Lakin bu sorunlar yüzleşmemiz, çözüm aramamız, refleks göstermemiz gereken meseleler. Koltuk değişecek, iktidarlar, yandaşları, isimler değişecek ama şehir burada duruyor.
Tamam siyasetten kopamıyoruz.
Reytingi yüksek, alıcısı çok. Üstelik siyaseten yazılanlara niyet mektupları, ithamlar, iddialar, 3 kişilik kulis bilgileri sıkıştırmak gibi bir lüksümüz var. Hele hele Eskişehir gibi hacmi küçük, kamuoyu 1, 2 bin kişi ile sınırlı ve kaosu bol bir şehirde malzeme sorunu çekmiyoruz.
Ama,fakat, lakin…
En fazla 10 bin kişinin gündeminde sıkışıp kalırken şehrin tamamını ilgilendiren bazı meseleleri es geçmeye başladık.
Siyasetin dışındaki gündemi, sorunları, küçük görülen ama şehir konforunu etkileyen gündelik sorunları halı altına süpürüyoruz.
Bugün ihmal ettiğimiz o konulara kısa kısa biraz değinmek istiyorum.
Mesela son günlerin gözde sorunu… Sinekler ve Park Bakımları…
Öncelikle yağmurların beklenenden fazla yağdığı, haliyle nemin yüksek, otların daha hızlı büyüdüğü ve zararlı haşerelerin, sineklerin larva ve üreme hızının olağan dışı olduğu bir süreçteyiz. Bunu kabul etmiyor değilim.
Fakat bu Eskişehir’de yaşayan insanların bu kadar mağdur olmasına sebep olacak bir mazeret olmamalı. Bel boyuna ulaşan otlar ile koloni haline gelen sineklerden kurtulmak için yerel yönetimlerde olağanüstü çaba harcamalı.
Şartlar olağanüstü iken tempo olağan olamaz. Daha fazla geçici işçi, daha fazla mesai, daha fazla ilaçlama gibi seçenekleri görmek ve zaten kısa süren yaz mevsiminde biraz açık hava keyfi yapmaktan imtina etmemeliyiz. Üstelik yüz binlerce turist ağırlayan şehirde sinekli bakkal gibi bir imaj inanın çok kötü bir referans.
Yerel yönetimleri ilgilendiren bir başka mesele ise malum çukurlar, kaldırımlar ve çöpler…
Bu noktada kendimize de özellikle çöp konusunda bir eleştiri getirelim.
Ne yazık ki günün belli saatleri yerine her saati çöp çıkartıyoruz. Ne yazık ki doğru çöp poşetleri kullanmıyoruz. Ne yazık ki Tertemiz Eskişehir sloganına uygun bilince ve alışkanlıklara sahip değiliz. Hatanın yarısı bizim.
Öte yandan çöp konteyner sayıları yetersiz, konteynerlerin kendisi bile çöp gibi kirli ve çöpler birikip taşsa bile belli saatler dışında toplanmıyor.
Asfalt konusunda ise halen aynı yerdeyiz.
Ana caddelerde pek sorun yok ama ilçe belediyeleri ilgilendiren ara sokaklarda maalesef havalar ısınmasına rağmen bir değişim yok. Birbiriyle farklı boylarda kaldırımlar, bisiklet, scotter kullanmayı bile zehir eden çukurlar ve her yağmurda küçük göletlere dönen noktalar günlük yaşam mesaini olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Peki, sorunlar sadece yerel yönetimler kaynaklı mı? Elbette hayır…
Zaten kurumsal kamu hizmetleri teker teker şehirden kopuyor, dur diyen yok.
Özelleştirme ile sağlık alanları tehdit altında ama verilen sözlerin resmi bir karşılığını göremiyoruz.
Çevre yolları, ilçe yolları, yeni su kaynakları meselesi gibi pek çok konu somut bir finale erişemedi.
Ak Parti'nin bakanlık yapmış 2 vekili pek çok konuda sessiz, il başkanı çok görülmeyi seviyor ama beklentileri görmekten pek haz almıyor.
Üstelik ekonomi gibi merkezi hükümet kaynaklı çok daha ciddi sorunları maalesef Eskişehir’de daha büyük oranda hissediyoruz.
Ülke enflasyonu neyse Eskişehirde hissedilen sıcaklığı yüzde 30 daha fazla…
Konut, yeme içme, sosyalleşme, sanayi üretimi gibi birbiriyle entegre ciddi sıkıntılar mevcut.
Organize sanayi bölgesinde üretim yapan büyük işletmelerin bile nasıl bir sıkıntı içinde olduğunu görüyoruz. Büyük işletmelere bağlı yan sanayinin akıbeti ise giderek belirsizleşiyor.
Teşvikten muaf bırakılan şehrin sürekli artan enerji maliyetleri, işçilerin aldıkları ücretle açlık sınırı altında yaşam mücadelesi artık S.O.S. verme noktasında. Dolayısıyla ara eleman sorunu üretimi ve şehir ekonomisini tehdit eder seviyeleri çoktan aştı.
Barınma ise en büyük dertlerden birisi…
Eskişehir’de çevre şehirlere hatta metropol şehirlere oranla inanılmaz abartılı fiyatlar çıkıyor karşımıza. 10-12 milyonluk daireler, 300-400 bin lira kira istenen dükkanlar arasında 20 bin lira emekli ücreti 30 bin lira asgari ücret alanların nasıl yaşayacağını, ne kadar dayanacağını da kendileri dahil kimse bilmiyor.
Doğalgaz desteğinde soğuk iklime rağmen Eskişehir ile İzmir’i aynı ortalamaya koyanlara dahi gereken tepkiyi veremedik.
Ülke genelinde olduğu gibi ilaca erişim, sağlık, eğitim konularında da tek tek sayamayacağımız sorunlar var.
Sözün özü…
Siyaset tamam ama hayat devam ediyor ve biz sorunlar yumağı içinde debelleşirken çözümleri beklemek bir yana sorunları dile getirmeye bile mecalsiz kaldık.
Bir de şucu,bucu gibi kutuplaşmanın en keskin darbesini vurmaya başladık birbirimize.
Eskişehir gibi töloransı yüksek bir şehirde şimdi nefreti, öfkeyi, şiddeti konuşuyoruz.
Tek tek detaya girerek yazamıyorum bugün. Genel bir başlıkta gelişigüzel sıraladım.
Lakin bu sorunlar yüzleşmemiz, çözüm aramamız, refleks göstermemiz gereken meseleler.
Koltuk değişecek, iktidarlar, yandaşları, isimler değişecek ama şehir burada duruyor.
Biraz ona yüz çevirmeliyiz.