Tabi ki meclisleri insanlar izlemeli, takip etmeli, orada yaşanan süreçleri kapasitesi oranında gözleyebilmeli. Ancak izleyenler o süreçlere bu şekilde bir müdahalede bulunmamalı.
Doğrunun tarafı yoktur.
Kimin söylediğine, kimin yaptığına bakmadan bazı doğruların ve yanlışların altını çizmek lazım.
Her olaya tarafgil bakarsak, her eleştiriyi düşmanca karşılarşak ve hatalarla yüzleşmezsek hem kendimize hem temsil ettiğimiz düşünceye zarar veririz.
Bunun en canlı örneğini dün akşam gördük.
Tepebaşı Belediye meclisinde yaşanan gerginlik, kaos ve nahoş görüntüler son derece kötü ve tasvip edilemez şeylerdi. Ve başta Ak Partililer dahil pek çok kişi yaşananlara tepki gösterdi.
Şahsen bende o tabloyu tasvip etmeyen, doğru bulmayan taraftayım. Üstelik bunu Ocak ayında “Bunlar Eskişehir İçin Tehlikeli İşler” başlıklı yazımda öngörmüş ve uyarmıştım.
Aynı fikirde olmayabilirsiniz, sizi rahatsız eden söylemlere şahit olabilirsiniz. Hatta hakkınızda alakasız ithamlar, eleştiriler dahi olabilir. Bunları öfkeyle, yüksek sesle hatta hakaretlerle karşılayamazsınız. Biraz sabırlı, sakin ve özenli olmak gerekir.
Hele ki fikir özgürlüğünü savunan, düşünceye saygılıyım diyen sosyal demokratlar bu konuda daha da olgun olmalı.
Hatırlarsınız, geçtiğimiz Aralık, Ocak aylarıydı…
Önce Tepebaşı ardından EBB Meclisinde Yeşiltepe İmar konusu gündeme gelmişti. Yeşiltepe sakinleri mağdur olarak meclise katılmış ancak meclis işleyişine yine aynı balkonlardan bağırarak müdahil olmuş, meclis üyelerine tepki göstermiş, baskı altına almış, kağıtlar saçılmış, öfkeli söylemler sarf edilmiş ve ortaya nahoş görüntüler çıkmıştı.
O günlerde bu işleyişin yanlış olduğunu ve ileride daha sıkıntılı bir boyuta ulaşabileceğini dile getirmiştim.
Zira konu ne olursa olsun, süreç nasıl işlerse işlesin orada yetki almış meclis üyelerinin işleyişine doğrudan müdahale etmek, baskı oluşturmak, yuhalamak gibi refleks göstermek adına kalabalıkların toplanması usule aykırı demiştim.
Nitekim o gün benim söylediklerime şiddetle karşı çıkan Ak Partililer bugün benzeri bir tablonun mağduru oldular. İyi mi?
Meclis ve sonrasında izlediklerimiz telafisi daha zor bir arbede veya fiziki kavgaya dahi dönüşebilirdi. Allahtan o boyuta gelmeden öfkeler yatıştı.
Yani 6 ay önce Ak Partililer insanları toplayıp meclis işleyişine müdahale etti diyen CHP’liler vardı. Bu yanlış diyordu. Ak Partililer ise durumu savunuyordu.
Şimdi ise CHP insanları toplayıp meclis işleyişine müdahale etti diyen Ak Partililer var.
Bu yanlış diyorlar. CHP’lilerin bazıları bu durumu savunuyor.
Bir de 6 Ay önce Ünlüce meclise Yeşiltepelileri almadı diye eleştirip, demokratik değilsiniz diyen bugün ise Ataç meclise insanları topladı diye eleştirenler de var.
Yani işine geldiği gibi konuşan ve kendisiyle sürekli çelişenler…
O durum farklı, bu durum farklı diyerek olayı sulandırmaya gerek yok. Konunun ne olduğu değil sonucun ne olduğuna bakalım.
Velhasıl, lafı uzatmayım.
Ortada uzlaşılması gereken bir gerçek var.
Meclis üyeleri şehirle ilgili, belediye mevzuatında olan kararları almak bunların iyi ve kötü sorumluluğunu paylaşmak ve parti siyaseti yapmak için oradalar.
Tabi ki meclisleri insanlar izlemeli, takip etmeli, orada yaşanan süreçleri kapasitesi oranında takip etmeli. Ancak izleyenler o süreçlere bu şekilde bir müdahalede bulunmamalı.
Bazı özel durumlar olabilir…
Mesela mecliste o gün bir konu hakkında görüşü alınmak üzere alanında uzman ya da teknik isimlere söz verilebilir.
Bazı mağduriyetleri dile getirmek adına temsilcilerin görüşleri alınabilir.
Özel gün veya durumlara göre zaman zaman farkındalık için birileri konuk edilip görüşleri alınabilir.
Fakat iş bağırmaya, kavgaya, hakarete, doğrudan müdahale etmeye hatta fiziki temasa kadar ilerlediğinde bunu tasvip edemeyiz.
Bu Ak Parti içinde CHP içinde diğer partiler içinde geçerli bir doğrudur ve doğru böyle bir konuda tektir.
Yoksa işin sonunu tahmin edemeyiz.
Bir sonraki meclise herkes kendi mahallesinden insanlar getirir, herkes bağırıp çatışmaya başlar ve meclis salonunda boks maçı izlemeye başlarız.
O yüzden herkes şapkasını önüne alarak öz eleştirisini yapmalı.
Herkes karşı tarafın yanlış ya da eksiğini aramak yerine biraz boy aynasına bakabilmeli.
Hele ki küçük bir şehirde, aynı cemiyetin içinde, aynı sofralarda, parklarda, düğün ve cenazelerde bir araya gelirken daha fazla bir kutuplaşmadan iyi şeyler çıkmayacak.