ESOGÜ Tıp Fakültesi binası bu güncel haritaya göre 2 ayrı ve diri fay hattının tam ortasında kalıyor.
Eskişehir Umursamazlığı…
Trafik, Yol, Su, Afet…
Hemen her gün oturup Eskişehir üzerine sorunlar listesi hazırlayabiliriz.
Kimi asla sorun olarak kabul edilmeyen sorunlar.
Kimi çözüm için herkesin hemfikir olduğu ama asla hamle yapılmamış sorunlar.
Kimi çözümüne başlanmış ama ilerleme kaydedilmeyen sorunlar.
Kimi ise artık umudu kestiğimiz ve asla çözülmez dediğimiz nice somut sorun var.
Bu sorunlar konusunda sık sık tekrara düşüyor, havanda su dövüyoruz.
Şehrin yönetenler, karar vericiler, siyaset yapanlar değişiyor ama bizim tekrarlar devam ediyor.
Dolayısıyla şehrin tüm sorunlarının üstünde, piramidin tepesinde başka bir sorunumuz var.
UMURSAMAZLIK!
Ne yazık ki şehir bilinci umursamazlık konusunda yetkin ve güçlü değil.
İnsanlar sorunların üstüne gitmek yerine o sorunu inkar etmeye, siyasileştirmeye, başka emsaller ile ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Süreci geçiştirirken ortaya çıkacak sonucu okumuyor, ciddiye almıyor. Kaygılanmıyor.
ESOGÜ Tıp Fakültesi binası bunun en canlı örneklerinden birisi olarak karşımızda.
Yıllar önce bu bina depreme dayanıksız diye iddia etmeye başladık. Aylarca cevap alamadık.
Bu cevapsızlık karşısında bizzat CİMER’e başvurdum ve aylar sonra CİMER sayesinde bulanık bir cevap almıştık.
Ve şu an herkes 1010 yatak kapasiteli her gün binlerce insanın yaşam alanı olmuş bu hastanenin risk altında olduğunu biliyor.
Ancak yıllardır bu riske rağmen tek bir somut adım, tek bir B planı devreye alınmadığı gibi kimse olası bir afet ya da yıkım durumuna karşı dertlenip kendini sorumlu hissetmiyor.
Bakın geçtiğimiz günlerde MTA tarafından diri fay hatları güncellendi…
ESOGÜ Tıp Fakültesi binası bu güncel haritaya göre 2 ayrı ve diri fay hattının tam ortasında kalıyor.
Kampus bahçesinden 2 ayrı fay hattı geçiyor ve bu hatların üretebileceği deprem şiddeti yaklaşık 6.4 gibi büyük bir oran.
Ancak daha vahim olan 6.4 orandan ziyade binanın yani yapı stoğunun bir afet durumuna karşı zayıf olması.
Hatırlarsınız binayı güçlendirmek için bir çalışma başlayacağı duyurulmuştu.
Ancak binanın güçlendirme ile bile çok stabil bir dirence sahip olmayacağı iddiaları netleşmeden. Ve bu güçlendirme operasyonu için 600 milyon lira gibi büyük bir bütçe ayrılmıştı.
Gelin görün ki güçlendirme ile bile sorun çözülmez denilen bina için ayrılan bütçeden bugüne kadar sadece 620 bin lira harcanmış. Şaka gibi ama değil.
Yani o konuda bile herhangi bir çalışma yapılmamış.
Bir ara şu aralar özelleştirme kapsamına alınan eski Devlet Hastanesi arazisine yeni bir devlet hastanesi yapılacağı müjdelenmişti. ESOGÜ bu binaya geçici olarak tahsis edilecek ve kampus içinde yeni bir hastane binası açılıncaya kadar orada faaliyet gösterecekti.
En azından bir plan vardı.
Şimdi o alan özelleştirme kapsamına alınınca bu uzun vadeli planda ortadan kalktı.
Yani ne güçlendirme yapılıyor.
Ne yeni bir binada geçici olarak faaliyet gösterme umudu var.
İşin üzücü olan kısmı ise az önce dikkat çektiğim kısım…
UMURSAMAZLIK!
Herhangi bir yetkili, siyasi, kendini sorumlu hisseden ve bu konuda ağzını açan birilerinin olmaması…
Üstelik bu yeni diri fay haritası sadece ESOGÜ’yü tehdit etmiyor.
Mesela fayların depreme olabilecek etkisi de değil.
Şehrin bütününde olduğu gibi pek çok kamu kurumunun olabilecek bir afete karşı direnç gösterebilecek bir yapı kalitesinde olmaması.
O yüzden bir kez daha UMURSAMAZLIK meselesini şehrin en büyük sorunu olarak güncelliyor ve bu konuda hem iktidar kanadı hem yerel yönetimler hem de ilgili, sorumlu meslek odalarının sınıfta kaldığını belirtmek istiyorum.