Görünen birlik, tartışmaların bittiği anlamına gelmiyor. Siyasette bazen en güçlü veri, söylenenler değil, söylenmeyenlerdir.
Bir dostumun davetiyle CHP İl Başkanlığı’nın düzenlediği Dayanışma Gecesi’ne katıldım. Son günlerde parti içi muhalefetin, 6 Şubat’ın yıldönümü üzerinden yönelttiği eleştiriler bu organizasyonu sıradan bir gece olmaktan çıkarıyordu. Açıkçası ben de biraz görmek, biraz tartmak, biraz da partinin iç refleksini anlamak için oradaydım.
Katılım sayısı yüksekti. Milletvekilleri, belediye başkanları, örgüt yöneticileri… Kâğıt üzerinde güçlü bir tablo vardı. Ancak siyasette tablo ile gerçek her zaman örtüşmez. Detaya indiğinizde bazı boşluklar kendini gösterir. Meclis üyelerinin katılımı sınırlıydı. Sayı olarak 9-10 kişiyi geçmeyen bir temsil, bu ölçekte bir organizasyon için not edilmesi gereken bir detaydı.
Gençlik tarafı ise daha düşündürücüydü. Gençlik kolları görev başındaydı ama salonun genel profili orta yaş ve üzerindeydi. Oysa siyaset, özellikle iddia taşıyan siyaset, genç kadroların sahada görünürlüğüyle güç kazanır. Gençliğin zayıf olduğu bir tabloda, kalabalık sayısı tek başına anlam üretmez.
Gecenin ruhunu belirleyen asıl unsur ise atmosferdi. Salonda belirgin bir mesafe vardı. Eğlenmekten çok izleyen, konuşmaktan çok ölçen bir kalabalık… Son günlerde yükselen parti içi eleştirilerin yarattığı baskı hissediliyordu. Kimileri yönetimi yalnız bırakmamak için oradaydı, kimileri ise görünür olmamayı tercih ederek kısa süreli bir katılım gösterdi. Bu tablo, dayanışma gecesinden çok iç tartışmaların gölgesinde kalan bir organizasyonu işaret ediyordu.
Bu arada geceye dair notlara şunu da eklemek gerekir. Siyaset yapmıyor, siyasette karşılık bulamaz denilen EBB Başkanı Ayşe Ünlüce salona girdiğinde, salondaki tablo bir anda değişti. Pek çok partili ayağa kalktı. Hatrını sormak, bir kare fotoğraf almak isteyenlerin yoğunluğu dikkat çekiciydi. O an aklımdan şu geçti: Ünlüce siyaset yapmadan böyle bir karşılık buluyorsa, aktif ve sert bir siyasi hat izlese nasıl bir tablo ortaya çıkar?
İl Başkanı Talat Yalaz’ın gece için hazırlattığı video, ağırlıklı olarak 19 Mart sürecini anlatıyordu. Video salonda dikkatle izlendi. Ben o an görüntülerden çok hafızama döndüm. EHA’nın o süreçte sahada verdiği mücadeleyi, Yusuf’un, İrfan’ın, Berke’nin ve Buse’nin sabahlara uzanan yayınlarını düşündüm. Siyaset çoğu zaman kürsülerde yazılır ama sahada emek verenlerin payı çoğu zaman görünmez. CHP gecesinde olunca, “Hak, hukuk, adalet” diyerek sahada ilk günden bu yana mücadele eden bu isimlere selam göndermeyi bir not olarak düşmek istedim.
Konuşmaların ayrıntısına girmiyorum. Çünkü bu geceye gazeteci kimliğimle davetli değildim ve gazetecilere açık olmayan bir gecede kürsü içeriklerini uzun uzun yazmak doğru olmaz. Ancak salondaki karşılığı üzerinden şunu söylemek mümkün: Muhalefete en net mesajı Kazım Kurt verdi. En güçlü reaksiyonu alan konuşma ise İbrahim Arslan’dan geldi. Bu iki konuşma, partideki iç tartışmanın henüz kapanmadığını gösteriyordu.
Sonuç olarak, CHP’nin Dayanışma Gecesi kalabalık ama temkinliydi. Görünen birlik, tartışmaların bittiği anlamına gelmiyor. Siyasette bazen en güçlü veri, söylenenler değil, söylenmeyenlerdir. O gece salonda hissedilen şey tam olarak buydu: Tartışma bitmemiş, sadece sesi kısılmış.