İletişim, günümüzde başarının en temel şartlarından biri.
Belki de mesleğim gereği bu konuya fazlasıyla önem veriyorum.
İyi bir ürün, kaliteli bir hizmet ya da önemli bir fikir…
İletişim yoksa hepsi eksik kalır.
Üstelik bu çağda, onlarca iletişim kanalı varken kimsenin bahanesi de kalmadı.
Eskiden “Bize yer vermiyorlar”, “Sesimizi duyuramıyoruz” denebilirdi.
Bugün bu serzenişlerin tamamı geçerliliğini yitirdi.
Ben bugün iyi iletişim örneklerini anlatmayacağım.
Tam tersine, kötü iletişimi…Hatta iletişimsizliği.
Yaklaşık iki yıldır kamuoyunun gündeminde olan, ilk adımlarına bakarsak 9–10 yıllık bir geçmişe sahip bir konudan söz ediyorum: Mihalgazi’ye, Alpagut’a kurulması planlanan maden.
Genel olarak madencilik sektörünü iletişime kapalı buluyorum.
Belki kendilerince haklı gerekçeleri vardır.
Ama iletişim olmadan bu işler nasıl yürüyecek?
Birbirimizi nasıl anlayacağız?
Nasıl, hangi zeminde tartışacağız?
Alpagut’taki süreç maalesef bu soruların cevabını vermiyor.
Gerçi madenlerin büyük kısmı böyle ilerledi…
Alpu’ya kurulmak istenen termik santrali hatırlayalım. Haberi yaparken şok olmuştum.
Toplantıya gelen muhtarlara tüy dökücü krem, güneş kremi, düdük falan dağıtılmıştı!
Kaymaz’da yaşananlar ise hâlâ hafızalarda.
Şimdi benzer bir tabloyu Alpagut’ta görüyoruz.
Son iki-üç yıldır bu konuyla ilgili yazılmayan, çizilmeyen neredeyse kalmadı.
STK’lar konuştu.
Gazeteciler yazdı.
Siyasetçiler görüş bildirdi.
Herkes konuştu…
Madenciler hariç.
Yanlış hatırlamıyorsam, maden şirketi iki yıl kadar önce medyaya birkaç ziyaret yaptı.
Sonra da ortadan kayboldu.
“Ben mi kaçırdım?” diye tekrar baktım.
Resmî bir açıklama yok.
Ne yapılacak, nasıl yapılacak, hangi yöntemler kullanılacak bilmiyoruz.
Ortada dolaşan bilgiler kulaktan dolma, tahminlere dayalı.
En kötüsü ne biliyor musunuz?
Karşımızda bir muhatap yok.
İddiaları kime soracağız?
Tahminleri kim doğrulayacak?
Yanlış bilgiyi kim düzeltecek?
Bir konu ortaya atılıyor, günlerce tartışılıyor.
Sonra bir madenci arkadaş arayıp “Aslında o konu öyle değil” diyor.
Ama şirketten yine ses yok.
Sessizlik devam ediyor.
Oysa bu mesele hepimizi ilgilendiriyor.
Bu kadar geniş bir etki alanı olan bir konuda bu denli suskunluk kabul edilebilir değil.
Onlarca soru var, tek bir resmî muhatap yok.
Umarım bu böyle devam etmez.
Bir an önce kapsamlı bir bilgilendirme yapılmalı.
Toplantı olabilir.
Basın bülteni olabilir.
Ama en önemlisi, gazetecilerin ve kamuoyunun karşısında muhatap bulabileceği bir iletişim sistemi kurulmalı.
Çünkü iletişim olmadan güven olmaz.
Güven olmadan da hiçbir proje sağlıklı ilerlemez.