyor.

Dolayısıyla karşımızda biraz tuhaf bir tablo var.

Üye oy kullanacak.

Ama resmi olarak başkanı seçmeyecek.

Peki ne yapacak?

Adaylara bakacak.

Bir temayül yoklamasında ya da aday yoklamasında tercihini ortaya koyacak.

Sonra?


Çünkü sandıktan çıkan sonuç ile kongrede yapılacak resmi seçim arasında bir kapı daha var.

Ve o kapının arkasında delegeler duruyor.

Diyelim ki üyeler açık ara bir adayı tercih etti.

Örneğin 5 bin üyenin önemli bölümü “Biz bu ismi istiyoruz” dedi.

Sonra kongrede delegeler başka bir ismi seçti.

Ne olacak?

İşte Yeni Parti’nin demokrasi iddiasının turnusolu tam olarak burada...

Genel merkez ne yapacak?

“Üyenin iradesi budur” deyip müdahale edecek mi?

Delegenin tercih ettiği ismi görevden alıp üyelerin tercih ettiği ismi göreve getirecek kadar siyasi irade gösterecek mi?

Yoksa “Biz temayül yaptık, gerisi delegelerin bileceği iş” deyip kenara mı çekilecek?

Henüz emin değilim.

Ve açıkçası bu sorunun cevabı, yöntemin kendisinden çok çok daha önemli.

---

Bir bakıma eski üniversite rektör seçimlerini hatırlatan bir model var karşımızda.

Akademisyenler oy kullanırdı.

Bir sıralama ortaya çıkardı.

Ama nihai karar başka bir makamın elindeydi.

Şimdi Yeni Parti’de de buna benzer bir tablo ortaya çıkabilir.

Üye konuşacak.

Üye tercih yapacak.

Ama son sözü kim söyleyecek?

Bunu göreceğiz

---

Bir başka soru da 12 Eylül’de karşımıza çıkacak.

Oylama nasıl yapılacak?

Sandık mı kurulacak?

Elektronik sistem mi kullanılacak?

Üyeler nasıl oy verecek?

Adaylar nasıl değerlendirilecek?

Temayül sonucu nasıl ilan edilecek?

Bunların tamamı birkaç gün içerisinde daha netleşecektir.

Ama şimdiden belli olan bir şey var:

Yeni Parti’de kongreler eskisi gibi olmayacak.

En azından olmaması gerekiyor.

---

Eskişehir özelinde ise rakam hiç de küçük değil.

Tahminlere göre dün gece itibariyle kongre sürecinde oy kullanabilecek üye sayısı 5 binin üzerinde.

Ağırlığın Odunpazarı’nda olması bekleniyor.

Dolayısıyla ciddi bir katılım olursa, ortaya çıkacak tablo yalnızca birkaç ilçe başkanının kim olacağını belirlemeyecek.

Partinin Eskişehir’deki siyasi fotoğrafını da değiştirebilir.

Çünkü üyelerin gerçekten tercih yapmasına izin verilirse, bugüne kadar “garanti” görülen bazı isimlerin sandıkta ciddi bir sınav vereceğini düşünüyorum.

Hatta bazı ilçelerde sürpriz sonuçlar çıkması hiç şaşırtıcı olmaz.

Merkez ilçelerde de…

Kırsalda da…

“Bu isim kesin seçilir” denilen bazı isimler seçilemeyebilir.

“Bu grubun adayı kazanır” denilen bazı adaylar kaybedebilir.

Ve en önemlisi;

Bugüne kadar güçlü bir siyasi grubun arkasında duran bazı isimlerin, o grubun gücü olmadan ne kadar karşılığı olduğu ortaya çıkabilir.

---

O nedenle bundan sonraki süreçte sadece adaylara bakmayacağım.

Kim kimi destekliyor, ona da bakacağım.

Ama daha şu soruya daha özenli bakacağım:

Üye ne istiyor?

Çünkü Yeni Parti gerçekten yeni bir şey deniyorsa, bu en büyük sınavı olacak.

Üyenin söylediği gerçekten dikkate alınıyor mu?

Eğer alınıyorsa…

Yeni Parti, Eskişehir’de kendi içerisinde ciddi bir yenilenme yaşayabilir.

Alınmıyorsa…

O zaman sadece eski düzenin yeni isimlerle tekrarlandığı bir kongre sürecinden söz ederiz.

Ve açık söyleyeyim…

Eskişehir siyasetinde “yeni” diye başlayan hikâyelerin eski alışkanlıklarla bitmesinden daha şaşırtıcı bir şey yok.

Şimdilik virgül koyalım.

Çünkü 12 Eylül’e kadar daha çok şey konuşacağız.

Adaylar ortaya çıktıkça…

Gruplar saflaştıkça…

Üyelerin eğilimi netleştikçe…

Ve özellikle de genel merkezin üye iradesi karşısında ne kadar cesur olduğunu gördükçe, Yeni Parti’de gerçekten neyin değiştiğini daha net anlayacağız.

Şimdilik benim gördüğüm şu:

Artık kimsenin koltuğu garanti değil.

Ne il başkanının…

Ne ilçe başkanlarının…

Ne eski dengelerin…

Ne de “benim delegem var” diyerek yıllardır siyaset yapanların…

Çünkü bu kez karşılarında delege değil, üye var.

Bakalım gerçekten üyenin dediği mi olacak?

Yoksa kongre salonuna girildiğinde eski düzen yeniden mi kazanacak?