Peki 3 bin liralık sayaç bedelini tartışırken her ay cebimizden çıkacak doğalgaz parasındaki adaletsizliği de aynı kararlılıkla sorguluyor muyuz?
Evinize internet bağlatırken modem parası ödüyorsunuz. Elektrik veya doğalgaz abonesi olduğunuzda da sayaç ve ölçüm altyapısının maliyeti farklı kalemler üzerinden karşınıza çıkabiliyor.
Otoyoldan geçerken, köprü kullanırken para ödüyoruz. Tuşlu telefondan akıllı telefona geçerken de yıllar önce telefon almıştım, şimdi neden yeniden para veriyorum diye bir tartışma açmıyoruz.
Ama konu ESKİ'nin yeni nesil su sayaçlarına gelince 3 bin liralık bedel bir anda büyük bir tartışmanın merkezine oturuyor.
Elbette vatandaşın ödediği her kuruşu sorgulaması en doğal hakkı. Kimse buna itiraz edemez. Ancak eleştirinin de bir zemini, tutarlılığı ve hakkaniyeti olmalı.
Üstelik mevcut aboneler için sayaç değişimi zorunlu değil. İsteyen yeni sisteme geçecek, istemeyen mevcut sayacıyla su yüklemeye devam edecek.
Daha da dikkat çekici olanı, bu konuda siyasi saiklerle eleştiri getirenlerin önemli bir kısmı, ESKİ yönetiminin bedelin mevzuat gereği alınması gerektiği yönündeki açıklamasını da biliyor.
Buna rağmen eleştirinin yönü değişmiyor. İktidarı eleştirmenin değil, muhalefeti eleştirmenin daha cazip olduğu bir siyasi iklimde şaşırmamak gerekiyor.
EBB ve ESKİ yıllardır su yükleme noktalarındaki kuyruklar, internetten yükleme yapılamaması ve kartlı sistemin yarattığı sorunlar nedeniyle eleştiriliyordu. Şimdi yerli üretimle bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefleyen yeni bir sistem devreye alınıyor.
Yıllardır dile getirilen bir hizmet talebi karşılanmış. Buna rağmen ortaya çıkan her yeniliğe bir kusur bulma alışkanlığından vazgeçemiyoruz.
Fakat ben sayaç parasını konuşurken çok daha önemli, çok daha geniş kesimleri ilgilendiren başka bir maliyetin altını çizmek istiyorum.
Bir sayaç tercihe bağlı, doğalgaz ise mecburiyet.
Eskişehir'de yaşayanlar bilir. Ayazı, ayazın insanın yüzünü kesen soğuğu bu şehrin gerçeğidir. Kış aylarında kombilerin aylarca çalışması bir tercih değil, ihtiyaçtır.
Peki 3 bin liralık sayaç bedelini tartışırken her ay cebimizden çıkacak doğalgaz parasındaki adaletsizliği de aynı kararlılıkla sorguluyor muyuz?
Rakamların söylediği başka bir şey var
4 Nisan 2026 itibarıyla konutlarda kademeli doğalgaz fiyat uygulamasına geçildi. Sistemle birlikte her il için aylık tüketim limitleri belirlendi. Belirlenen sınırın altında kalan tüketim daha düşük fiyatlı birinci kademeden, sınırın aşılması halinde ise o ayın tüketiminin tamamı ikinci kademeden ücretlendiriliyor.
Limitler, EPDK'nin son beş yıllık il bazlı hane başına ortalama tüketim verileri esas alınarak hesaplanıyor. Bu ortalamanın yüzde 75 fazlası aylık sınır olarak belirleniyor.
Kağıt üzerinde makul görünen bu yöntemin uygulamada sorgulanması gereken sonuçları var.
Örneğin Ekim 2026 verilerine baktığımızda Ankara'nın birinci kademe sınırı 76,86 Sm³ iken Eskişehir'in sınırı 46,74 Sm³.
Arada yaklaşık yüzde 39'luk bir fark var.
Aynı iklim kuşağında bulunan, kış şartları birbirine benzeyen iki şehirden Eskişehir'e neden bu kadar düşük bir tüketim sınırı tanındığı sorusu cevabını bekliyor.
Üstelik Eskişehir'in kış şartları düşünüldüğünde bu rakamın hangi tüketim verileriyle ortaya çıktığı da açıklanmalı.
Burada bir ayrıntıyı da gözden kaçırmamak gerekiyor. Limitler her ay değişiyor. Kasım 2026 tablosunda Eskişehir'in sınırı 284,83 Sm³, Ankara'nın ise 283,78 Sm³ olarak belirlenmiş. Dolayısıyla Ekim ayındaki farkı bütün kışa yaymak doğru değil. Ancak Ekim ayındaki belirgin farklılık da açıklanmaya muhtaç.
Bir başka önemli nokta daha var. Vatandaş belirlenen sınırı bir metreküp dahi aşarsa yalnızca fazla kullandığı miktar değil, o ayki toplam tüketimi ikinci kademe fiyatından hesaplanıyor.
İşte burada mesele büyüyor.
Birinci ve ikinci kademe arasındaki fiyat farkı oldukça yüksek. Dolayısıyla tüketim sınırının belirlenmesinde kullanılan yöntem, doğrudan vatandaşın cebine dokunuyor.
Eskişehir'in hakkı teslim edilmeli
Sayaç bedeli üzerinden yürütülen tartışmaların bir kısmı birkaç gün içinde unutulacak. Ancak doğalgaz faturaları her ay kapımıza gelecek.
Eskişehir'in soğuğunu yaşayan vatandaş, bir yandan yüksek enerji maliyetleriyle mücadele ederken diğer yandan tüketim sınırlarının hangi ölçütlerle belirlendiğini sorgulamak zorunda kalmamalı.
İktidarından muhalefetine, milletvekillerinden yerel yöneticilere kadar herkesin bu rakamların nasıl belirlendiğini sorgulaması gerekiyor.
Bir tarafta isteğe bağlı 3 bin liralık sayaç tercihi, diğer tarafta her ay ödenmek zorunda olunan doğalgaz faturası var.
Hangisinin daha büyük bir mesele olduğu ortada.
Eskişehir'in ayazını Ankara'dan daha az hissediyormuş gibi bir hesaplama yapılmasını kimseye anlatamazsınız. Rakamlar açıklanmalı, yöntem şeffaf olmalı ve şehrin gerçek tüketim koşulları dikkate alınmalı.
Yoksa Aralık ayında yine farklı bir tarife ile karşılaşabiliriz…