Bugün yakın bir seçim olsa, adaylık tartışmasının ilk açılacağı iki ismin Hatipoğlu ve Albayrak olması kimseyi şaşırtmaz. Bu bir tahmin değil, mevcut fotoğrafın söylediği bir gerçeklik.

Yeni Eskişehir Valisi Kim Oldu? Erdinç Yılmaz Kimdir, Nereli, Kaç Yaşında?
Yeni Eskişehir Valisi Kim Oldu? Erdinç Yılmaz Kimdir, Nereli, Kaç Yaşında?
İçeriği Görüntüle

Bazı şehirlerde siyaset ideolojiyle yürür. Bazılarında ekonomi belirler sonucu. Eskişehir’de ise uzun zamandır başka bir şey işliyor: insan faktörü.

Burada seçmen partiye değil, temsil edene bakar. Logoya değil, karaktere oy verir. O yüzden Eskişehir’de siyaset, sistemden çok isimler üzerinden ilerler.

Bu durumun en güçlü örneklerinden biri yıllarca Yılmaz Büyükerşen’di. Hoca’nın gücü partisinden değil, kurduğu bağdan, oluşturduğu şehir hafızasından geliyordu. Yerel siyaset dediğimiz şey tam da buydu: “Ben seni tanıyorum” duygusu. Hangi partiden aday olursa olsun güçlüydü. Çünkü Eskişehir seçmeni yerel sandıkta ideolojik sadakati askıya alabilen, bunu da yadırgamayan bir seçmen profiline sahiptir.

Büyükerşen önce belediye başkanlığını, ardından aktif siyaseti bıraktı. Ama onun temsil ettiği siyaset tarzı bu şehirden çekilmedi. Aksine, yayıldı. Bugün CHP’de de AK Parti’de de, hatta diğer partilerde de kişisel siyaset, parti siyasetinin önüne geçmiş durumda. Söylemler, vaatler, ilişkiler; parti metinlerinden çok aktörlerin karakteri üzerinden okunuyor.

Aslında bu bir tercih değil, bir sonuç. Çünkü Eskişehir’de siyaset artık “parti ne söylüyor?” sorusundan çok, “bu isim bu şehri taşıyabilir mi?” sorusuyla ölçülüyor. Ve bu soru her seçim döneminde biraz daha belirleyici hâle geliyor.

Tam da bu noktada küçük ama önemli bir parantez açmak gerekiyor. CHP’de isimler üzerinden yapılacak bir tartışma için henüz erken. Orada fotoğraf net değil, ışık henüz tam düşmüş sayılmaz. Adayların nasıl belirleneceği, ön seçim olup olmayacağı, parti içi dengelerin hangi yönde şekilleneceği belli olmadan yapılacak her okuma eksik kalır. Bu şehirde erken konuşanların erken yıprandığını çok gördük. O yüzden CHP fotoğrafını şimdilik kenarda tutmakta fayda var. Zamanı geldiğinde o kare de çekilir.

Bugün bilinçli olarak AK Parti’ye odaklanmak istedim. Çünkü bu cephede hareket var, arayış var, pozisyon alma çabası var. İl başkanından vekillere, sahadaki reflekslerden söylem diline kadar okunabilecek daha fazla veri mevcut. Analiz için daha canlı bir zemin söz konusu.

AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın partiyi vitrine çıkarmak adına ciddi bir efor sarf ettiğini inkâr etmek haksızlık olur. Sahada olmayı, görünür olmayı, teması önemsiyor. Ancak siyasette çaba ile karşılığın her zaman aynı doğrultuda ilerlemediğini de kabul etmek gerekiyor. Sürekli yükseltilen beklenti dili, parti tabanında eskisi kadar güçlü bir karşılık bulmuyor gibi görünüyor.

Bir de dikkat çeken şu “birlik ve beraberlik” vurgusu meselesi var. Siyasette eğer bir yapı sürekli birlik fotoğrafı servis ediyorsa, genelde orada bir çatlak vardır. Çünkü gerçek birlik cümleyle değil, refleksle anlaşılır. Fotoğraflar çoğu zaman gerçeği değil, verilmek istenen mesajı gösterir.

Vekil performanslarına baktığımızda ise terazinin son dönemde Nebi Hatipoğlu lehine kaydığını görmek zor değil. Fatih Dönmez’in ağırlığı ve deneyimi tartışılmaz; ancak Eskişehir siyaseti yalnızca ağırlıkla yürümüyor. Yakınlık ister, temas ister, şehrin gündemine müdahil olmayı ister. Dönmez daha mesafeli, daha Ankara merkezli bir profil çiziyor.

Ayşen Gürcan ise Eskişehir iddiasıyla başladığı vekillik sürecinde temposu düşmüş bir görüntü veriyor. Geçirdiği talihsiz kaza elbette önemli bir etken; ancak siyasette görünürlük bazen fiziksel değil, algısal bir eşiktir. O eşik aşılamadığında imaj geride kalır.

Nebi Hatipoğlu ise tam tersine yükselen bir grafik çiziyor. Az konuşup, her konuştuğunda gündem olabilen bir tarz bu. Üstelik ana akım muhalif medyanın radarına girmesi onu zayıflatmadı; aksine tabanında konsolidasyon sağladı. Eskişehir siyasetinde bu sık görülen bir durumdur: Sert rüzgâr, doğru yerde duran ağacı devirmek yerine köklendirir.

Muhalefet refleksine baktığımızda da şehirde Albayrak ve Hatipoğlu’nun öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Diğer aktörler daha temkinli, daha düşük sesle ilerliyor. Eski dönemlerin sert muhalefet dili yok; izleyen, tartan, zamanı kollayan bir siyasi atmosfer hâkim.

Belki de en dikkat çekici nokta şu: Hem Gürhan Albayrak hem Nebi Hatipoğlu, partilerinin klasik siyaset dilinden çok kendi kişisel tarzlarıyla öne çıkıyor. Bu da Eskişehir’e özgü bir durum. Hatipoğlu daha sert ve keskin bir hatta dururken, Albayrak uzlaşıyı zorlayan bir çizgide ilerliyor. Bir gün sert bir tartışmanın tarafı olup ertesi gün “ortak ne yapabiliriz?” diyebilmek, bu şehrin siyaset pratiğinde yabancı bir refleks değil.

Bugün yakın bir seçim olsa, adaylık tartışmasının ilk açılacağı iki ismin Hatipoğlu ve Albayrak olması kimseyi şaşırtmaz. Bu bir tahmin değil, mevcut fotoğrafın söylediği bir gerçeklik.

Eskişehir’de siyaset hâlâ partilerle değil, isimlerle yürüyor.

Ve bu şehir sandıkta en çok şuna bakıyor:

Kim bu yükü gerçekten taşıyabilir?