Tüm bunlara rağmen ben bunu yaparım diyen varsa "Helal Olsun" cesur insanmış derim.

Bir süredir sadece CHP'liler değil herkes birbirine bu soruyu soruyor.

Mutlak Butlan kararı sonrası genel merkez gibi Kılıçdaroğlu'na destek vermeyen il başkanlarının değişeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Özgür Özel ile tek vücut hareket eden ve sözünü budaktan sakınmayan Talat Yalaz'ın da değişecek il başkanları listesinde olmaması imkansız.

Haliyle akıllar hep aynı soruya gidiyor.

Yalaz'ın yerine kim gelecek?

Yönetimde kimler yer alacak?

O hamle gerçekleştikten sonra Eskişehir'de neler olacak?

İsimleri bir kenara koyalım. Diyelim ki Ahmet Mehmet il başkanı oldu.

Eskişehir'de il örgütü, ilçe örgütleri, kadın ve gençlik kolları kurabilecek kadar Kılıçdaroğlu destekçisi bulabilecek mi?

Desteklese dahi böylesi küçük bir şehirde O örgütün içine herkese göstere göstere girmekten çekinmeyecek o kadar insan bulunabilecek mi?

Velevki örgüt kuruldu. İsimler bulundu.

Asıl iş burada başlıyor.

Belediye Başkanları bu atanmış yönetime nasıl bir tavır alacak?

Randevu verecek mi, tepki gösterecek mi?

Örneğin normalde Belediye Meclisi'nde doğal lider olan il başkanı o meclis toplantısına gelebilecek mi?

Şehrin diğer siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, konseyler, odalar bu atanmış yönetimle ortak iş birliği yapacak mı?

Şimdi tüm bu sorular ortada dururken ve aşağı yukarı cevapları tahmin ediyorken gerçekten il başkanı olmak isteyen kim olabilir?

Herhangi bir karşılığı olmayacak, tepki gösterilecek, Eskişehir gibi küçük bir şehirde sosyal hayatını etkileme riskini alabilecek aklı selim kaç insan olabilir?

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu toplumsal ve ilkesel duruş karşısında bırakın iktidar hesabını, barajı geçer mi hesabına dönüşecek bu süreci iyi okuması lazım.

Keza Eskişehir hep bir turnusol olmuştur.

Türkiye siyaseti içinde CHP içinde önemli bir nirengi noktasıdır. Farklı partilerin iktidar karşısında yerel ittifakından tutun, ülke genelinde çökmüş bir partiyi şehirde iktidar yapma güdüsüne kadar ezber bozan işler ortaya koymuştur.

Dolayısıyla tabanı olmayan, toplumda düşkün gözüyle bakılacak, vekillik, belediye başkan adaylığı umudu vermeyen bir parti il başkanı olmak için riske girmeye kalkmak bana pek makul gelmiyor.

Ha tüm bunlara rağmen ben bunu yaparım diyen varsa "Helal Olsun" cesur insanmış derim.

Özetle. .

İsim kısmına odaklanmıyorum.

Böyle süreçlerde toplum mühendisliği yapanlar vatandaşı hafife alır.

Kamuoyu vatandaşı değil vatandaş kamuoyunu yönetir.

Umarım anlatabilmişimdir...