Kazım Kurt, CHP’den gitmenin değil, CHP’de kalmanın siyasetini yapıyor. Asıl mesele ise bu tercihten çok, CHP’nin farklı sesleri aynı çatı altında tutup tutamayacağıdır.

Parti içi mücadeleler, kurultaylar, ihraç tartışmaları, sadakat ve muhalefet meselesi...

CHP'nin tarihinde bunların hiçbiri yeni değil. Hatta parti, yalnızca seçimlerle değil, kendi iç tartışmalarıyla da şekillenmiş bir siyasi gelenekten geliyor.

Dün gerçekleştirdiğimiz söyleşide Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt'un üzerinde durduğu noktalardan biri buydu. Kurt, siyasi mücadelesini CHP dışında sürdürmek gibi bir düşüncesi olmadığını açık biçimde ifade etti. Son dönemde değişim hareketi etrafında yer alan isimlerin yeni arayışlara yönelebileceği yönündeki yorumlar düşünüldüğünde, bu açıklama önemsenmeyi hak ediyor.

Türkiye siyasetinde ayrılmak çoğu zaman kalmaktan daha kolaydır. Hele ki siyasal gerilimlerin yükseldiği dönemlerde... Fakat köklü partilerde asıl belirleyici olan, ayrılıklar değil içeride sürdürülmeye çalışılan mücadelelerdir. CHP'nin tarihi biraz da bunun hikayesi. Farklı dönemlerde farklı isimler birbirleriyle sert biçimde karşı karşıya geldiler. Ancak çoğu zaman mücadele partinin dışında değil içinde verildi.

Kazım Kurt'un söylediklerinden çıkan sonuç da bu. Eğer bir siyasi mücadele yürütülecekse, bunun adresi yine CHP olacak. Hatta olası bir ihraç durumunda dahi başka bir siyasi adres arayışından çok, yeniden CHP'ye dönmenin yollarının aranacağı anlaşılıyor.

Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken başka bir konu var.

Parti içi muhalefet ile parti içi hukuk arasındaki ilişki.

Siyasette mağduriyet güçlü bir araçtır. Dışlanmak, cezalandırılmak, susturulmaya çalışılmak kimi zaman kişiye beklemediği bir siyasal alan açabilir. Ancak siyaset yalnızca bunun üzerine kurulamaz. Kurumsal yapıların da bir hukuku, bir işleyişi vardır. Bu nedenle mesele yalnızca haklı olmak değildir; haklılığın hangi yöntemlerle savunulduğu da önemlidir.

Tam bu noktada insanın aklına Kibar Feyzo gelir. Feyzo'nun ağa tarafından kovulmak için yaptığı hamleler filmin mizahi unsurudur. Gerçek siyasette ise kişinin kendisini ihraç ettirmek için bilinçli biçimde gerilim üretmesi sürdürülebilir bir yöntem değil.

Kısa vadede dikkat çekebilir, hatta destek de toplayabilir, fakat uzun vadede komik bir hal alabilir bu durum.

Bu nedenle Kazım Kurt'un önündeki mesele yalnızca CHP içinde kalmak değil, aynı zamanda siyasi itirazını parti içi meşruiyet ve parti hukuku zemininde sürdürebilecek bir dil ve pratik üretmesidir de. Çünkü kalıcılık sağlayan şey yalnızca siyasi kararlılık değil, o kararlılığı kurumsal sınırlar içerisinde koruyabilme becerisi bana kalırsa.

Şimdilik görünen o ki Kazım Kurt, CHP'den gitmenin değil CHP'de kalmanın siyasetini yapıyor. Asıl tartışılması gereken de bu tercihin kime ne kazandıracağı değil, CHP'nin farklı sesleri aynı çatı altında tutma kapasitesini koruyup koruyamayacağı.