Jale Nur Süllü, siyasi geleceği açısından Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında belirleyici bir fark yoksa neden Özgür Özel'den yana açık bir tavır almadı?
CHP'de işler giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Mutlak butlan tartışmasının ardından kimin hangi siyasi hesabı yaptığı, hangi gerekçeyle hangi pozisyonu aldığı her geçen gün daha zor anlaşılır hale geliyor. Bir tarafta yargı kararlarının açtığı koridorda ilerleyen Kemal Kılıçdaroğlu var. Diğer tarafta ise örgüt desteğini, meydanları ve kalabalıkları arkasına alan Özgür Özel…
Her iki tarafın da CHP'nin geleceğine ilişkin berrak, bütünlüklü ve ikna edici bir siyasal çerçeve ortaya koyabildiğini söylemek güç… Kılıçdaroğlu'nun hukuk üzerinden yürüttüğü mücadele kadar, Özgür Özel'in toplumsal destek üzerinden kurduğu siyasetin de partiyi hangi limana ulaştıracağı henüz net değil.
Böyle bir atmosferde Eskişehir CHP'si tercihini büyük ölçüde Özgür Özel'den yana kullandı.
Neredeyse herkes...
Bir kişi hariç; CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü.
Biraz geriye gidelim.
38. Kurultay sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen isimler arasında yer alan Yılmaz Büyükerşen, Ahmet Ataç ve Talat Yalaz gibi aktörler bugün açık biçimde Özgür Özel'in yanında konumlanıyor. Sadece onlar da değil; CHP'nin Eskişehir'deki siyasal ağırlık merkezlerinin neredeyse tamamı aynı hatta buluşmuş durumda.
Tam da bu nedenle Jale Nur Süllü'nün tavrı dikkat çekiyor.
Çünkü ortada yalnızca bir tarafsızlık yok, aynı zamanda yoğun bir siyasal ve psikolojik baskıya rağmen sürdürülen bir mesafe var.
Üstelik bu tutum yeni de değil. Süllü, Ekim 2024'te CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in TBMM'nin yeni yasama yılının açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ayakta karşılanması yönündeki tavrına da mesafe koymuş, o gün Meclis'e girmemeyi tercih etmişti.
Bu çizginin tesadüfi olmadığı söylenebilir.
Süllü'nün daha önce aktif siyaseti bırakacağını açıklamış olması, meseleyi daha da ilginç hale getiriyor. Siyasi kariyerini sürdürmek, yeniden aday olmak ya da parti içindeki güç dengelerinde kendine alan açmak gibi klasik motivasyonlarla açıklanabilecek bir durum da görünmüyor.
Bu nedenle akla şu soru geliyor: Siyasi geleceği açısından Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında belirleyici bir fark yoksa neden Özgür Özel'den yana açık bir tavır almadı?
Aslında işin ilginç tarafı bu bana kalırsa.
Çünkü bugün CHP içerisinde Özgür Özel'in yanında durmanın yalnızca siyasi değil, psikolojik bir konfor alanı sunduğu da söylenebilir. Kalabalığın yöneldiği istikamette olmak, eleştirilerin hedefi haline gelmemek, hatta kimi zaman açıklama yapmak zorunda kalmamak anlamına geliyor.
Düne kadar birlikte siyaset yaptığı bazı isimlerin bugün Jale Nur Süllü hakkında "hain" gibi ağır ifadeler kullanabildiği bir atmosferde, yalnızca bu tür ithamlardan uzak durmak adına bile Özgür Özel'in yanında saf tutmak çok daha kolay bir tercih olabilirdi.
Ki, parti il binasında düzenlenen iki toplantı da bir eski il başkanı, bir de belediye başkanı tarafından kibarca ortamı terk etmesi istenilmesi de ödediği maliyet arasında gösterilebilir.
Fakat Süllü bunu yapmadı.
Aksine, ısrarla tarafsızlığını koruyan bir dil kullanmayı tercih ediyor.
Belki de bu nedenle asıl dikkat çekici olan şey, hangi tarafı desteklediği değil; neden desteklemediği.
Kalabalığın yöneldiği yöne gitmemek bazen başlı başına bir siyasi tavırdır. Bir de bunun kişisel bir maliyeti varsa...
İşte bu yüzden Jale Nur Süllü’nün pozisyonu, CHP içindeki diğer tartışmalardan daha dikkat çekici görünüyor.
Kendisini arayıp tam da bunu sormak istedim. Ancak görev nedeniyle yurt dışında olduğunu öğrendim.
Döndüğünde kendisine yöneltmek istediğim soru aslında oldukça basit:
Ne yapmak istiyor?
Ve daha önemlisi...
Nereye varmak istiyor?
Sanırım bu sorunun cevabını yalnızca ben değil, CHP'yi yakından takip eden Eskişehir kamuoyu da merak ediyor.