Bu iç rekabet partiyi daha güçlü mü yapıyor… Yoksa enerjiyi içeride tüketip dışarıdaki mücadeleyi zayıflatıyor mu?

Siyaseti biraz yakından izleyen herkes bilir… Asıl hikâye çoğu zaman kürsüde kurulan cümlelerde değil, o cümlelerin arkasında dönen süreçtedir. Ben uzun zamandır hem ülke siyasetini hem Eskişehir’i takip eden biri olarak şunu net söyleyebilirim: Fotoğraflarda birlik var, açıklamalarda beraberlik var… ama sahaya indiğinizde iş o kadar düz değil.

Son günlerde “Koca Çınarlar” grubunun yaptığı toplantı ve ardından gelen açıklamalar bu durumu yeniden görünür hale getirdi. İl Danışma yemeğine katılmama kararı, deprem hassasiyeti üzerinden yapılan çağrı, sonrasında oluşan tartışmalar… Bunlar konuşulur, tartışılır. Ama ben meseleye biraz daha geniş yerden bakıyorum.

Çünkü benim yıllardır gözlediğim bir şey var.

CHP bu ülkede hep iddialı oldu, hep iktidara talip oldu. Ama o koltuğa bir türlü oturamadı. Bunun tek bir sebebi yok elbette. Ama benim sahada gördüğüm en büyük neden şu: CHP bazen rakipleriyle yapması gereken sert mücadeleyi kendi içinde yapıyor. Bu sadece Ankara’da değil, Eskişehir’de de böyle.

Dışarıdan bakınca güçlü bir yapı görünüyor. Ama içeride sürekli bir hareket var. Herkes bir sonraki dönemi düşünüyor. Belediye başkanı olmak isteyen var, milletvekili listesine girmek isteyen var.

“Değişim olmalı” diyen var, “ben daha iyisini yaparım” diyen var. Siyasette bunlar normal… Ama bu rekabet bazen partiyi ileri taşımaktan çok enerjiyi içeride harcıyor.

Üstelik mesele sadece büyük makamlar değil. İl, ilçe, gençlik kolları, kadın kolları… Bazen rakip partiden çok kendi içinde yarışan, kendi içinde tartışan bir yapı oluşuyor. Demokratik rekabet iyidir, partiyi diri tutar. Ama doz kaçınca dışarıya verilen birlik görüntüsü ile içeride yaşanan tablo birbirini tutmuyor.

Bir de şu var… Görevde olanların bu süreçlere müdahil olması rekabeti daha da sertleştiriyor. Bu sadece Eskişehir’de değil, ülke genelinde de gördüğümüz bir durum. Siyasetin doğasında var, evet… ama sonuçlarını da yaşıyoruz.

Bazen partinin iktidara yürüyüşünden çok, kim nerede olacak tartışması öne çıkıyor. Kim listeye girecek, kim koltuğunu koruyacak, kim yükselecek… Bunlar siyasetin gerçeği. Ama bu başlıklar partinin yürüyüşünün önüne geçince ortaya parçalı bir görüntü çıkıyor. Fotoğrafta herkes yan yana… ama herkes aynı yöne bakmıyor.

Genel merkezde ne oluyorsa, Eskişehir’de de benzeri yaşanıyor aslında. Bir sonraki seçim, aday hesapları, kadro arayışları… Ankara’da hareket varsa, burada da var. Bunu yadırgamıyorum. Çünkü siyaset durağan değil, sürekli değişen bir alan.

Ama benim kafamdaki soru hâlâ aynı:

Bu iç rekabet partiyi daha güçlü mü yapıyor…

Yoksa enerjiyi içeride tüketip dışarıdaki mücadeleyi zayıflatıyor mu?

Çünkü seçmeni ikna eden şey fotoğraf değil, sonuçtur.

Sonuç ne? Zaman gösterecek!