Eskişehir kira fiyatlarında, yeme içme ücretlerinde İstanbul'dan pahalı olmaya başladı.

Şunu uzun zamandır içimde tutuyorum.

Eskişehir pahalı bir şehir oldu.

Ama bu, “her şey pahalı zaten” deyip geçilecek bir durum değil.

Bunu söylerken Anadolu’yu falan örnek vermiyorum. İstanbul’a bakarak söylüyorum. Hani yaşaması zor, parası olmayana hayatı dar eden İstanbul var ya… Onunla kıyaslayarak söylüyorum. Ve bu kıyas insanın canını sıkıyor.

Biz bu şehirde yaşarken pek fark etmedik aslında. Fiyatlar birden artmadı çünkü. Yavaş yavaş oldu. Önce “bir tık pahalı” dedik, sonra “idare eder” dedik. Derken vazgeçtik. Daha az dışarı çıkmaya, daha az oturmaya, daha çok evde kalmaya başladık. Ta ki başka bir şehirde bir masaya oturana kadar…

İşte o zaman anlıyorsun.

Bu şehir, enflasyonu aşmış.

Mesele en çok hizmet sektöründe ve kiralarda kendini gösteriyor. Basit şeylerden bahsediyorum. Abartılı yerler, lüks mekânlar değil. Sıradan bir akşam yemeği, kısa bir buluşma, iki lafın belini kırmak…

Başka şehirlerde, hem de en merkezi, en kalabalık, en turistik yerlerde bunları daha makul rakamlara yapabiliyorsun. Eskişehir’e dönünce aynı şey ya mümkün olmuyor ya da “buna değer mi” diye düşündürüyor. Sorun pahalı olması değil sadece; karşılığını vermemesi.

Bir de şu var…

Alternatif yok.

Büyük şehirlerde pahalı bir yer varsa, az ileride daha ulaşılabilir bir seçenek mutlaka vardır. Eskişehir’de çoğu zaman yok. Aynı sokakta farklı tabelalar ama benzer fiyatlar. Sanki görünmeyen bir el piyasayı yukarıda tutuyor. Mülk sahiplerinden başlayan kira baskısı, işletmeciyi sıkıştırıyor, sonuçta bedeli biz ödüyoruz.

Sosyal hayat da bu yüzden yorucu. Dışarı çıkmak keyif değil, hesap işi oldu. “Birer şey içelim” dediğin anda aklından bütçe geçiyor. Oysa Eskişehir’in ruhu bu değildi. Bu şehir rahatlığıyla, samimiyetiyle, ulaşılabilirliğiyle sevilmişti.

Belki de mesele tam olarak burada.

Eskişehir pahalılaştıkça daha iyi bir şehir olmadı. Daha çeşitli, daha nitelikli, daha cazip de olmadı. Sadece daha zor bir şehir haline geldi.

Bunu bir şikâyet olsun diye yazmıyorum.

Bir dertleşme bu.

Bu şehirde yaşayanların içinden geçen ama yüksek sesle pek söylenmeyen bir şey.

Belki konuşursak fark ederiz.

Belki fark edersek bir yerden değişir.