CHP Genel Merkezi'nde başlayan sarsıntı henüz Eskişehir kıyılarına bütün ağırlığıyla ulaşmış değil. Ancak Ankara'da açılan fay hattının il sınırlarını aşmaya başladığı görülüyor.
CHP bir süredir yalnızca rakiplerinin baskısıyla değil, kendi iç gerilimleriyle de mücadele ediyor. Belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, soruşturmalar ve yargı süreçleri partiyi dışarıdan sıkıştırırken; kurultay, liderlik ve meşruiyet tartışmaları içeriden aşındırıyor. Bir anlamda CHP, dışarıdan kuşatılma ile içeriden çözülme arasında sıkışmış görünüyor.
CHP Genel Merkezi'nde başlayan sarsıntı henüz Eskişehir kıyılarına bütün ağırlığıyla ulaşmış değil. Ancak Ankara'da açılan fay hattının il sınırlarını aşmaya başladığı görülüyor. Kılıçdaroğlu’nun yaptığı görevden almalar, atamalar ve milletvekillerinin ihracı gibi hamleler bugün Özgür Özel'e yakın isimlerden gelen istifalarla yeni bir aşamaya taşınmış durumda. Üstelik bu kırılmanın ilk büyük yansımasının İzmir'de ortaya çıkması işin vahametini gösteriyor. CHP'nin yalnızca güçlü olduğu değil, aynı zamanda kendisini siyasal ve kültürel olarak yeniden ürettiği bir kentte yaşanan çözülme, kavganın büyüklüğüne delalet.
Bu tablonun Eskişehir'e uğramayacağını düşünmemek için bir neden yok.
Nasıl ki yargısal süreçlerin dalgası Eskişehir'e ulaşmış ve Tepebaşı Belediyesi üzerinden kenti de tartışmanın parçası haline getirmişse, parti içi hesaplaşmanın da er ya da geç burada karşılığını bulması beklenebilir. Şimdilik görünen, fırtınanın öncü rüzgarlarıdır; asıl etkinin henüz hissedilmediği söylenebilir.
Eskişehir'de saflaşmanın tarafları büyük ölçüde belli…
Bir tarafta, Kemal Kılıçdaroğlu ile siyasal ve örgütsel manada daha yakın ilişki kuran isimler bulunuyor; Gaye Usluer ve Jale Nur Süllü. Olası bir yeniden yapılanma sürecinde bu isimlerin referans noktalarından biri olması şaşırtıcı olmayacaktır.
Diğer tarafta ise Özgür Özel yönetimiyle daha organik bağ kuran bir siyasal hat bulunuyor. İl Başkanı Talat Yalaz başta olmak üzere Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan bu çizginin kentteki en görünür aktörleri olarak öne çıkıyor. Ankara'daki mücadelenin yerelde yaratacağı ilk basıncın da büyük ölçüde bu isimler üzerinde hissedilmesi beklenebilir.
Ahmet Ataç ise daha farklı bir konumda duruyor. Tepebaşı Belediyesi'ne ilişkin hukuki sürecin yarattığı belirsizlik, onu doğal olarak başka bir gündemin içine çekiyor. Ancak CHP'deki güç mücadelesinin derinleşmesi halinde, yalnızca belediye başkanı kimliğiyle değil, partinin en önemli yerel aktörlerinden biri olarak bu denklemin dışında kalması da kolay görünmüyor.
Kilit isim Ayşe Ünlüce. Kabul edelim ki Ünlüce hangi tarafta olursa olsun kullandığı dil tartışmalara benzin taşıma yönünde olmayacak. Kentin her kesimi ile uzlaşı alanı bulmak konusunda mahir olan ve defalarca sınandığı sınavı tutarlı ve ısrarlı uzlaşı diliyle aşmayı başaran Ünlüce, eninde sonunda önünde bulacağı zor sınavda da Eskişehir’de CHP’nin birleştirici gücü olmaya aday neredeyse tek isim.
Diğer ilçe belediye başkanlarına gelince; Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yöneltilen ‘mutlak butlan’ sorusunu karşısında şaşkınlığının gösterdiği üzere, neredeyse tüm başkanlar ‘bana bunlarla gelmeyin kardeşim’ tavrını takınmış durumdalar.
Özetle söylersek, Eskişehir'de başını Talat Yalaz’ın çektiği Kazım Kurt ve İbrahim Arslan’ın yer aldığı ‘Özel Cephesi’ ile Gaye Usluer ve Jale Nur Süllü’nün yer aldığı ‘Kemal Kılıçdaroğlu Cephesi’ dışında bekleyiş hali var. Taraflar pozisyonlarını koruyor, herkes Ankara'daki mücadelenin Eskişehir’e yansımaması adına sabırlı bir bekleyiş sergiliyor.
Ünlüce, kavganın Eskişehir’e en az hasarı vermesi için tüm ağırlığını ortaya koymuş durumda. Fakat CHP merkezinde büyüyen çatlağın, zamanla yereldeki tüm aktörleri yeni pozisyonlar almaya zorlayacağı da bir gerçek. Günün sonunda haklılar ile haksızlar, kalabalıkların coşkusuna kapılanlar ile yalnız yürüyenler aynı manzarayla yüzleşebilir: Altüst olmuş bir harabe…